BUGÜN BİR HAYAT VE ÜMİT BAŞLANGICININ YIL DÖNÜMÜ

En son güncellendiği tarih: Haz 21


Adına ister 19 Mayıs, ister milli mücadele, istersek de ulusal egemenlik diyelim. Bugün bir hayat ve ümit başlangıcının yıl dönümü...

Cihana hükmeden bir devlet ne acıdır ki işgal güçleriyle çevrilmişti.

İngilizler, Yunanlar, Fransızlar ülkede kol geziyordu.

Donanma, ordu, asker bozulmuş, bozgun üstüne bozguna uğramış.

Sanat, bilim, eğitim kavramları gelişmemiş.

Sanayi ve üretimde bir adım bile yol kat edilmemiş.

Hükümet yabancı bankalardan aldığı borçları ödeyemeyince demiryolları, liman, posta, telgraf kurumları ile tütün, şeker, pamuk başta olmak üzere ülkenin tüm gelirleri borç veren ülkelerin yönetimine devredilmiş.

Osmanlıya başkentlik yapmış Edirne ve Bursa dahil yurdun dört bir köşesi Yunan, Fransız, İtalyan, İngiliz ve müttefik ülkeler tarafından kirletilmiş.

Meclis basılmış, milletvekilleri tutuklanıp hapse atılmış, bir kısmı Malta‘ya sürgüne gönderilmiş,

Dünyaya hükmeden bir hanedanlık tüm topraklarını yitirmiş, gururu kırılmış...

1. Dünya Savaşı'ndan sonra sözde barış antlaşması olan, Sevr antlaşmasını imzalayan Osmanlı bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmişti ama, Anadolu'da var olan sefalet, açlık ve hastalıkla boğuşması yetmezmiş gibi kendi topraklarında el olmuş Türk milleti, emperyalizmi kabul etmeyen, özgür ruhuyla milli mücadelenin kıvılcımlarını saçmaya başlamıştı bile...





MAKUS TALİHİ DÖNDÜREN ADAM


Takvimler 16 Mayıs 1919'u gösteriyor. 22 arkadaş bir vapurun içinde, İngiliz askerlerinin işgal ettiği İstanbul'dan yola çıkıyor. Damat Ferit Paşa hükümeti Anadolu'daki direnişçileri dağıtmak için 9. ordu müfettişi unvanıyla Mustafa Kemal'i yolluyor. Amaç şu: Anadolu'ya gidip direnişçilerin elindeki cephane alınacak, direnişçiler dağıtılacak. Yani İngilizler ne istiyorsa o yapılacak.


Kız kulesine geldiklerinde İngiliz askerleri vapuru durdurarak silah ve cephane kontrolü yapıyor. Bir ülke düşünün ki yabancı askerler kendi toprağında seni durduruyor Anadolu'ya çıkışın için gerekli belgeleri kontrol ediyor. Onlar vapurda cephane aramayı sürdürürken Mustafa Kemal yanındaki arkadaşına şunu söyler: Bunlar böyledir işte yalnız demir, çelik ve silaha dayanırlar, biz silah ve cephane değil ülkü ve inanç dolu bir kafa götürüyoruz.

Samsun'a vardıklarında tarih 19 Mayıs 1919'dur. Mustafa Kemal Samsun sokaklarında bir duvarın dibine çökmüş, üstü başı perişan halde, ağlayan bir er görür. Yanına giderek sorar: Asker ağlamaz sen neden ağlıyorsun? Asker cevap verir: Düşman yurdu bastı, hükümet bizi terhis etti, silahlarımızı elimizden aldılar düşmanla ne ile savaşacağım? Mustafa Kemal'in aradığı işte bu inançtı... Elinde silah olmasa dahi düşmanla savaşmayı düşünen, yurdunu işgalden korumaya çalışan, gözlerinin içi parlayan, özgürlüğü isteyen bu genç er Mustafa Kemal'e kurtuluş mücadelesinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösterdi. Artık Türk milletini bekleyen kurtuluşa ilk adım atılmıştı. Atılan o adım bir milletin küllerinden var olmasıyla kalmayıp cumhuriyetin temellerini de oluşturmuştu.




BİR GENÇ OLARAK

Elbette ki sendeleyebiliriz bazen sahip olduğumuz bütün bu değerleri unutabiliriz ama ruh ve inanç ölmez. Gerektiğinde ne kadar güçlü olduğumuzu biliyoruz. 101 yıl sonra bugün geçmişe bakarken şunu düşünüyorum: Ben cumhuriyetin getirmiş olduğu fikirler ve özgür kafayla yetiştirildim. Kimse bu değerleri benden çalamaz, kimseye aklımı kiraya vermem. Kimse düşüncelerime halel getiremez. Gerçekleri örtbas edip, unutturmaya çalışsalar da onlardan asla vazgeçmem. Demir, silah ve çeliğe karşı sahip olduklarım beni ben yapan değerlerdir.


BU MİRAS HEPİMİZİN


Aslına bakılırsa bu kutsal bir miras... Atalardan, tarihten gelen acıyla, gururla, şerefle yoğrulmuş bu kıymetli mirası değil 101 yıl, aradan binlerce yıl geçse de diğer kahramanlıklarımız gibi, Malazgirt gibi, İstanbul'un fethi ve yüzlerce zafer gibi unutmak mümkün değil. Bağımsızlık ve egemenliğimizi bizlere bağışlayan milli mücadelemizin başkomutanı, devletimizin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ‘e, onun kahraman arkadaşlarına minnet ve şükran duymalı... Ruhları şad, mekanları cennet olsun.


Bu bayramlar ve yarınlar bizim!






161 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.