Bölgesel Şişmanlıklar ve Birtakım Pişmanlıklar

En son güncellendiği tarih: Mar 18

Kabak detoksu yapsam 1 haftada kaç kilo veririm? Gluteni mi kessem? Su orucu işe yarar mı? Off, ne olacak bu basenlerin hali?

Aklımızda deli sorular…

Peki gerçekten işe doğru yerden mi başlıyoruz, doğru soruları mı soruyoruz kendimize? Bence hayır. Diyet nedir? Sağlıklı diyet nasıl olmalıdır? Sağlıklı beslenme alışkanlığını nasıl kazanabilirim? İyisi mi biz ilk olarak bu soruları cevaplamakla başlayalım.

Diyet; sanılanın aksine yalnızca bir kibrit kutusu peynir ve üç beş zeytinin olduğu; makarna, pilav gibi karbonhidrat kaynağı olan besinlerin özellikle ekmeğin hiç olmadığı öğünlerden değil de tüm besin gruplarının bireyin gereksinimine ve yaşam tarzına yönelik olarak dengelendiği öğünlerden oluşan beslenme düzenidir. Bu ayrım bilinmeden, bireylerin gereksinim düzeyleri, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları dikkate alınmaksızın yapılan diyetler mutsuz, çoğu zaman enerjisi düşük, konsantrasyon problemi yaşayan bireyleri ve yaşadıkları tatlı krizlerini, ani başlayan yeme ataklarını beraberinde getiriyor. Elde edilen sonuç ise kilo kaybı bir yana bölgesel şişmanlıklar ve birtakım pişmanlıklar oluyor çoğu zaman. İşte bu noktada kilo vermenin yanında bel çevresindeki yağlanmayı azaltarak özellikle kardiyovasküler hastalıklar da dediğimiz kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltan hipertansiyon, diyabet, obezite vb. hastalıktan bizi koruyan yaşamımız boyunca bizim ayak uydurmaya çalışacağımız değil de bize ayak uydurabilecek öğünlerden oluşan diyetler imdadımıza yetişmektedir.


Sağlıklı Diyet Nasıl Olmalıdır?


Dünya Rehberi Öneri Komitesinin hazırladığı “Beslenme ve Kardiyovasküler Sağlık 2015 Amerikan Diyet Kılavuzu 2015 Önerileri” referans alınarak elde edilen bilimsel veriler başlıca üç diyet modelinin sağlıklı olduğunu kanıtlamaktadır. Bunlar: Sağlıklı Amerikan diyeti, sağlıklı Akdeniz tipi beslenme ve sağlıklı vejetaryen beslenmedir. Bu üç diyetin ortak yönlerinin başında yoğun sebze ve meyve içermeleri gelmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin sağlığa olumlu yararları ile ilgili tutarlı ve güçlü kanıtlar da mevcuttur.

2015 DRÖK rehberine göre sağlıklı bir diyet sebze, meyve, kepekli tahıllar, az yağlı veya yağsız süt, baklagiller vb. kuruyemişlerden zengin; işlenmiş et ürünleri, şekerli gıda ve içeceklerle rafine tahıllardan fakir olmalıdır. Kümes hayvanlarının tüketimi de az yağlı veya yağsız olmak üzere orta derecede olmalıdır.

Bu noktada sağlıklı beslenme dengeli beslenme olarak algılanmalıdır. Sağlıklı bir diyetin sürdürülebilir olması da önemlidir, çünkü kısa süreli değil yaşam boyu uygulanması gerekmektedir. Sürdürülebilir bir diyet oluşturulmasında bireysel gereksinim ve kültürel beslenme özellikleri de dikkate alınmalıdır.


Sağlıklı Beslenme Alışkanlığını Nasıl Kazanırım?


Dünya mutfaklarının tümünü olduğu gibi; tarih boyunca yaşanan savaşlar, göçler, farklı toplumlarla yaşanan etkileşimler üç büyük mutfaktan biri olduğu savunulan Türk mutfağını da büyük ölçüde şekillendirmiş ve çeşitlendirmiştir. Sağlıklı beslenme alışkanlığını kazanmak adına bu mutfağın sunduğu çeşitli yemeklerden ve kendi kültürümüzden uzaklaşmamıza, kendimize katı kurallar koymamıza gerek yoktur. İlk olarak bunun bilincine varmalı amacımızın kısıtlamak değil edinilen yanlış beslenme alışkanlıklarının yerine doğru olanlarını getirmek olduğu unutmamalıyız. Gelin bu konuyu birkaç maddeyle özetleyelim.

Az az sık sık beslenmeliyiz.


