DESİDERATA

Bugün benim için fazla değerli olan bir şiiri sizinle de paylaşmak istedim. İnanın ya da inanmayın çoğu şiiri duymuşumdur, en azından göz aşinalığım olmuştur. Ama bu şiiri öğreneli çok kısa bir zaman oluyor. Ancak bu şiir öyle bir şiir ki, sizi düşündürüyor.



Bu şiirle karşılaşma anımda büyük bir şey yok aslında. Okulda öğretmenim tarafından öğrendim bu şiiri. İlk bize o zaman okumuştu ve daha sonrasında her boş vaktimde mısraları açıp gözümü gezdirdim. Her satır hakkında düşündüm. Biliyorsunuz bu günlerde çok vaktimiz var düşünmek için. Bu şiiri seçtim ben de. Her kelimesini, her mısrasını teker teker düşündüm.


Şiiri belki ben gözümde büyütüyorum kim bilir?


Şiirin garip hikayesine geçmeden önce bende uyandırdığı küçük ama etkili histen bahsetmek istiyorum.


Son zamanlarda yaşanan bir çok olayın yükü altında ezildiğim zamanlarda açıp okuyup, mutlu oluyorum. Günlük hayattan kaçış noktamın bir şiirin satırları olacağını hiç düşünemezdim. Buna huzur noktası adını verdim. Her karamsarlık anımda,, huzur noktama kaçıyorum.



Gelelim şiirin olayına...

1872-1945 senelerinde varlığını korumuş olan İndianalı yazarımız Max Ehrmann bir avukat aynı zamanda. Şiir Desiderata, yani Dilekler. -çok istenip, arzulanıp ulaşamadığımız dilekler- 1927 yılında ''Benden geride kalması için, dünyaya mütevazi bir hediye, bir takım soylu ruh durumlarını yansıtabilen erdemli bir nesir bırakmayı istedim.'' demiş şairimiz. Ama şiiri ilginç yapan şeyin 1692 senesinde Eski Aziz Paul Kilisesi'nden kalan barış şiiri olduğuna inanılmasıymış.

1959 senesinde, bu kilisede papazlık yapan Papaz Frederick Kates vaazlarında ilham vermek adına kullandığı metinlerin arasında bu şiiri de sıkıştırıvermiş. Ve üstüne şöyle ufacık bir not düşmüş.''Aziz Paul Klisesi/1692'' Bu kağıt aracılığıyla da şiir elden ele, dostan dosta, kalpten kalbe ulaşmış. 1692 senesinde yazıldığı efsanesi bu şiirin barış çağrısı olduğu düşüncesine sebep olmuş. Ancak papazımızın burada amacı 1692 ile kilisenin kuruluş tarihini yazmakmış. Sadece vaazlarda kullanacağını belli etmek istemiş.

Ve bu efsanenin ipini tutabilen olmamış. O dönemin hippilik ve barış akımıyla, hippi gençlerin arasında iyice popüler olan bu şiirin geçmişten gelen bir barış işareti olduğuna inanmışlar. Ve aslında böylece Max Ehrmann istemeden de olsa harika bir üne sahip olmuş. Bir de üstüne Demokratik Parti üyesi politikacı Adlai Stevenson'ın ölümünden sonra, yatak ucundaki komidinde Desiderata şiiri yazılı bir kağıt bulununca... ekmeğe yağ sürülmüş anlayacağınız...

Hikayenin en sonunda da şairimiz şiirin adını Desiderata değil de ''Go Placily Amid The Noise And Haste'' adıyla 1927'de onaylatması. 1933'de bir arkadaşının yolladığı kartta bu şiirin bulunması, karısının ölümünden sonra Desiderata şiirinin de içinde olduğu eserlerin yayınlatılması gibi olaylardan sonra şiirin barış ya da dinsel bir işaret değil Max tarafından yazılan huzurlu ve güzel bir şiir olduğu anlaşılmış.





Hikayesi bu şiirimizin...


Sırada şiir var. Bu yazıyı ve şiiri blir blog sayfasından aldım. Oraya da bir göz atmalısınız...

http://kedisevenalf.blogspot.com/2011/05/efsanevi-bir-siir-desiderata-dilekler.html


  1. DİLEKLER (Çeviri- Kedi Seven Alf, Erge)

  2. Gürültü ve karmaşanın arasında sessizce yol al Ve hatırla, sessizliğin içinde nasıl bir barışın var olabileceğini Mümkün olabildiğince, ama tutsak olmadan, Tüm insanlarla iyi geçin. Gerçeklerini sessiz fakat açık bir şekilde ifade et; Ve diğerlerini dinle, Donuk ve cahil olanlar dahil; Çünkü onların da kendilerine göre bir hikayeleri vardır. Yüksek sesle konuşan, agresif kişilerden uzak dur, Onlar ruha sıkıntı verenlerdir. Eğer kendini başkalarıyla kıyaslarsan, Ya kibirli ya da üzüntülü olursun; Çünkü her zaman senden daha iyi ve daha kötü olan birileri olacaktır. Başarılarından planların kadar sevinç duy Ne kadar mütevazi olursa olsun, kendi kariyerine duyduğun ilgiyi kaybetme Çünkü o, zamanın değişen hazinesi karşısında sahip olduğun gerçek mülktür. İş ilişkilerinde tedbiri elden bırakma; Çünkü dünya aldatmacalarla doludur. Fakat bu tedbirinin, seni erdeme karşı kör etmesine izin verme Çünkü hala pek çok insan, yüksek idealler için yaşamaktadır Ve her yerde yaşam, kahramanlıklarla doludur. Kendin ol! Özellikle, sevmediğin halde seviyormuş gibi davranma. Sevgi hakkında kuşkucu da olma; Çünkü sevgi, tüm o çoraklık ve hayal kırıklıklarına rağmen Aynı çimen gibi ansızın büyüyecektir. Yılların rehberliğini nazik bir şekilde kabul et, Gençliğine dair şeyleri ise asaletle terk et. Beklenmedik bir talihsizlikte seni koruyan güç olması için, ruhunu besle. Fakat kendini karanlık hayallerle de strese sokma Bil ki, pek çok korku, bitkinlik ve yalnızlıktan doğar Tüm bu disiplinin ötesinde, Kendine nazik ol! Çünkü sen de en az ağaçlar ve yıldızlar kadar, Bu evrenin çocuğusun Ve burada olmaya hakkın var. Kavrasan da kavramasan da Şüphesiz, evren olması gerektiği gibi işlemektedir. Bu sebeple, Tanrıyla barış içinde ol, Kendini onun ne olduğuna inandırmış olursan ol, Ve emek ve verimlerin ne olursa olsun, Yaşamın gürültülü karmaşası içinde, ruhundaki huzuru koru. Tüm yalanlarına, angaryasına ve hayal kırıklıklarına rağmen, Dünya hala güzeldir. Neşeli ol! Mutlu olmak için gayret et!

  3. Max Ehrmann Çeviri: Erge Özcan


Ama elbette hiçbir şiir gerçekten de orijinal dilinde olduğu kadar güzel olamaz... Attıığım blog sayfasında şiirin orijinal hali de mevcut.



Umarım sizin için de kaçış noktası veyahut huzur bulduğunuz satırlar olur bu şiir. Aynı satırlarda aynı duyguları hissetmek dileğiyle...


Böyle saklı güzelliklerin altındaki sessiz ama etkili anlamlar olmak en büyük arzumdur...

196 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.