İ(f/n)tihara Çeyrek Kala 1. Bölüm: Hayattan Bize Kalan

Öncelikle bu metinde okuyacaklarınız intihar mesajı içermemektedir. Aşağıda sizlere

ruhumun bedenime eşlik ettiği süre boyunca kendisine yaşattıkları hakkında biraz övünçten bir o kadar da yorgun düşmüş bedenimin içinde bulunduğu Dünya karşısındaki vazgeçiş mücadelesinden bahsedeceğim. Şu an bu satırları okuyorsanız var olduğum süre boyunca hayatın beni buyruklarıyla değiştiremeyişinin iftiharıyla birlikte bedenim ile ruhumun muhtemel ayrılığına tanıklık ediyorsunuz demektir...


Mutluluğun oldum olası ruhumuz için ilaç olduğunu düşünmüşümdür. Bedenimiz için haplar, tedaviler ne ise ruhumuz için de mutluluk o tarz bir şeydi. Bugün içimde normal bir insanı iyi tutmak bir yana öldürebilecek dozda bir mutluluk var. Oysa doktor "mutluluğun fazlası öldürmez" demişti. Meğerse her şeyin fazlası zehirmiş.

Mutluluğun bile. Vücudumu hiç bu kadar sıcak, hayatı hiç bu kadar canlı hissetmemiştim. Sanırım ömrümün son dakikalarını yaşıyorum. Elim hafiften titremeye başlasa da arkamda bırakacağım insanlar için hayatta edinmiş olduğum bazı tecrübelerimi kalemim döndüğünce paylaşmak istiyorum;


1- Yalnızlık en iyi arkadaşınızdır. Ona iyi bakın.


Eğer farklıysanız insanlar tarafından dışlanırsınız. Hiç fikirleri olmamasına rağmen hakkınızda ön yargılarda bulunurlar. Gerçi o bulundukları yargıların tartıldığı terazi ne kadar masum orasını Tanrı bilir. Bunu kabullendikten sonra insan kendisini herhangi bir topluluğa kazandırma girişiminde bulunmak istemiyor açıkçası. En azından ben öyleydim. İnsan en çok da kendine yetebilmeli hayatta. Çünkü ömrü boyunca aynaya her baktığında, kafasına bir şeyi taktığında kendisi olacak yanında. En çok kendinize yatırım yapın. Enstrüman çalmayı öğrenin, gezin, okuyun, yazın, çizin, karalayın. Hayatınıza kattığınız yılları yaşanabilir kılın.



2- Hayatınıza insan alırken dikkatli düşünün.


Hayatım boyunca insan ilişkilerinde hep bir sorun yaşamışımdır içten içe. Neden mi? Çünkü bir insanı hayatına aldığın zaman sadece beraber geçirdiğin vakitlerden ibaret olmuyor. Sen o insanda, o insan sende birbirilerinizin zihinlerinde de yer kaplıyorsunuz. Dışarıdaki hayatta başımızı sokmak için ev satın almak veya kiraya çıkmak yeterli iken söz konusu zihinler ve kalp olduğu zaman beş parasızı oynamayı seçtim. Ruhumu kimsenin kanatlarının altında olmadan zorlu hayat koşullarına adapte etmeye çalıştım. Çünkü biliyordum ki insanlar birbirlerinin gerek zihinlerinde gerekse kalplerinde birtakım harabiyet bıraktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatlarından çıkıyor.


Bana kalsa çevremizdeki herkes içimizde bir yerlerde oturuyor. Bu oturma sırasında da bize göstermiş oldukları arkadaşlıkları, ilişkileri kendilerini zihnimizde bir şarap misali yıllanıyor. Ben bu konuda her zaman seçici olmaya çalıştım. Biliyordum ki insanlar geçmişinde yaşadıklarının tesiriyle istedikleri kadar genelleme yapıyorlar. Bunu basit bir örnekle açıklayabiliriz. Bozuk bir parayı on kere havaya fırlattığınızı düşünün. Her seferinde de yazı geldiğini varsayın. Paranın on birinci atışta tura gelme ihtimali kendisinden önceki atışlardan bağımsızdır. Aynı şey hayatımıza insan aldığımız zaman da geçerlidir.


