İDAM SEHPASINDAN EDEBİYATIN ZİRVESİNE: DOSTOYEVSKİ

Dostoyevski ile lise üçün ocak ayında tanışmıştım. Beyaz Geceler romanıyla. O zamana kadar üzerimde hiç Dostoyevski okumamış olmanın verdiği bencillik vardı. Beyaz Geceleri elime aldığım o gece bitirmiştim ve 96 sayfalık romanın bu denli etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Romanın kahramanı Nastenka adeta ızdırap çektirmişti bana.


Kısaca hayatından bahsedersek doktor bir babanın oğlu olarak, 11 Kasım 1821’de Moskova’da doğdu. Küçük yaştan itibaren edebiyatla ilgilenmeye başladı ve Puşkin, Goethe, Cervantes gibi yazarlarla tanıştı. 1837’de annesini kaybetti ve ertesi yıl St. Petersburg’daki Askeri Mühendislik Okulu’na gönderildi. Babasının ani ve şüpheli ölüm haberini burada aldı. 1844’de edebiyatla daha yakından ilgilenebilmek için askerlik mesleğinden istifa etti.



1846’da ilk romanı İnsancıklar yayımlandı ve edebiyat çevrelerinde büyük ilgiyle karşılandı. 1849’da Çar I.Nikola’nın baskıcı yönetimine karşı faaliyetlerinden dolayı tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. İnfazın uygulanmasına dakikalar kala, cezası Sibirya’da dört yıl kürek mahkumiyetine çevrildi.


1864’de Rusya’ya döndükten sonra ağabeyiyle Epoha (Çağ) adında yeni bir dergi çıkardı ve Yeraltından Notlar’ı burada tefrika etmeye başladı. Aynı yıl karısını ve ağabeyini kaybetti. Bunu izleyen on yıl boyunca, Dostoyevski art arda Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1867), Budala (1868), Cinler (1872), Delikanlı (1875) gibi başyapıtlarını kaleme aldı. Karamazov Kardeşler’i ölümüne üç ay kala tamamladı. Dostoyevski 9 Şubat 1881’de St. Petersburg’da hayatını kaybetti.


Hayatını acılarla geçirmiş bir yazar, ölümün eşiğinden dünyanın en iyisine olan yolculuğu.


Hiçbir yazarda bu denli psikolojik tespitler ve insan davranışlarına rastlamayız. Nietzsche: “Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur.”demiştir. Adeta psikolog görevi görebiliyor diyebiliriz.



Dostoyevski'yi anlamak için bence Yeraltından Notlar kitabıyla başlamalı okuyucu. Dostoyevski'nin kendi içindeki sıkıntılarını sırf yazmak için yazdığı bu kitabı; aslında insanın kendi içinde ne kadar aşağılık değersiz hissedebileceğini gösteriyor bize. O kadar güzel anlatıyor ki modern zamanın delisini modern olmayan yıllarda Dostoyevski, kendinden bir şeyler buluyorsun, hatta kendini buluyorsun “Yeraltından Notlar”da. Bunu Dostoyevski de biliyor ve seni dünyanın en acımasız gerçeğine savunmasız bir şekilde hazırlıyor çünkü vuracağı tokat belki çok sessiz olacak ama çok acıtacak.

Dostoyevski içindeki değer konusunda öyle kötü bir durumdadır ki, ona gerçekten değer veren bir kişiyi görünce içinde kin ve nefret duyuyor. Çağlar boyu hiç değişmeyecek olan insanın içindeki değersizlik duygusu ve dışarıdaki değer arayışını bir de bu kitaptan deneyimlemeli.



Dostoyevski'nin Kalemi, Visconti'nin Perdesi: Beyaz Geceler (1957)

Suç ve Cezayı es geçmemeliyiz. Nasıl geçebiliriz ki zaten. Suç ve Cezayı ilk okuduğumda kelimelerin büyüsüne kapılmıştım. Beni alıp romandaki gerçekliğin içerisine sokmuştu. Onun kitapları arasında en güçlü anlatımı bu kitapta yakaladım. Cinayet psikolojisini çok iyi işliyordu. Bir yerde bu romanın üzerine yorumları okurken birisi, Dostoyevski’nin cinayet psikolojisini anlatmak ve bu romanı yazmak için cinayet işlediğini bile söylüyordu. O derece insanları etkileyen bir roman.



Suç ve Ceza- St. Petersburg'da bir meyhane.

Yavaş yavaş yazımın sonuna gelirken her birini okudukça daha çok ayrıntı keşfettim. Adeta yaşadığı dönemin aynasıydı bu yazar. Her birinde kendimi koydum onların yerine.

Suç ve Ceza’da vicdani hesaplaşmalar yaşayan Raskolnikov oldum.

Budala’da hastalığı yüzünden küçümsenen ve acı çeken Nikolayeviç Mişkin oldum.



Ve dahası okurken onun sözcükleri olacağım.


Kaynakça:

https://dusunbil.com/nietzsche-kendisinden-bir-seyler-ogrendigim-tek-psikolog-dostoyevski/

https://www.yenisafak.com/hayat/idam-sehpasindan-edebiyatin-zirvesine-dostoyevski-2810544




95 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.