ÇOCUKLARI OKUMAK


Yapılan tüm araştırmaları bizim hatta ülkemizin okuma oranlarını kaldırıp bir kenara koyun şimdi. Beyninizde en arkalara bir yerlere mandallayın bunları. Televizyonlarda, sosyal medyada, dergilerde, gazetelerde gördüğünüz, okuduğunuz ulusal ve uluslararası tüm veriler kaldırıp atın pencerenizden. Şimdi, direkt bizi konuşmayacağız. Bunu okuyan seni ve yazan beni değil! Durum aklımızın almayacağı kadar daha derindir belki.


Çocuklar koşuşturuyor etrafta. Sesler, çığlıklar, kahkahalar. Etrafına baktığında balonları, oyuncakları görüyorsun; parklar, bahçeler dolup taşıyor, bahar gelince her yer cıvıl cıvıl oluyor mutlu oluyorsun. Okullar açılıyor her yer hareketleniyor, renkleniyor. Hayallerin bile sınırları kalkıyor. Çünkü çocuklar ve onların renkli dünyaları işin içine giriyor. Kimse onlar gibi bakmıyor dünyaya. Renkleri öyle canlı, hayvanlar öyle heyecanlı görmüyor. İnsanlar, onlara ellerinden gelenin fazlasıyla iyi bakmak istiyor ve üzülmemeleri için her şeyi yapıyor. Sağlıkları, kıyafetleri, oyuncakları, okulları, notları, öğretmenleri, odaları güzel olsun diye her şeyi... Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde çocukların temel ihtiyaçları karşılanıyor. Peki tamam. Çocukların temel ihtiyaçları arasındaki "güzellik", oyun, arkadaş, güven, başarı kavramlarının karşılığı bulunmaya çalışılıyor. Her şey iyi yapılmaya çalışılıyor. Peki her gün uyandığında yüzünü yıkayan, çiçeklerini sulayan, işe ya da okula giden-gelen, su içen, yemek yiyen, kardeşiyle -çocuklarıyla oynayan, kardeşinin-çocuklarının notlarını takip eden kaç abla-abi veya anne-baba onların ruhunu beslemeye günde sadece bir saat ayırıyor?

Çocukların temel ihtiyaçları arasında bulunan "güzellik ihtiyacı" kavramının içine girdiğimizde sonsuz bir mavilik karşılıyor bizi. Bu mavilikte güzel bir anne-baba, güzel bir abi-abla, güzel bir öğretmen, güzel bir ev belki güzel bir oyuncak belki de bir yemek görürüz. Bu kısım görmek istediklerimiz. Aslında sağlaması en kolay olanlar. Her aile olmasa da toplumumuzda çoğu aile kısmen bu ihtiyaçları karşılıyor zaten. Ama " iyi" olmak istiyorsak çocukların beklentilerinin bizimkiler kadar maddi olmadığını bilmeliyiz. Bizim asıl görmemiz gerek kısım çocuğun güzel şeyler duyumsama ihtiyacıdır. Küçük bir çocuğun büyülü dünyası; her gece dinlediği masalları sevgiyle okuduğu o her düzeyden kitapları, sevdiklerinden dinlediği hikayeleri, bazen hayal dünyasını açan tek bir filmi, öğrendiğinde çılgınlar gibi yapmak istediği o deneylerin inci gibi yazılı olduğu dergileri belki bir oyuncaktan daha çabuk kabullenir. Çocuk tek bir oyuncak yerine geleceğini, hayal etme gücünü ister sizden.


Ablalar, abiler, anneler, babalar, teyzeler ya da amcalar belki komşular yani biz her çocuktan sorumluyuz. Sokakta yanımızdan geçen bir çocuktan da, zorla çalıştırılan küçüklerden de, unutulmuş şehirde unutulmuş çocuklardan da, en kuzeyinden de, en güneyinde de biz sorumluyuz. Onların kulağına üflenmeyen her güzel kelimenin, okuyamadıkları her güzel kitap sayfasının suçlusuyuz. Böylece dünlerde mahkûmuz. Kara Gerçeksiz görülüp onlara verilmeden raflarda tozlanan her kitabı da gardiyanımız. Okumadığımız, okutmadığımız her kitapla kararıyor dünya. Sönüyor ışıkları aydınlık geleceğin. Karanlıkta kalacağız neredeyse. Hepimizin elinde bir meşale var. Elbet biz yorulup bırakacağız ya bu meşaleleri, işte çocukların okumadığı her kelimede birilerinin elindeki meşalale yere düşüyor. Islanıyor fitiller. Sönüyor. Aydınlık azalıyor.


Bu çocuklara, her şeyden önce iyilik zincimizle birlikte, el ele sevgi ulaştırmalıyız. Sevilen çocuklar mutludur, hayal kurar. Yanında onları yargılamadan doğru yönlendiren her büyüğü ile hayal baloncuğuna yenisini ekler. Anne-baba ya da abla-abisinden dinlediği her masalla güçlenir onun geleceği, beyni. Sokakta oynadığı tek bir oyunda söylediği tek bir tekerleme hayal dünyasında yeni kapılar açar bazen. İşte tam da o kapıyı aralandığında başlar her şey. Yeni bir meşale yanar bir köşede. Birlerinin bırakmak zorunda olduğu meşaleyi küçücük bir el tutar.

Çocuklar okursa biz de okumaz mıyız zaten? Bunu şu yıl ve şu yüzyıl olarak kısıtlamayın asla. Gelecek okur. Şu an kurtarılıp bazen zorla oturtulduğu o televizyon karşısından kaldırılan, kulağına güzel kelimeler üflenen, dilinde güzel kitaplardan cümleler dolanan, arkadaşları ile kitap tartışabilen her çocuk aydınlıktır. Zaten her çocuk aydınlıktır da biz elimizle ateşlerini dindirmeye kıvılcımları yok etmeye çalışırız.


Bu konuda bahsedilebilecek sonsuz başlık arasından en önemlilerinden birisi de güven duygusu ihtiyacıdır. Çocukların çabuk sıkılan hassas ruhlarını okumadıkları için kızıp bağırarak bunaltmayacağız. Çocuklar her şeyi önce sevmek, istemek isterler. Bir çocuğa "Neden okumuyorsun?" demek "Neden bale yapmıyorsun?" demekle eşdeğerdir. Öncelikle onların dilini biz çözmeli, zincirlediğimiz hayallerini kurtarmalı ardından da onların dil bağlarını çözmeliyiz. Yani biz, çocukları okumalıyız. Biz onları, güzellikleri okuyacağız; güzellikler, yarını okuyacak. Fitiller hiç ıslanmayacak.

30 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.