GİDİYORUZ!


Hayata tek adım, tek bilet, tek çanta, tek söz: "Gidiyoruz!"

Bazen tek bir çanta alıp gitmek... Bilmediğin yerlere, yeni insanlara, yeni hayatlara değmek için kendinden emin olarak yola koyulmak... Belki de sadece "gitme" fikrine tutunmak... Bazen de amaçlarımızı, planlarımızı gezilere dahil etmek... Evet. Üzerine çok düşünerek ya da bir anda "Gidiyoruz!" diyebilmek... Ruhumuzu ve bedenimizi aynı anda büyük bir yolculuğa çıkarmak... Birlikte gitmek güzel.


Şimdi bu yazıyı okurken bir anda karar verilen gitmeleri değil de gözlerimizi dört açtığımız, bilgi susuzluğundan kurtulmak için çıktığımız, çıkacağımız yolculuklar hakkında birkaç hatırlatma ve öneriye rastlayacaksınız. Mekan hakkında ama zaman ve mekandan bağımsız bir yazı olması dileği ile.


"Gezmek yaşamaktır." Hans Christian Andersen

Gezmek, tüm insanlar için farklı şeylerin çağrışım kaynağı olabilir. Örneğin aynı yaştaki iki genç için, bir dede ile torun için, günlük hayatın koşturmacası içinde yorulan bir çalışan ile hayatını seyahate ayıran biri için tamamen farklı şeyler ifade ediyor olabilir. Herhangi bir gezide görülen tarihi yapı herkes için apayrı anlamlara gelebilir. Bu ayrılıklar gezilerin değerini katlar.


Bilmediğiniz bir şehre hatta bir ülkeye gittiğinizi hayal edin. Bir karavan, otobüs, uçak ya da küçük bir araba. Belki de tanımadığınız insanların hayatlarına dahil olarak gitmek isteyeceksiniz. Gidiş şeklinizin gezinizi en başından etkileyen önemli bir faktör olduğunu da bilmelisiniz. Küçük bir araba ile keşfe çıkabilir, her noktada yeni insanlar tanıyabilirsiniz. Her mola noktanız size yeni güzellikler hazırlıyor olabilir.


Bu yolculuğu tek başınıza yapıyor olmanız ya da yanınızda birilerinin olması da gezinizin gidişatı ve sonucu için oldukça etkili bir faktördür. Gideceğiniz ülkeyi ya da şehri iyi tanıyan biri, eğer gideceğiniz yerin dilini bilmiyorsanız o dili bilen biri gezinin seyrini değiştirecek, daha faydalı kılacaktır. Evet... Gittiğiniz ülkenin dilini bilmiyorsanız yeni okulunuza hoş geldiniz! Bu koca ülkenin sizden alacakları kadar size verecekleri de var. Hem de misli ile. Artık burası sizin okulunuz. Siz buraya ait olmasanız da buradan ayrılana kadar etiniz, kemiğiniz, düşünceniz, diliniz, ruhunuz da tam da bu konumdan beslenecek. İyisi mi tadını çıkarın. Yanınızda o ülkeyi iyi tanıyan birini de alarak oradan hem heybenizi doldurarak hem de dolu dolu bir gezi yaparak ayrılacaksınız.



Yanınızda orayı tanıyan birinin olmaması elbette ki tüm geziyi anlamsız ve değersiz kılmayacaktır. Belki de bambaşka yeteneklerinizin farkına vardıracak, kendinize olan güveninizi tazeletecek, size kat kat daha fazla şey katacaktır. Bir ülkeyi ya da şehri tek başınıza da gezebilmek için çok fazla eşyaya ihtiyacınız yok aslında. Bir harita, bir pusula, telefon, kamera, ülkeyi tanıtan bir kitap ya da dergi. Gerisi ise sizin içinizi yakıp kavuran gezme tutkusu, öğrenme açlığı, her gün bambaşka maceralara açılan göz kapaklarınız.


Bu büyülü anları sonsuz kılmak istemez miyiz? Her macerayı kaydetmek... Hem de bir daha asla olanları aynı şekilde yaşayamayacağımızı bilerek. Bir gezi günlüğümüz olsa ne güzel olur! Ne yazık ki hepsi büyülü olan yolculuklarda anları ölümsüzleştirirken anıları unutuyor insan. Anların, anıların sihirli gücüyle değerlendiğini de unutmamalıyız sanki.

Bacon'un da dediği gibi: "Ne gariptir, insanlar gök ile denizden başka hiçbir şeyin görünmediği deniz yolculuklarında gezi günlükleri tutarlar da kara yolculuğunda üzerinde durulacak bunca şey varken kimse günlük tutmaz..."* Gezi günlüğüne kaydedeceğimiz her şey tarihimize de bırakacağımız bir belge olacaktır. Bunu bir angarya olarak algılamak yerine gezinin en güzel parçası olarak değerlendirebilir, tadına varabiliriz. Bir sonsuzluk imzasıdır yazdığımız her kelime. Anlar kadar anıları da ölümsüzleştirir.


Anları ölümsüzleştirmek... Çoğumuz tarafından bir gezinin en eğlenceli aşaması olarak görülür. Kesinlikle! Hele bir de istediğimiz kaliteyi yakalamış isek... İşte bu! Ama gelin bu anları gezi günlüğümüz ile birleştirmeyi de unutmayalım. Bir gezide yeni tanıyacağımız bir yer seçmişsek oranın halk pazarlarını, düğünlerini, cenazelerini, kütüphanelerini, parklarını, okullarını, marketlerini gezelim. Fotoğraflarımız ile her yeni günü ve yeri gezi günlüğümüze eklediğimizde sonunda eşsiz bir kaynak ortaya koymuş olacağımızı bilelim. Bizden sonra oraya gidecek olan arkadaşlarımız, tanıdıklarımız günlüğümüzü arar olsun. Herkes bir şeyler eklesin o şehre ya da ülkeye. Her maceramız rehberlik eder belki birilerine.


Sadece gitmiş olmayalım. Gitmiş, gezmiş, o şehri damarlarımızdaki kan kadar yakından görmüş, öğrenmiş ve sonunda da öğretmiş olalım. Tüm dünya bir okul. Ve bizim o okuldan öğrenecek çok şeyimiz var. O zaman haydi! Gidiyoruz!

Gezmenin, ölümsüzleştirmenin, öğrenmenin ve öğretmenin her zaman keyfine varabilmek dileği ile. İyi yolculuklar!





*Bacon, F. (1982). Denemeler. Yapı Kredi Yayınları: İstanbul.

43 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.