DEPREM: NEDİR VE NE DEĞİLDİR?


 

Hiç Afrika ve Güney Amerika kıtalarının kenarlarının uyumlu oluşu dikkatinizi çekti mi? Soruyorum çünkü bazı bilim insanlarının dikkatini cezbetmiş olacak ki bu konuda araştırmalar yapmışlar. Örneğin Alfred Lothar Wegener kendi döneminde dağların yeryüzü büzüştüğü için oluştuğu açıklamasından pek tatmin olmamıştı. Ona göre Afrika ve Güney Amerika kıyıları arasındaki uyum dağların ve dolayısıyla yeryüzünün nasıl oluştuğuyla ilgili birçok şeyi açıklıyordu. Çünkü bu uyumun yanısıra iki kıtadaki fosiller de benzeşiyordu. Arada koca bir okyanus varken nasıl olurdu da aynı canlı türleri bu kıtalarda yaşamış olabilirdi? 

       

Wegener ayrıca kıtaların yükseldiğini de fark etmişti. Eğer bir kıta dikey yönde hareket edebiliyorsa yatay yönde de hareket edebilirdi. Böylece Wegener “Kıtaların Kayma Teorisi'ni geliştirdi. Daha sonra bu teori temel alınarak “Levha Tektoniği Kuramı" geliştirildi. Böylece artık dünyamızdaki coğrafi şekilleri ve depremlerin nasıl oluştuğunu açıklayabiliyoruz.

       

Şimdi, kemerlerinizi bağlayın. Zamanda bir yolculuğa çıkalım sizinle.

Uzun zaman önce, çok uzak bir galakside... Şaka şaka tam burada, hem tanıdığımız hem tanımadığımız bu güzel mavi gezegenimizde 300 milyon yıl önce, günümüzde “Pangea" adı verilen bir süper kıta ve “Panthalassa" adı verilen tek bir okyanus vardı. Sonra yavaş yavaş (Hüper müper süper bir yavaşlıktan bahsediyorum: yılda 4-18 milimetre kadar) bu süper kıta adeta bir yapboz gibi parçalanmaya başladı. Günümüzde Hindistan hariç Avrasya, Grönland ve Kuzey Amerika olan yerler -Lavrasya- ekvatorun kuzeyine doğru kaydı. Ekvatorun güneyinde kalan kısım olan Gondwana adındaki süper kıta ise Afrika, Güney Amerika, Hindistan, Avustralya, Madagaskar ve Antartika’yı kapsıyordu. Arada ise dağların meydana gelmesiyle yok olan, sığ Thetis denizi vardı. 

       Sonra kıtalar daha da ayrıldı. Hindistan Avusturalya'dan kopup kuzeye kaydı ve dünyamız yavaş yavaş bugünkü şeklini aldı.

       Yani işte böylece levhalar oluştu. 

       Levhalar -diğer adıyla plakalar- karalarda ve okyanus tabanlarında devam eden yer kabuğu parçalarıdır. Bu parçalar magmanın üstünde yüzer haldedir. Yani koca kara kütleleri hareket halindedir. Bazı levhalar birbirine yaklaşırken bazı levhalar birbirinden  uzaklaşır. İşte burada başlığımız devreye giriyor. Levhaların bu hareketleri özellikle levha sınırlarında fay hatları oluşturuyor ve depremlere neden oluyor. Başlıca büyük levhalar Kuzey ve Güney Amerika levhaları, Afrika levhası, Avrasya levhası, Pasifik levhası, Avusturalya levhası ve Antartika levhasıdır. Ülkemiz ise deprem riskinin yüksek ve fay hatlarının bol olduğu Anadolu levhasında yer alıyor.

   Anadolu levhası, Avrasya, Afrika ve Arabistan levhalarının etkisindedir. Açıkçası bu levhalar sevgili Anadolumuza pek nazik davranmıyor. Doğu Anadolu'nun yüksek dağları Arabistan levhasının sürekli kuzeye ilerleyişinden doğmuştur. Yine ülkemizdeki volkanik dağları ve güzelim kaplıcalarımızı hep bu levha hareketlerine borçluyuz. Ancak levha hareketlerinin etkisi bununla sınırlı değil. Levha hareketlerinin en önemli etkilerinden biri de depremlerdir. 

       Kısacası dünyamız hâlâ oluşum halindedir ve depremler de bunun doğal bir sonucudur. Bir bölgede yaşayan insanların seks yapması, içki içmesi yada Kürt olması depreme neden olmaz. Ayrıca zelzele namazı kılarak da deprem olmasını sağlayamazsınız (Ayrıca bakınız: Siyasi görüşünü paylaşmadığınız insanların depremde zarar görmesinden memnun olmak ülkeyi kurtarmaz, sadece sizin kişiliğinizle ilgili bazı bilgiler edinmemizi sağlar). 41 kişinin öldüğü bir felaketten sonra bazı insanların ilgi çekmek için yaptığı yorumlar gerçekten acıklı...

36 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.