Sporcular, gebeler, ağır işte çalışan işçiler ya da büyüme çağında olan çocuklar gibi enerji gereksinimi artmış bireylerin tek bir öğününe çok fazla kaloriyi sığdırmak yerine diyetindeki öğün sayısı da bu doğrultuda arttırılmalı, az az ve sık sık beslenmeye dayalı olarak öğünleri planlanmalıdır. Tek bir öğüne fazla yüklenilmesi günlük aktiviteyi aksatacak düzeyde ani yükselip düşen kan şekerini beraberinde getireceğinden ana ve ara öğünler arasındaki süre 2- 3 saat şeklinde düzenlenmelidir.

Düşük kalorili olan besinler sağlıklı, yüksek kalori olanlar ise sağlıksız demek değildir.


Sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda düşülen en büyük yanılgılardan birisi de sağlıklı yemeklerin ve evde hazırlanan atıştırmalıkların düşük kalorili, yüksek kalorili olanların ise sağlıksız olduğunun düşünülmesidir. Aksine bu noktada önemli olan yenilen besinin kalorisi değil hazırlama aşamasında hangi yöntemlerle ne kadar sürede ve hangi malzemelerle pişirildiğidir. Bunun yanında yalnızca kalori esaslı düşünme örneğin ara öğünde yenilen bir porsiyon meyve ile birlikte içilen bir bardak sütün toplam kalorisine eşdeğer kaloriye sahip paketlenmiş bir bisküvinin veya herhangi bir abur cuburun tüketilmesinin aynı şeyi ifade ettiğini düşünmek yanlış bir yaklaşım olacaktır. Sağlıklı diyetlerin asıl amacı kalorisi düşük besinlerin tüketilmesi değil bireyin sağlığını koruyan ve geliştiren besinlerle gereksinimine uygun bir şekilde dengeli beslenmesidir.

Gözümüz doysun ki karnımız da doysun.


Öğünlerde kullanılan tabakların boyutu ve ne ile doldurulduğu da yeni alışkanlıkların kazanıldığı bu dönemde psikolojik olarak büyük etkiye sahiptir. Tabağın en az yarısı sebze ile doldurulmalı, tabaktaki renk uyumuna dikkat edilmeli, tabağa bakıldığında bu kadarcık şeyle doyulur mu canım? dedirtecek görüntülerin oluşmaması adına tabak boyutuna dikkat edilmeli gözümüzü de doyuran tabaklar hazırlanmalıdır.

Yemekler ödül veya ceza aracı değildir.


Bu süreçte yapılan en büyük hatalardan birisi de yemeklerin ödül veya ceza olarak görülmesidir. Bu durum bireylerde verilen kilolar sonucu abur cubur tüketiminin bir hak olarak görülmesini veya yüksek kalorili besinlerin tüketiminden bir sonraki öğünde çok düşük kalorili olan, bireyin tüketmeyi sevmediği yemeklerin olduğu ya da yalnızca salatadan oluşan bir öğüne kendisini mecbur hissetmesine sebep olur. Sonuç: her hafta sonu bozulan diyetler, kilo alıp verme döngüleri, diyeti bırakıp eski düzene dönüş…

1 yılda aldığımız kiloyu 1 haftada veremeyiz.


Abur cubur tüketimine ve hareketsiz yaşama adapte olmuş bir metabolizma elbette ki yeni alışkanlıkların kazanıldığı bu dönemde biraz zorlanacak belki de bize neyi yanlış yapıyorum diye kendimizi sorgulatacak bir süre. Ancak ardından gelen uyum süreci ve verilen kilolar ya da sahip olunan hastalığa uygun beslenildiğinde kendiliğinden gelişen iyileşme süreci bize umut ışığı olacak. Kaldı ki bu süreçte - örneğin 1 yılda alına 10 kilonun 1 hafta gibi kısa bir sürede verilmesini beklemek - tabiri caizse birden tığ gibi oluvermeyi beklemek motivasyonumuzu düşürmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bu noktada biz çareyi mucizevi kürlerde, şok detokslarda ya da üç beş günde yağ yakan (!) bitki çaylarında aramak yerine en iyisi işi ehline bırakalım, bir beslenme uzmanı veya diyetisyenle görüşmeyi ihmal etmeyelim.

Kaynakça:

Kayıkçıoğlu, M. Özdoğan, Ö. (2015). Beslenme ve Kardiyovasküler S ağlık: 2015 Amerikan Diyet Kılavuzu Önerileri Davetli Editöryal Yorum / Invited EditorialNutrition and cardiovascular health: 2015 American Dietary Guidelines Advisory Report. Turk Kardiyol Dern Ars 2015;43(8):667-672 doi: 10.5543/tkda.2015.80963

201 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.