Farklılıklar Değiştirmez, Geliştirir

Doğumumuzdan ölümümüze kadar pek çok insanla etkileşim halinde oluruz. Bunların beraberinde de hayatımız boyunca pek çok deneyim elde ederiz. Ancak bu deneyimler çevremizin ortalaması kadar mı olmalı? Köprünün karşısında neler olduğunu hiçbir zaman bilmeyerek mi göçeceğiz bu hayattan?

Benim buna cevabım çok net bir şekilde; Hayır!

Çocukken 'aile' kavramı bizler için oldukça önemlidir. En çok onlarla vakit geçirdiğimizden, en çok onları izleme, gözlemleme şansı buluruz. Ergenlik dönemimizdeyse 'arkadaşlık' kavramı daha çok ön plana çıkar. İçinde bulunduğumuz dönem dolayısıyla inişli çıkışlı duygular yaşarız. Arkadaş seçimi çok önemlidir o dönemde. Üniversite dönemindeyse bir aydınlanma yaşarız adeta. Kendi çevremizden farklı, bambaşka kişilikte, tarzda insanlar tanırız. Bu deneyimler pek çok farklı bakış açısı kazandırır bize. Kendimizi en çok sorguladığımız dönem de bu dönemdir aslında. Her an bambaşka şeylerle karşılaştığımızdan refah alanımız arka planda kalır ve gördüğümüz şeylerle kendi bakış açımız arasında bağlantılar kurmak isteriz.


Kurmalıyız da! Evet, kurmalıyız. Bu yazım özellikle üniversite çağında olan arkadaşlarıma. Çünkü bu dönem öyle bir dönem ki, bitmeden önce kendimizi tanımanın en çok fırsat verdiği dönem bana göre.


Karakterimizin, şu anki davranışlarımızın yüksek oranda çocukluk yıllarında oluştuğu aşikar. Ancak şu an hayatımızın öyle bir dönemindeyiz ki, tüm fırsatları değerlendirmek bizim elimizde. İyi bir işe, iyi bir arkadaşa, iyi olan herhangi bir şeye sahip olmaya çalışmadan önce, bu öncelikleri kendimize verirsek sonrasının en 'iyi' şekilde zaten akıp gideceği inancındayım.


Öncelikle bizden farklı olan hiçbir şeye karşı ön yargılı olmamalıyız. Şu kocaman dünyada şimdiye kadar karşılaştığın insanlarla, yaşadığın durumlarla bir şekilde buraya kadar geldin. Ancak senin şu anki durumun demek değil ki 'normal' olan, 'olması gereken. O yüzden farklılıklardan kaçmak yerine onları deneyimlemeyiz ki bakış açımız gelişsin, belki kendi doğru bildiğimiz yanlışları fark edelim. Belki farkında bile olmadan kendimize baskıladığımız o karakterimizi yumuşatalım, içten içe bastırdığımız bazı şeyler ortaya çıksın, ortaya çıksın ki onların aslında bize ait olduğunu kabullenelim.

Değişimden hiçbir zaman korkmayalım. Aslında çoğumuz sanıyoruz ki belli bir karakterimiz var ve o hiçbir zaman değişmeyecek. Oysa bir insan, sırf düşünebiliyor olmasından kaynaklı bile bu değişimi hayatı boyunca yaşayacaktır. O yüzden çevremizdeki birinin şaşırdığımız bir takım davranışları olduğunda "Ya sen ne kadar değiştin!" demek yerine, ortada var olan bir değişimi iki taraflı da düşünmek gerekir. Belki de sen değiştin. Belki de o, yaşadığı bir durumdan dolayı yaşadı o değişimi.


Tabuları yıkmaksa son ve belki de en çok önemsediğim konu. Şu an üniversite dönemimizdeyiz ve kendimizi kişisel anlamda geliştirebileceğimiz o kadar çok zamanımız var ki. Ailemizin ve akrabalarımızın, hatta arkadaşlarımızın düşünceleriyle 'sınırlı' kalmak zorunda değiliz. Biricik hayatımız var ve bu hayatımız boyunca merak ettiğimiz her şeyi özellikle bu yıllarda deneyimlersek, bundan sonraki yaşantımızı yüksek oranda kendi benliğimizle devam ettirebilme şansını yakalarız.


Sizlere yazdığım tüüüm bu konularda bana belki de ışık olan iki kanal paylaşacağım altta. Kendimi en çok sorguladığım dönemde benim bir anlamda dostum oldu bu kanallar. Umuyorum ki sizin de 'gelişme' yolunda kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz videoları muhakkak vardır...



102 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.