ANALİZ

"Ne zor geliyor dev aynasından bakmak Ne de vazgeçer bizim millet kendini küçük sanmaktan." Hoşgeldin sevgili okurum. Bugün kokuşmuş egolarımızdan, bir diğerinden hep üstün tutulma çabamızdan, kibrimizden ve kapasite bakımından aynı olduğumuz halde kendimizi bir başkasından küçük görme hastalıklarımızdan arınacağız.


İnsanın dünyaya geliş çabaları nedir? Bu soruyu kendine sorup duran onlarca filozof, bilim adamı, sosyolog ve/veya psikolog sayabiliriz araştırma kaynaklarında. Aşağı yukarı birçoğunun da bu konu hakkında elle tutulur bir fikri vardır elbet. Ama gelin görün ki hangisi tatmin edilebilir derecede bir cevap? Kimi para diyor, kimi başarı. Kimi aşk diyor, kimi tek başınalık. Kimisi mücadele diyor kimi ise atalet... Bu liste uzar gider azizim. Ama bu listenin uzaması, insanın yok dese de dahi bir ego, kibir ve herkesi kendi gibi görme hastalığından kaynaklanır. Bunu okurken düşün çevrendeki insanları ya da kendini. Kendi fikrini sana dayatmaya çalışan, benimsediği ideolojiyi, yediği yemeği, harcadığı parayı sana empoze eden ve dünyada, hayatta kalmak için yapılacak en doğru yaşama biçiminin bizzat kendi yaptıkları olduğunu savunan kaç insan var hayatında? İyice düşününce görüyorsun ki etrafın çoğunlukla bunlarla dolu. Onları hiçbir şekilde hayatından çıkaramazsın. Zira hepsini çıkarmış olsan, kendi yaşayışın, kendi düşüncelerin gibi olgular sana dünyada en doğru olanlar gibi geleceği için sen o hayatından çıkardığın kişiler gibi olacaksın. Yani sonuç, elde var koca bir sıfır.




BAKIŞ AÇILARIMIZ NASIL ŞEKİLLENİR? Bakış açısı ve fikirler. Bunlar ilişiği hiçbir zaman kopmayacak olan iki olgu. Birbirlerini sürekli olarak değişime sürüklüyorlar zira. Bakış açısı denilen şey her ne kadar metaforik bir tabir olsa da gerçek anlamını da üstünde taşıyor. Hayata ne yönden baktığını, gördüğünü, bu gördüklerini nasıl değerlendirdiğini ve neticesinde nasıl fikirlere sahip olduğunu kapsayan bir başlık. Sabit bir bakış açısına sahip olmak bildiğimiz üzere - eğer sürekli öğrenen, gelişen ve dışarıya açık bir beyine sahip iseniz- imkansız. Zira - burası biraz karmaşık gelebilir, şimdiden hazırlıklı olun- her gün aynı hayatı yaşadığını düşünsen de aslında dünden farklı bir gün yaşıyorsun. Aldığın her kararı, yaptığın her faaliyeti, söylediğin her sözü, içinde bulunduğun her doğru veya yanlış durumu, o güne kadar yaşadığın bütün birikimleri mantık ve duygu çerçevesinden geçirerek yaşayacaksın. Şimdi sorumuza kısa bir dönüş yapalım. Bakış açısı denilen şey, yaşadığın mekan, hayat şartların, maddi durumun, duygu birikimin, hayatı paylaştığın insanlar, senin ve senin olmayana karşı nasıl baktığın gibi sayısız parametreye göre değişkenlik gösterir. Az önceki paragraf ile de bağlamamız gerekirse, her yeni bir gün bizim hayat görüşümüzü değiştirecek sürprizlerle dolu olabilir.




BU ANLATTIKLARIMIN KONU İLE İLGİSİ NEDİR? Sevgili dostum. Bizlerin bütün bilinç altı, duyguları, psikolojik aktiviteleri, tamamiyle bakış açısına bağlı. Bir örnek ile ele alalım. Günümüz dünyasında birçok anlaşmazlığın veya rekabetin, para ve güç için ortaya çıktığını bilmekteyiz. Bu sebepten gözümüzün önüne iki farklı insan getirelim. Cinsiyetleri önemsiz. Birini çok güçlü ve varlıklı hayal edin. Dünyadaki bir çok yapılabilecek yapay şeye sahip biri yani. Diğerini ise tam tersi olarak düşünün. Sadece yaşayacak kadar varlığı olan biri. Güçlü kişi  kendini her şeyin sahibi olarak görür. Bunun için feda etmeyeceği herhangi bir şey yoktur. Kısacası Yeşilçam'da ki Yaşar Usta'nın karşısına çıkıp sen değil ben büyüğüm dediği Saim Bey gibi. Bu tarz insan kendini hep dev aynasında görür. Hiçbir zaman düşmeyeceğini, hastalanmayacağını, sevdiklerine bir zarar gelmeyeceğini veya ömürlerinin sonuna kadar mutlu ve huzurlu bir hayat süreceklerini düşünür. Ama bunların garantisini kimsenin veremeyeceği gibi, garantiymiş gibi de kimse yaşayamaz. Ancak kibir, bunu görmeyi oldukça zorlaştırır. Diğer taraf ise başına nelerin geleceğini, bugün var olanın yarın olmayacağı ihtimalini bilir. Daha temkinlidir. İkisi de insan sonuçta. Etten kemikten ve ruhtan senin benim gibi insan. İkisinin de günü geldiğinde mezara girmeyeceği kesin değil ki. İkisi de girecek. Ama ikisi de böyle düşünmüyor. Güç sahibi ben asla yok olmam havasında, diğeri ise ben daha çok yerin altına girerim havasında. Kimse direkt düz bir görüşte değil. Kimse ne kadar güç sahibi olsam da sonum yine aynı olacak diye düşünmüyor. Dünyada geçirdiğin bütün vakit boyunca acaba bu dünyada elde ettiğim başarı, şan, şöhret beni diğer insanlardan daha kutsal bir varlık yapmıyor diye düşünen kaç kişi var? Kimse kendini insan gibi görmüyor ki azizim. Ya hükümdarsın ya da yaşaman bile suç gibi görüyorlar kendilerini. Gün gelir de sıyrılmazsak bu egolarımızdan, atmazsak bütün kin ve kibirimizi çöp kutusuna ve düşünmez isek yanı başımızda olan biteni; bizden sonraki dünyaya yalnızca kaos ortamı bırakacağız. Tek sebep ise bencillik olarak kayıtlara geçecek. Sevgili okurum. Uzun bir zaman sonra geri dönme şansı buldum. Bu şekilde dönmek istedim. Umarım ki bir faydam olmuştur. Sağlıcakla kal...

17 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.