Beşeri Doğa

En son güncellendiği tarih: 6 gün önce


Küçük yaşlarımızdan beri çevremizdeki birçok yapı, teknolojik alet, araç gereç, taşıt ve daha birçok unsur dikkatimizi çekmiştir. Çocukluğumuzu yaşarken yaşımız dolayısıyla farkına varmamış olabiliriz ancak yaşımız ilerleyip her geçen gün hayat hakkında zihnimize yeni bilgiler yerleştirmeye başladığımızdan beri bu unsurlara bakışımız büyük oranda değişime uğramıştır. Evimizde, sokağımızda, okulumuzda gördüklerimize artık eskisi gibi bakmıyor, onlara kendimizce bazı anlamlar yüklüyorsak insanoğlunun eserlerini anlama yolunda büyük bir adım atmışız demektir.


Daha önce hiç çimenlere uzanıp bulutları bir şeylere benzetmeye çalıştığınız oldu mu? Eğer bu eğlenceli ve huzurlu aktiviteyi daha önce denediyseniz benzettiğiniz bulutların hayali ya da olağanüstü varlıklara değil, daha önce görmüş olduğunuz ya da bildiğiniz birtakım somut unsurlara benzetmişsinizdir. Gelin, çimenlerde sırtüstü yatarak düşündüğünüz şekillere benzer olarak doğadaki canlı ve cansız varlıkların bilim insanları ve mühendisler tarafından esinlenilerek ortaya çıkarılan bazı buluşları bir düşünelim.


Kısaca "doğayı taklit etme bilimi" olarak adlandırabileceğimiz bu durumu bilimsel olarak açıklamak gerekirse biyotaklit, biyomimetik, biyonik vb. bilim dallarının kullanılarak ortaya doğadaki varlıklardan ilham almış özelliklere sahip olması sağlanmış bir ürün ortaya çıkarma bilimidir diyebiliriz. Peki, bu ortaya çıkan ürünler neden doğadaki varlıklardan ilham alınarak yapılıyor? Bu sorunun cevabı da ilham aldığımız doğada gizli. Doğada yaşam süren ya da sadece bulunan varlıklar oluşturduğu kusursuz ahenk ve işleyiş insanlık için en önemli kaynak olma özelliğini taşımaktadır. Kâinatın ve doğanın tek kusuru, bizim istediğimiz ve umduğumuz gibi bir düzene sahip olmayışıdır. Bu düzen, kolektif ve topyekûn bir karmaşa düzeni; balıkları yutan mideler, böcekleri ezen gagalar ve ceylanları parçalayan çakallar.

Bahsettiğimiz biyotaklik, biyometrik ve biyonik ifadelerini açıklayalım. Biyotaklit, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan bilim dalıdır. Biyomimetrik, doğada olup biten tüm olayların bir taklidini, bir kopyasını teknoloji bilimini kullanarak makineleşmeye aktarılmasını konu edinen, kısaca doğanın uyarlanması olarak isimlendirilen bilim dalıdır. Biyonik ise canlıların, habitat olarak adlandırılan yaşadıkları muhit içinde değişen şartlara uygun nasıl hareket ettiklerini inceleyerek canlıları model almak suretiyle benzer hareketleri yapabilecek makinelerin yapılması işiyle uğraşan ilimdir. Biyomimetrik ve biyotaklit ile farklı bir dal olarak görülse de temeldeki düşünceleri aynı olma özelliğini taşımaktadır.


Günlük hayatımızda bize kolaylık sağlayan birçok unsur vardır. Alışagelmemizden kaynaklı olarak her ne kadar fark edemiyor olsak da küçücük detaylar bile bizim için birçok kolaylığa yol açmaktadır. Bize kolaylık sağlamaları amacıyla mühendislerce tasarlanan bu unsurların doğadan esinlenilmiş olması insanlığın doğaya ne kadar muhtaç olduğunu ve ne kadar ilkel bir varlık olduğunu gözler önüne sermektedir.

Bahsettiğimiz bu unsurlara ve hangi varlıklardan esinlendiklerine gelin bir göz atalım.

Geçtiğimiz yıllarda Japonya’da kullanılmaya başlayan hızlı trenlerin ön kısımları, hızı arttırabilmek amacıyla balıkçıl kuşların gagaları örnek alınarak yapılmıştır. Anadolu coğrafyasında dulavrat otu olarak bilinen bitki ise halk arasında cırtcırt denilen velcro bandının yapımında örnek alınmıştır. Günümüzde askeri bakımdan büyük önem arz eden sonar teknoloji, bazı gemilerin pruvaları ve Concorde isimli yolcu uçağı da yunus balıklarının çeşitli özelliklerinden yararlanılarak tasarlanmıştır. Devletlerin askeri bakımdan en önemli ve stratejik unsur olarak gördükleri denizaltılar da nautilus isimli deniz canlısının taşıdığı özellikler doğrultusunda tasarlanmışlardır. Dalgıçların önemli donanım unsurlarından birisi olan paletler ise balinaların kuyruk şekillerinden esinlenilerek ortaya çıkarılmıştır. Özellikler kuzey kesimde yer alan soğuk iklimli yaşam bölgelerinde kullanılan kar ayakkabıları da tavşanların ayak şekilleri ve uyumluluğu göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Başta Hollanda olmak üzere özellikle Avrupa ülkelerinde yaygın olan güneş panelleri, ayçiçeğinin özelliklerinden yararlanılarak oluşturulmuştur ve uzmanlara göre önümüzdeki 20 yıl içerisinde uzay dahil olmak üzere pek çok yerde yaygınlığı büyük oranlara ulaşacaktır.


Görsel Kaynakça:


Kaynakça 1

Kaynakça 2

Kaynakça 3

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.