Bir Eğitim Neferi: Hasan Âli Yücel

En son güncellendiği tarih: Şub 20

Tarih bize kimi insanları hiçbir zaman unutturmaz. Hele ki bilime, sanata yaşamını adayan, ülkesini, milletini aydınlatmak için gecesini gündüzüne katan vatansever insanları...

Öğretmen, eski millî eğitim bakanı, Köy Enstitüleri'nin kurucusu Hasan Âli Yücel, 17 Aralık 1897'de İstanbul'da doğdu. Soyu, baba tarafından Giresun Görele'ye, anne tarafından ise Japon sularında batan Ertuğrul Fırkateyni süvarisi deniz albayı Ali Bey'e dayanır. Ailesinin ekonomik durumunun iyi olmasıyla birlikte tek çocuk olarak yetişen Hasan Âli hayli geniş olanaklara sahipti. Ne var ki, annesi Neyire Hanım oğlu Hasan'a bakarken hep hüzünlüdür. Neyire Hanım'ı üzen Hasan Âli'nin hiç konuşmaması, ağzını açıp tek kelime dahi etmemesidir. Durumdan haberdar olan bir komşusu Neyire Hanım'a; çocuğunun padişahın yemeklerinden kalan artıkları yerse dilinin çözüleceğini söyler. Bunun üzerine Neyire Hanım bir şekilde padişaha ulaşmanın yolunu bulur. Padişah akşam sofrasında oturup yemeğini yerken yanına gelen bir görevli Neyire Hanım'ın isteğinden bahseder. "Olmaz böyle şey" diyerek çıkışır Abdülhamid. "Ama efendim" diye devam eden görevli yemeği isteyen çocuğun Ertuğrul Fırkateyni'nin kaptanı Ali Bey'in torunu olduğunu söyler. Bunun üzerine Abdülhamid tabağını eliyle iterek "İnanmam böyle safsatalara fakat Ali Bey'in torunu ise pekala al götür" der. Neyire Hanım bir umut yedirir yemeği oğluna ama beklenen olmaz. Hasan Âli'nin dili çözülmez.


Sonra bir gün Hasan Âli birden bire konuşmaya başlar. Duruma çok sevinen Neyire Hanım'ın dikkatini ise başka bir şey çeker. Hasan Âli her gün odasına kapanıyor, bütün terlikleri önüne toplayıp onlarla konuşuyordu. Durumu anlamaya çalışan Neyire Hanım kapı deliğinden Hasan'ı gözetlemeye başlar. Hasan, dayısına ders vermek için eve gelen öğretmenin söylediklerini dinler ve onun söylediklerini terliklere tekrar eder. Çocuğunun öğretmencilik oynadığını anlayan Neyire Hanım'ın yüzündeki gülümseme yıllar sonra tüm ülke çocuklarına yayılacaktır. Hasan Âli büyüdüğünde halkını bilgisizliğin pençesinden kurtaracak devrimler yaratır.


Öğrencilik Yılları


Yücel, yükseköğrenim eğitimi için Hukuk Fakültesi'ne kayıt yaptırmış, bir yandan da İfnam gazetesinde çalışıyordu. Türk Sesi gazetesinin de kurucuları arasında yer alıyordu. Hukuk hocası Celalettin Arîf Bey'le ders sırasındaki bir tartışmasından sonra hukuk eğitimini yarıda bırakarak İstanbul Üniversitesi'nde felsefe bölümüne kaydını aldırmış, geleceği için çok farklı bir yol çizmeye başlamıştı. Bu dönemde, Hasan Âli; Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şairlerle İkbal Kıraathanesi'ne gidip gelmeye başlamıştı, İstiklal Savaşı'nın zor günleri yaşanmaktaydı. Hasan Âli, gazetesinde özellikle bu savaşlara ilişkin haberlere yer verdi. Ayrıca, ulusal protesto hareketlerine katıldı. Kendisini Edebiyat Fakültesi çevresinde oluşan düşünce tartışmaları içinde bulmaya başlamıştı.


Hasan Âli Yücel dediğimizde hepimizin aklına hiç şüphesiz Köy Enstitüleri gelir. Büyük önder Atatürk’ün eğitim konusundaki görüşlerini çok iyi analiz eden Yücel, çağdaşlaşmayı gerçekleştirecek aydınlanma eğitimini; seyreden değil, kurallarını uygulayarak yaşayan bir toplum oluşturma hedeflendiği için, eğitim örgütlenmesini “Tek bir yurttaş kalmayana değin” herkesin eğitilmesi olarak görüyordu. Nice öğretmenleri yetiştiği o mektepler sadece kalem, kağıt tutmayı değil, tarla biçmeyi, dirgen tutmayı da öğretti Türk Milleti'ne. O, Cumhuriyet dönemi eğitim tarihimize damga vuran en önemli Bakandır. Gerçekleştirdiği reformların etkisi bugün bile hissedilmekte ve aranmaktadır. Köy Enstitüleri ise yarattığı mucizelerden sadece biri.

Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki etkinliği; ülkemiz eğitim, kültür, sanat alanında ulusal yapıyı oluşturacak ilkler konusunda önemli girişimler dönemi oldu. Birinci Türk Yayın Kongresi’nde dünyayı, özellikle batıyı tanıma gerekliliğini vurguladı, Türk aydınlarını tercüme seferberliğine davet etti. Kongrede Doğu-Batı klasiklerinin tercüme edilmesi için karar alındı. Birinci Eğitim Şurası’nda ülkenin eğitim sorunları, köylünün eğitim talebinin nasıl canlandırılacağı, bu talebin nasıl karşılanacağı tartışıldı. Yayın Kongresinde alınan karar geciktirilmeden uygulamaya kondu. Tercüme Heyeti üyeleri belirlendi, görev yapacakları Daimi Büro oluşturuldu. Tercüme Bürosu doğu-batı klasiklerinden 496 kitabın çevirisini tamamladı.


Eğitim Bakanlığınca ansiklopedi çalışmaları başlatıldı. İslam Ansiklopedisi’nin çevirisi ile ilk telif Türkçe İnönü Ansiklopedisi’ni yayımlanmaya başladı.


İlk kez bir sanat Ansiklopedisi hazırlandı (1943-Celal Esat Arseven), bunun yayını başlatıldı.

Devlet Konservatuarı kuruluş yasası çıkarıldı. Konservatuar öğretim elemanları ile Tercüme Bürosu çalışanlarının birlikteliği sayesinde örnek olacak birçok eser hem eğitim alanına hem de sahne uygulamasına örnek olacak biçimde kültürümüze kazandırıldı.

1941 yılında ise Türk dilinin yapısını genç kuşağa öğretecek Gramer Komisyonu çalışmaları tamamlandı. Türk dilinin gelişmesi, öğrenilmesi, konuşulması Hasan Âli Yücel için çok önemliydi. Türkçe'nin yabancı dillerin etkisi altına girmemesine inanır, her fırsatta Türk dilinin öneminden bahsederdi.


"Ecnebi dillerinden, dilimize kelime girme meselesi, hakikaten benim arkadaşlarımla beraber olduğum bir noktadır. Lüzumsuz yere ecnebi dilinden; hangisi olursa olsun, Türkçeden gayri her dil bizim için ecnebidir. Bunlardan kelime alıp kullanmak yanlış bir şeydir. Biz bunu kendi elimizdeki teşkilatla, bize merbut olan müessesatta temin etmek için cehdetmekteyiz. Yapılmış tercümelerden bu neviden Türkçeye benzemez şeyleri iade ettirmekteyim, o müesseseleri tenkit etmekte, ikaz etmekteyiz..."

"Türk devriminin özü şudur: Türkçe düşünmek,

Türkçe söyleyip Türkçe yazmak!

Yoksa bu da mı ağrımıza gidiyor?"

Hasan Âli Yücel


Hasan Âli Yücel Türkiye'nin eğitim ve kültür yaşamının tam merkezinde yer alıyor. Gerçekleştirdiği devrim niteliğindeki yeniliklerle yaratılmak istenen yeni toplumda; Türk üst kimliğinde dil birliğini sağlama, kültürel renkliliği oluşturma, bütünleştirilme temel olacaktı. Yeni toplumun kültürlenme, kültür aktarımı ile yaşamda hızla yenilikleri benimsemeleri, uygulamaları aydınlık bir geleceğin temeli. Bir kez daha söylemekte fayda var: Tarih bize kimi insanları hiçbir zaman unutturmaz. Hele ki bilime, sanata yaşamını adayan, ülkesini, milletini aydınlatmak için gecesini gündüzüne katan vatansever insanları...

Not: Bu yazıda Hasan Âli Yücel'in hayatının tamamından bahsedilmemiş, yalnızca bir kesiti ele alınmıştır.


Kaynak: Atatürk: Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, İstanbul.

Başar, Ahmet Hamdi: Atatürk’le Üç Ay ve 1930’dan Sonra Türkiye, Ankara,1981.

Coşkun, Alev: Hasan Âli Yücel Aydınlanma Devrimcisi, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul, 2010.

Çıkar, Mustafa(aktaran): Hasan Âli Yücel ve Türk Kültür Reformu, İş Bankası yayını, Ankara, 1997.

Yücel, Can: “ Öldü”, İmece Dergisi,

Bu bölümdeki yazılar için kaynak: Çıkar, Mustafa: Hasan-Âli Yücel ve Türk Kültür Devrimi, Türkiye İş Bankası yayını, İstanbul, 1997.

129 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Serendipçe

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.