DÜNYAYI DOĞURMAK


 

Ürkünç dünyanın kırık kalpli çocukları insanlar. Bir toplumda yetişir meraklı gözler ve dışa açıldıkça yıpranmaya başlar. İnsanı en çok gördükleri yaralar. İnanmak istemedikleri içinde debelenirken büyüdüğünü fark eder kişi. Cehennem, bahsedilen gibi başka bir yerde mi yoksa hayat zaten insanın cehennemi mi? Cehennem illa ki ateşlerle ve yüksek sıcaklıkla mı dolu olmalı? İnsan, insanın cehennemi olamaz mı?


Goethe, dünyanın hassas kalpler için bir cehennem olduğunu savunmuş. Gözlerim ne zaman dolsa bu cümle zihnimde dans eder çünkü zaman değiştikçe kavramlar da değişti. Artık duygulara anlamsız bakılıyor. İnsan, kendi kendini robotlaştırıyor. Sanki hayal kırıklığı da acı da sevgi de bize ait değilmiş gibi. Zamanında hissettiklerimiz, hayatın bize kattıklarından aldıklarımız silinmiş gibi. Bizi büyüten bu yüzyılın problemleriyle sürüklenmek değil ki. Gerçekten yaşayan bir insanın bambaşka rüyaları olmalı. Aradığı nedenleri bulmalı, yaşamak için tutunacak dallara ulaşmalı. Makinelerle dolu dünyada yemyeşil ağaçları da hatırlamalı. Tekdüzeliğin kurtuluş olmadığını kavramalı. Bize öğretildiği gibi yaşadığımız için bugünü suçlamıyorum. Ama bize öğretilenin dışına çıkmaktan korktuğumuz için yüreğimizi sorgulamamız gerektiğini öne sürüyorum.



Özümüzü, fedakarlıklarımızı kaybettiğimiz yerde kum misali dağılmaya başladık. Sevginin bizden bir şeyler alıp götüreceğini düşünmekti belki de en büyük hatamız. Kalbimizi çoğaltmak yerine sahte gülüşlerde harcadık. İşte insan ruhu hastalandı. Hastalandı çünkü rol yapmak sonsuza kadar bedenleri taşımaz. İnsan, kendisi olabildiği yeri özler. İnsan, kendisi gibi davranabildiği günleri arar. Benliğinin mantığının katı tarafında eridiğini gördüğünde acı çekmeye başlar. Ve gözü açıldığında, dünyanın neden acı verici olduğunu fark eder. Gözü açılmayan insanlar sayesinde ızdırap silsile halinde devam ediyordur. Her şeyi yıkan bir rüzgar vardır. Her şeyi yıkan rüzgar, birbirleriyle nasıl konuşacağını bilmeyen, iletişimi yapıcı değil yıkıcı kullananlardır. 

  Zaman insandan çoğu şeyi alır. Sevdiklerini, sevmediklerini, onu güldürenleri ve ağlatanları. Zaman keşke, açılan her boşluğun dolduğunu öğretirken kibarlığın ve öz verinin kalıcı olması gerektiğini de öğretseydi. Kendi cehennemimizi yaşamadan, sözler silah gibi kullanılmadan öğretseydi. Sözcükler, sihrini böyle kaybetti. Canlar yandıkça sevinç dolan ruhlar sayesinde en güzel kelimeler dahi anlamını yitirdi. Kırgın ve yoksul bakıyoruz yarınlara. İnancın uzaklaştığı ellerimiz çok suçlu görünüyor gözlerime.


Umut etmek tehlikeli gibi dursa da bugün bu coğrafyada umut ediyorum. İstemeye cüret ediyorum. Değişimi talep ediyorum. Sonsuza kadar bu kısır döngüde debelenmemek için, hala aldığımız nefesin hakkını verebilmek için. Yakarışlar durduğunda, içimizdeki isyanlar kendiliğinden dindiğinde gevşeyecek ihtiraslarımızın bağları. Cehennemin kapıları sıkı sıkı kapatılsın. Bütün iyilikleri yeniden doğurmayı diliyorum!

47 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.