ÖLÜMÜ SATIRLARA TAŞIYAN ADAM: BEŞİR FUAD



Yazdığınız en ilginç yazı nedir?


Sizler bu sorunun cevabını düşünürken ben de sizlere Osmanlı Tarihinin en çalkantılı dönemi olarak bilinen Tanzimat Döneminde yaşamış olan bir edebiyatçımızdan bahsedeceğim.


Beşir Fuad Kimdir?

Türk edebiyatının ilk denemecisi, ilk Türk materyalisti, ilk biyografi yazarı ve ilk eleştirmeni gibi sıfatlarla bilinen Beşir Fuad, Gürcü asıllı bir aileye mensuptur ve İstanbul’da doğmuştur. Üç yıl sultan Aziz’in yaverliğini yapmış olan bu edebiyatçımız İngilizce, Almanca ve Fransızca bilmesinin getirdiği olanaklar sayesinde Batıdaki gelişmeleri kolayca takip edebiliyordu. Edebi hayatına da Enver-i Zeka dergisinde yaptığı çevirilerle başlamıştı. Bu süreçle birlikte askerliği bırakarak kendini tamamen edebiyata verdi. Beşir Fuad Tanzimat aydınlarından her zaman farklı olmuştu. Edebiyatta realizmi ve natüralizmi, felsefede ise pozitivizm ve materyalizmi benimsedi. Herkesin ilgisini çeken ve büyük bir çalkantıya sebep olan ‘’o mektubu’’ yazana kadar toplamda 16 kitap ve 2000 makale yayımladı.


İntiharı Öncesi Hayatı


Oğlunu kızılcık hastalığından kaybeden Beşir Fuad psikolojik anlamda büyük bir çöküntüye uğradı ve henüz bunu atlatamamışken annesinin paronaya kaynaklı ölümü sebebiyle psikolojik bunalıma girdi. Sonrasında gece hayatına kendini veren Beşir Fuad gittikçe elindekileri kaybetmeye başladı. Aynı zamanda eşi ve metresi arasında seçim yapmak zorunda olan Beşir Fuad babasından kalan mirası da tüketip geçim sıkıntısına düştü. Bu sıkıntılardan sonra kendini öldürmeyi planladı fakat ölümünü kaydederek insanlığa bilimsel bir gözlem bırakmak istemişti. İki yıl boyunca planladığı bu ölümü dostuna yazdığı bir mektupta şöyle anlatmıştır.


"İntiharımı fenne tatbik edeceğim; şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına klorit kokain şırınga edip buranın hissini ibtal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelan-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim. Kan akmakta iken her zaman şiryanı sıkıca tutarak vesair tedbire müracaat ederek muhafaza-i hayat müm

kün olduğu halde azmimden nükul etmeyeceğim!"


*şiryan: atardamar

*seyelan-ı dem: kan akma



1887 yılında henüz 35 yaşındayken dediğini yapar.

Ölümünü "bilimsel bir deney" gibi gerçekleştirmek isteyen ve aynı zamanda annesi gibi kriz geçirerek ölmek istemeyen Beşir Fuad ölümünün kendi ellerinden olmasına karar vermiştir. 1887 yılının Şubat ayında bir gece vakti evdekiler uykuya dalınca her zamanki gibi çalışma odasına çekilmişti, baldızı kapısını çalınca ‘’Yazı yazıyorum, kapıyı kapadım.’’ diyerek onu başından savmış ve bileklerini kesmiştir. Kimi kaynaklara göre kendi kanı ile yazdığı kendi ölümünün tasviri Ahmet Mithat Efendi’nin ‘’Besir Fuad’’ isimli kitabında yer alır.


Kanının son damlasına kadar yazdığı mektubundan birkaç satır


"Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum, kapıyı kapadım diyerek geriye savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı."



"İntihar Salgını"


Beşir Fuad’ın intiharından sonra İstanbul’da resmen intihar salgını başlamıştı. Bunun önüne geçmek için gazetelerde bu intihardan bahsedilmesi yasaklandı. Ancak yasak 6 ay sürdü. Ek olarak bir söylentiye göre de Beşir Fuad’ın cenaze namazı kılınmamıştır. Yakın dostu olan Ahmet Mithat, Beşir Fuad’ın da istediği gibi cesedini kadavra olarak Mekteb-i Tıbbiye’ye bağışlamıştır.

İntiharı bir salgına sebep olsa da birçok şaire ilham kaynağı olurken Enis Batur 1981’de yazdığı ‘’Yanlış Mesel’’ adlı şiirini “Beşir Fuad, yanlış kardeşim benim.” diye noktalamıştır. Buna cevaben 1996 yılında Ahmet Oktay yazmış olduğu ‘’Beşir Fuad’’ adlı şiirini Beşir Fuad’ın sözleriyle noktalıyor:

Kâğıt dahi kanla mülemma” .


*mülemma: renkli, parlak

147 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.