10 Kasım: Atatürk'ü Anlamak, Onu Yaşatmak



Bazı insanlar vardır

Yüz yüze gelmeden, hiç görmeden seversin

Sevgisini ruhunda taşırsın

Bıraktığı izleri kendine rehber edinirsin


Bazı insanlar vardır

Karanlığı aydınlatan ışıktır

Bir ulusun istikbalini yaratır


Bazı sonlar vardır

Bir milletin kalbinde, sonsuzluğu yaratır


29 Ekim 1933. Cumhuriyetin 10. yıl coşkusuyla dolu olan binlerce insan Ankara hipodromdaki yerini almış. Atatürk’ün elinde bir önceki akşam hazırladığı yedi beyaz sayfa. Milletine geçen yılların hesabını veriyor ve yapılacakları anlatıyordu. Birinci sayfa şu sözlerle başlıyordu: "Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız." İkinci cümle: "Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun." şeklinde devam ediyordu.


Son sayfada, son cümle: "Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını, daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne Mutlu Türk’üm diyene!" sözleriyle bitiyordu.


Bu son cümleden önce, Atatürk'ün sesinden duymadığımız, ancak kağıda yazdığı şu sözler hüzünlü bir veda gibiydi: "Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden (Türk Milleti'nden) ve bütün medeni beşeriyetten (uygar insanlık âleminden) dileğim şudur: Beni hatırlayınız!"

Atatürk, taslak olan yazısını düzeltirken, bu cümleye geldiğinde duygulanır. O anda, yanında bulunan Hikmet Bayur’un da önceki gece verdiği tavsiyeyle bu cümlenin üzerini çizer ve törende okumaz.


Değil Türk milleti, tüm dünyada lider olarak hafızalara nakşedilmiş bir insan nasıl unutulurdu? Öyle geçip gitmemişti ki dünyadan; yıkılmış bir imparatorluktan yeni bir devlet yaratmış, bir ulusun yaralarını sarmıştı.


Unutulmamaktan kasıt her 10 Kasım'da kabrini ziyaret etmemiz, onu anmamız mı? Hayır. O zaman ne olabilir? Tabii ki; fikirlerinin, düşüncelerinin, inkılaplarının unutulmaması ve en önemlisi anlaşılmak istenmesi.



ATATÜRK'Ü ANLAMAK

Yazar, tarih araştırmacısı Turgut Özakman, kendisiyle yapılan bir röportajda; "Biz dahi yetiştiremedik. Dahi nedir bilmiyoruz. Yalnızca bir dahi yetiştirdik. Onu da bilgisizliğimiz nedeniyle doğru yorumlayamıyoruz..." diyor.


Tüm bunları düşünürken, serbest çağrışımla "Atatürk'ü anlamak" kavramını yeniden anlamlandırmak istedim kendimce. Atatürk için ağlamak, Atatürk’e özlem duymak ya da onu çok sevmek ayrı şeylerken Atatürk’ü anlamak çok daha farklı bir şey bence. Benim için Atatürk'ü anlamak demek; tarihten ders alıp geleceği ona göre şekillendirmektir. Bilimde, fende ileri olmaktır. Herkesin önce insan olduğunu bilmek fakat milletini üstün tutmak, yeri geldiğinde milli değerlerinden ödün vermemektir. Kültürünü yaşatıp aynı zamanda muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmaktır. Ülkedeki herkesin refah içinde yaşamasını sağlamaktır. Kendi kaynaklarıyla kendine yetebilmek, halkını muhtaç etmemek demektir. Hukuku üstün tutmak, adalete güveni sağlamaktır. Atatürk aynı zamanda cumhuriyetçilik, milliyetçilik, tam bağımsızlık,

anti-emperyalizmcilik de demektir. Şartlar ne olursa olsun asla vazgeçmemek sonuna kadar mücadele etmektir.


ATATÜRK'Ü YAŞATMAK DEMEK...


Yıkılmak, ele geçirilmek istenen vatanımızdaki milli mücadelemizin lideri, milli inanç ve ve azimle dünya tarihine yazılan destanın imzası Atatürk.

Bugün...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e veda etmenin, saygı ve minnetle anmamızın hüzünlü yıl dönümündeyiz.


O...

Yaşatılmak istenecek.


Elbette ki...

Onu yaşatmak demek; adına anıtlar dikmek, yollara, köprülere ismini vermekten ibaret değildir. Onu yaşatmak demek aynı zamanda; onu anlamak, onun kurduğu cumhuriyete yakışır bir vatandaş olmak, Türkiye ve milletini yüceltmek demektir.

Bizler her 10 Kasım'ı, bıraktığı eserlerin izinde, ülkeyi daha da ileriye götürebilmek adına neler yapılabileceğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak görmeliyiz. 10 Kasım'ı, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni bizlere emanet ettiği bir gün olarak düşünmek, sanırım doğru bir yaklaşım olacaktır. Atatürk'ü her 10 Kasım'da daha iyi anlamak, anlatmak ve yaşatmak hepimizin görevi olsun ki, bizden sonraki nesiller onu daha iyi anlayabilsin.

Kaynakça: Hikmet Bayur, Atatürk’ten Anılar, Türk Tarih Kurumu, Ankara

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.