Eşitsiz Toplumlar

"Dünyada yüksek düzeyde eşitsizlik olduğunu ve eşitsizliğin daha da kötüleştiğini biliyor olabilirsiniz. Ama ne kadar eşitsiz şeyler olduğunu takdir etmek pek olası değil. Burada onu görselleştirmenin bir yolu var. Gezegendeki en zengin sekiz insanın zenginliğini alın ve birleştirin. Şimdi en fakir 3,5 milyar için de aynısını yapın. İki tutar aynı, 350 milyar sterlin. Doğru: Sadece sekiz kişi dünya nüfusunun yarısı kadar zenginliğe sahip."


Bu konu üzerine kafa yorarken okuduğum bir metinden yaptığım alıntıyla sözlerime başlamak istedim. Alıntı, gelir dağılımındaki farkı gözler önüne seriyor. Elbette ki "kardeşim adamlar çalışmış kazanmış işine baksana’’ diyenler olacaktır. Onlara da hak vermek isterdim ama ne yazık ki sadece 8 insanın serveti 3,5 milyar insanın servetiyle eşit düzeydeyse hak veremem.

Hepimiz belirli bir sosyal sınıfta büyürüz. Muhtemelen de aynı sınıf içerisinde öleceğiz. Peki bu sınıf olgusu nasıl daha çok gözle görülür hale gelmiştir? Cevap: Sanayi Devrimi ve sonrası. Devrim sonrası Avrupa’nın bazı ülkelerinde çoğu insan iş sahibi olabilmişti. Oradan bakınca ne güzel diyebilirsiniz. Ama günlük 15-17 saatlere varan çalışma saatleri, 8 yaşına kadar düşmüş çocuk çalışma yaşı maalesef bana ne güzel dedirtmiyor.


Sanayi Devrimi sonrası sınıflar 3 tabakaya bölünmüştü. Alt, orta ve üst (burjuvalar) sınıf. Devrim öncesi alt tabakanın içerisinde yer alan köylüler, devrim sonrası kendilerini orta sınıfın içerisinde buluyorlardı. Eski yaşantılarının kalitesinden hiçbir şey değişmemişti. Patronları düşük ücretler, fazla çalışma saatleri vererek onların emek sermayesini kullanıyordu. O zamandan bu zamana ne değişti. Şartlar aynı, koşullar biraz farklı.

Ülkemizde eşitsizlik hangi boyutlarda? Dünya Eşitsizlik Raporu 2018’e göre Türkiye’de gelir adaletsizliğinde 2007’nin bir kırılma noktası olduğu görülmektedir. Bu tarihten itibaren en zengin yüzde 1’in vergi öncesi gelirdeki payının yükselişe geçerek 2016’da yüzde 23.4’e ulaştığı, yoksul yüzde 50’lik dilimin gelirdeki payının ise düşerek yüzde 14.6’da kaldığı görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, en zengin yüzde 1’in kişi başına geliri, yoksul yüzde 50’lik dilimin 80 katına ulaşmıştır.


Türkiye’de ve dünyanın farklı yerlerinde sınıfsal eşitsizliğin artış göstermesi kapitalist sistemin yapısal özelliğinden kaynaklanmaktadır. Eşitsizliğe yol açan nedenlerin başında neoliberal politikalar ve özelleştirme programları gelmektedir. Unutmayalım ki gelir dağılımında ki adaletsizlik sınıflar arası eşitsizliği yaratır. Sınıflar arası eşitsizlik ise sınıflar arası çatışmayı doğurur.

60 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.