Büyüyü Bozmamak Elimizde


Global salgın bir hastalık, milyonlarca canlının ölmesine neden olan orman yangınları, depremler, çekirge istilaları, aç kalan hayvanların kendilerini tutamayıp meydanlara akın etmeleri ve sayamadığım onlarca feci olay daha… Biz bunları uzaktan bir bilim kurgu filmi gibi izlerken, ki bir film bu olanların en fazla kaç tanesini konu alabilir tartışılır, olan bunca şey ile beraber bir yere doğru gidiyoruz. Gidiyoruz ama o kadar bilinçsiz, korkak ama bir o kadar da tedbirsiz gidiyoruz ki, sanırım artık 2020 gelecek diğer yıllar yanında en yaşanılabilir yıl olarak kalacak. Böylesine belirsiz ve bir o kadar da korkutucu bir yolda ilerlerken insanlara hala bir şeyler gerçek gelmiyor mu? Ya da umursamak mı istemiyorlar? Yoksa bu tedbirsizlik, umursamazlık, vurdumduymazlık neden olsun?

İnsanlar ne kadar duymasalar da ya da ne kadar göz ardı etseler de, sorunlarımız ve problemlerimiz bir çığ gibi giderek büyüyor ve geçen her bir saniye bu tehlike bize bir adım daha yaklaşıyor. Biz teknolojinin ne kadar ileriye gittiğini konuşurken; Afrika’da hala 2.5 milyona yakın insanın temiz suya erişim olanağı yok, ya da her 5 saniyede bir çocuk açlıktan hayatını kaybediyor… Karnımızı doyurmak ve su içmek temel bir ihtiyaçken insanların ve çocukların kaynaklara erişememek yüzünden hayatlarını kaybetmesi çok acı değil mi? Olanlara kulak vermeliyiz, bilinçlenmeliyiz, empati kurmalıyız, tüketim çılgınlığına bir son verip fikir üretmeye başlamalıyız eğer bunları önemsemezsek bu sayı giderek daha da artacak… Siz de aynı durumda olmayı ister miydiniz?

Doğa, hayatımız boyunca sahip olduğumuz en önemli yuvamız ve yuvamızı korumak ise bizim en önemli sorumluluklarımızdan biri olmalı. Etrafınıza şöyle bir bakın; ağaçların güzelliğinin farkına varın, kuşların cıvıltısını hissedin, yağmurla birlikte etrafa yayılan toprak kokusundaki yaşanmışlığı sezin, kendinizi denizin maviliğindeki sonsuz huzura bırakın… Gerçekten etrafta farkına varılabilecek paha biçilemez bunca güzel unsur varken, bunları tarumar etmenin, yıkmanın insanlığa göre olmadığını düşünüyorum. Tek yapmamız gereken bir şeylerin farkına varmak ve ona göre yaşamak, ben o zaman bir şeyleri başarabileceğimize inanıyorum. Çünkü; hala geç değil 2030 yılına kadar karbon salınımımızı %50 oranında azaltırsak ileride daha yaşanabilecek bir Dünya bizi bekliyor olacak.


Tabi her şey bunlar ile sınırlı değil. Teknolojisiz bir yaşam düşünmek artık mümkün değil fakat bilinçli bir teknoloji kullanıcısı olmamız şart; Mailinizi çok sık kullanmıyor olsanız bile, abone olduğunuz sitelerden gelen her bir mail karbon ayak izinizi sizin haberiniz olmadan büyütüyor. Berners Lee'nin “Her Şeyin Karbon İzi” kitabına göre spam kutunuza düşen herhangi normal bir mail 0.3 gram CO2 salınımı yapmakta ve bu miktar eklenen dosyalar veya görseller ile 50 grama kadar çıkmakta. Bunu önlemek için kullanmadığımız aboneliklerimizi iptal etmeli ya da gelen kutumuzu ve spam mailleri sık sık temizlemeliyiz. Doğaya evden çıkmadan zarar verebildiğimiz gibi yine evimizden çıkmadan onu koruyabiliriz.

Biz doğaya karşı ne kadar kaba davransak bile, doğa hayatımız boyunca değişik yönleriyle bizleri büyülemeye devam ediyor. Mesela her yıl neredeyse 2 milyar ton toprağın rüzgarlar sayesinde gökyüzüne taşındığını ve taşınan bu toprağın en az dörtte birinin denizlere düşerek okyanus yaşamının temelini oluşturan mikroskobik canlılara besin sağladığını biliyor muydunuz? Ve bu olay bir döngünün başlangıcı… Büyülenmeye devam etmek ve ileriki nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için elimizden geleni yapmalıyız, büyüyü bozmamak elimizde. Unutmayın bu Dünya hepimizin…

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.