Lakin asıl mesele değil on bir, bin yüz on birinci atışta da tura gelme ihtimalinin gelme olasılığına olan inancımızın kırılmamış olması. Önceki yazılar (hayatımızda dikiş tutturamamış kimseler) üzerimizde birtakım yıkımlar bıraksa da insan ister istemez karakteristik olarak bütünlüğünü koruyamayabiliyor. Oysa hayatlarımızdaki her bir bozukluk harcanmış bir bütünlükten bize kalanlar değil miydi?


3- İnsanları araç veya alternatif olarak görmeyin.


İnsanları hiçbir zaman araç veya alternatif olarak görmeyin. Yalnız kalmaktan korkanlar sırf bunu yenmek için başkalarını çözüm olarak görüyorlar. Oysa bazı şeylerin bir yaşanma üslubu olması gerektiğini savunuyorum. Hayatları kendilerinin. Üstüne diyecek bir şeyim olamaz da zaten ama bazı tarzda davranışların önemli değerlerimizi aşındırdığı kanaatindeyim. Mesela ömrünüzün son demlerinde olduğunuzu düşünün. Bence yavaştan kiminle ne sıkı fıkı ilişkiniz varsa yavaş yavaş gevşetmeye başlayın. Her nedense bu durum bende o insanları kullanıyormuş izlenimini uyandırıyor.


Güzel güzel yaşadı, gitti. Artık yokluklarımızla onlar savaşsın gibisinden bir hamleymiş gibi geliyor. İnsanlar bir kaçış yolu değildir, kimisi kendisine kaçılması kimisi ise kendisinden kaçılması gereken tipler olmak üzere ayırıyorum ben. Ne tezattır ki ben kim olursa olsun kaçan taraf oldum. Neden kaçtım tam olarak bilmiyordum. Psikolojim hayatım boyunca hep diken üstünde yaşadığımdan herhalde yanımdakileri strese, üzüntüye sokmak istemedim. Şahsen ben kim olursa olsun, acaba kendisine zarar verecek mi yoksa bugün modunda mı diye düşünüp sinirlerimi yıpratmak istemezdim.


Oldum olası içimdekileri saklamakta zorlanmışımdır, sakladığım zamanlarda da ne yaparsam yapayım duygusal işkenceleri doruklarda yaşardım. Bu durumların yanına bir de ölümün nefesini ensemde hissetmek de eklenince hayatımızın sonlarına doğru gerek yeni insanlar ile tanışmak olsun gerekse tanıştıklarımızla güzel zaman geçirmek olsun bana biraz bencillik ve kendilerine karşı haksızlık etmişiz gibi geliyor.



4- Her şey zıttıyla birlikte var olur. Mutluluk bile.


Hemen hemen herkesin kendince acıları var. Şunu da kabullenmeli ki acı da ruhsal gelişimimiz açısından bir nevi ilaçtır. Dikkat ettiğinizde göreceksiniz ki gerçekler yeterince acıdır. Ben de bazı gerçeklerin farkında olabilmek için hayatın gerçeklerini ruhuma özümsemeye çalıştım. Ardından gördüm ki bilgelik acıyı getiriyor. Bilgisi artanın acısı da artıyor. Acın arttıkça da büyümüş oluyorsun.


Eğer acılar olmasa mutluluk bu kadar gözümüzde değerlenir miydi? O halde neden şu anda ilaç komasında olmak varken neden mutluluktan ölmek üzereyim? Hayatta her şey zıttıyla birlikte var olur. Karanlık aydınlıkla, üzüntü sevinçle, acılar mutluluklarla birbirlerini tamamlar. Zıttı olmayan her şey bir parça eksiktir. Her ikisinin de eleğinden geçmiş ruhlar tam olarak neler yaşadığının farkında olur...

(Devamı gelecek yazımda...)

55 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.