39 Saniye


1960’lı yılların ortasında hayatımıza bir terim dahil olmaya başladı. Bu terim yıllar öncesinde basit bir abaküsten ilham alınarak icat edilmiş bilgisayarlar arasında ağ paylaşımı gereksiniminden ortaya çıkmış olan internet terimiydi. İnternet aslında ilk başlarda ABD’nin Savunma Bakanlığı tarafından ortaya çıkarılan ve askeri amaçlar için kullanılması planlanan paket dağıtımı ağı olan ARPANET ile hayatımıza giriş yaptı. Daha sonra, 1980’lere doğru teknolojik iyileştirme çalışmalarının getirdiği gelişmeler ile birlikte daha karmaşık ağlara ihtiyaç duyuldu ve ARPANET daha büyük ağlara bağlanabilen bir yapıya sahip oldu. Böylece zamanın teknolojisi izin verdiği ölçüde bilgisayarlar arası veri akışı sağlandı.

Zamanla veri akışı yapılan bilgisayarlar arasındaki mesafenin de önemini

yitirmesiyle birlikte iki bilgisayar arasında rahatlıkla dosya iletimi yapılmaya başlandı. Dosya iletimi ve bilgiye ulaşmanın önemi anlaşıldıkça araştırma ve geliştirme çalışmaları daha da arttı ve 1 Ocak 1983 tarihi ile, ARPANET ağa bağlı olan her bilgisayarın “İletişim Kontrol Protokolü” ’nü kabul etmesi gerektiğini duyurdu. Bu olay artık internetin ciddi bir temelini attı ve artık bilgisayarlar ve internet evlerimize girmeye hazır hale gelmiş oldu. 1990 yılına gelindiğinde tahminler Dünya nüfusunun yarısının yani yaklaşık 2.64 milyar insanın internet kullanmaya başladığını gösteriyordu. İstatistiklere baktığımızda bu sayı 2020 yılı için 4.57 milyar insanın yani şu anki nüfusun yaklaşık %59’unun interneti aktif olarak kullandığını göstermekte, bu neredeyse 1990 yılındaki nüfusa denk… Tabi internetin sağladığı bu kadar kolaylık, hız ve yapılan işlere katılan mükemmellik varken geri durmak biraz olanaksız.

Şöyle bir bakacak olursak; hayatımızın büyük çoğunluğunu sanal bir dünyada geçirir olduk, sadece fiziksel bir dünyada yaşamıyoruz. Eskiden çokta alakamızın olmadığı belki sadece oyun oynamak için kullandığımız bilgisayarları ve interneti artık neredeyse hayatımızda merkez bir noktaya koymuş durumdayız. Ödemelerimiz, alışverişlerimiz ve daha nice ihtiyaçlarımızı internet üzerinden hallediyoruz. Tıkladığımız her sayfayla her bağlantıyla bir etkileşim içerisindeyiz. Fakat her ne kadar bu etkileşimden ve içinde bulunduğumuz durumdan hoşnut bir şekilde hayatımıza devam etsek de takdir edersiniz ki her zaman hoş şeyler yaşanmıyor. Çevrimiçi ağları kullanan her bireyin artık sanal bir profili ve görünürlüğü vardır. Sanal profilimizi, ağa bağlı olarak gerçekleştirdiğimiz her işlem, alışverişlerimiz, adresimiz, sosyal medya hesaplarımız ve şifrelerimiz gibi önemli kişisel bilgilerimiz oluşturur.


Yazıma bir soru ile devam etmek istiyorum: Evinizin veya arabanızın anahtarlarının başka insanlarda da olması durumunda rahat ve güvende hisseder misiniz?

Sorunun cevabı tabii ki de hayır. Şimdi bu sorudaki ev ve arabanın yerine sanal profilimizi ve bilgilerimizi koyalım. Cevabın yine değişmeyeceği kesin. Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre kullanıcı adlarımız ve koyduğumuz güvensiz parolalar hackerların ilgi odağı. Yine bu araştırmaya göre her 39 saniyede bir siber saldırı gerçekleştirilmekte ve pandemi sürecinde yapılan bu saldırıların oranı Türkiye’de %542 oranında artış göstermiş durumda. Peki ne yapacağız? Online olduğumuz sürece her zaman bir siber saldırıya uğrama olasılığımız var fakat yine de alınabilecek önlemler yok değil. Şifrelerimizi zor tahmin edilebilir ve özgün seçmek, eğer mümkünse kullandığımız mecralara iki faktörlü kimlik doğrulama sistemi ile giriş yapmak, güvenlik duvarı veya antivirüs programları kullanmak ve şifrelerimizi birbirinden farklı yapmak önlemlerden birkaçı. Bunun yanında güvenliğinden şüphe ettiğimiz internet sitelerini açmamalı, bize mesaj yoluyla veya mail yoluyla gönderilen tanımadığımız adreslerden gelen linkleri açmamalı ve eklentileri indirmemeliyiz. İnternet ve siber güvenlik alanlarında uzman insanların bile gafil avlandığı bu zamanda artık sadece bir internet kullanıcısı olarak kalmamalı aynı zamanda dijital okur yazar olarak kendimizi geliştirme yolunda adım atmalıyız. Unutmayın belki de kendimizi korumak için 39 saniyemiz var.

118 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.