AÇIK KAPI

Gecenin en dip sessizliğinde sana ne anlatılmasını isterdin? Gündüz olunca neleri görmeyi veya duymayı beklerdin? Neleri dökerdin içinden, omuzlarındaki hangi ağırlığı atardın? Nasıl rahatlardın? Güler miydin? Güzelce bakar mıydın? Sever miydin? Güneşi mi, geceyi mi izlerdin? Dokunur muydun? Düşlere dalar mıydın? Yağmurda ıslanır mıydın? Uyandığında...


Huzuru en içten bulduğunda, gözlerin ıslanacak; pedallarını çevirdiğin keyifli bir bisiklet gezisi gibi, dokunacaksın bu yaşama; dokunduğunda elinde eriyen külahlı bir dondurma gibi ıslak ama aynı zamanda tadına baktığında sana çok tatlı gelecek, anlatmak isteyeceksin ister konuşarak olsun, ister yazarak. Anlattığında kanatlarını açmış kuş gibi uçacaksın, işte bunun adı özgürlük olacak. Huzur senin farkına vardığın o küçücük şeylerin, büyük mutluluklar vermesidir. Dokunuştur. Çıplaklıktır. Sakinliktir.


Koşarken koşu bittiğinde o içine alınan bedeninden gelen sarılmaların zamanı geçti, artık küçük bir bedenin yok. Koskoca bu dünyaya bakmaya çalışan büyük gözlerin, duyulmasını istediğin, anlaşılmasını beklediğin sözlerin var. İyiliğin içinde defalarca dolaştığın, çıkmaz sokaklara girip çıktığın, geçmekte olduğun yolların var. Ayaklarını uzattığında ayaklarının uzadığını hissettiğin yorgunluğun sana dokunduğunda neleri yapmak isterdin? Neleri yapardın? Nerelere giderdin? Koşar mıydın? Düşer miydin? Dizini kanatır mıydın? Tebessüm bırakır mıydın? Uykularında...


İyiliği en içten yakaladığında, seni tutacak; kocaman bir kalbi avuçlarına alır gibi, seslice kalbin atışlarını hissedeceksin. Ormanda öten kuşların melodisinden mest olmuş gibi, dokunacaksın tüm ruhuna; dokunduğunda bakışlarını aşağıya indirmiş masum bir çocuğun geri dönen o parlak bakışıyla tebessümü alacaksın, aldığında paylaşmak isteyeceksin, çoğaltmaya çalışacaksın, ister hemen olsun ister daha sonra. Başardığında kanatlacaksın yeniden. İyilik senin kaybolduğun her yolda, kendini defalarca sınırsız bir şekilde bulabileceğin tek geçidindir. Çıkış yolundur. Açık kapındır. Anahtarındır.


Durgun sularda, gözlerine yansıyan kurumuş su birikintisini izlediğin anlarda iyileşmek zordur. Bir yaranın kabuk tutup, sonra kabuğundan sökülüp yerini tekrar aynı şekilde doldurmaya çalışması gibi beklemen gerekir. Beklediğinde daha kolaydır, beklemediğinde acıyı hissedersin. O sırada ne yapsan doğru olurdu? Hangi merhemi sürebilirsin? Tuz mu basarsın? Zamanın en güzel hediyelerini yakaladığın an, iyileşmek kolaydır; tebessüm, sıcak dokunuş, güzel bakışlar, ekmek kokusu, çileyen yağmur ve sergilenen gökkuşağı. İyiliğin içinde dans etmek başkadır, en güzel figürlerini sergilersin o sırada.

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.