İNSANLIĞA DAİR



Zaman zaman düşünüyorum ve sadece karanlık oluyor zihnim. Boş bir oda, delicesine çığlıklar, moraran kollar ve her hücresi harabe olan bir kadın.

Kadın diyorum bak. Hep dersin ya narin, çiçek diye! Çiçeği bırak dalında. Yaşasın.

Anlamaz kimse kimseyi; eğer yaşamazsa yaşadığını.

Ve bilmez kimse acısını; avucu sadece teninde sevgiyle gezerken, her değdiği yerin bir ateş misali yakmasını. Avuç kan olur, bir nefretin çığlığı ile açılır sanki.

Her ağzını açtığında güzel cümleler dökülen ağızdan, bir kucak dolusu küfür çıkacağına kim inanır ki? Kim inanır ki bu laflar altında ezilebileceğini.


Şu zihniyetten çıkın artık! Kadınlar ne sizin zevk oyuncağınız, ne duygularıyla oynayabileceğiniz bir eşya ne de itip kakabileceğiniz, tekmeleyebileceğiniz bir varlık. Öyledir ya çoğu zaman öyle görürüz kadınları. Çocuğunun karşısında öldürmeye layık görürüz. Her zerresini narince sevdiğimiz kadını ölüme layık görürüz.

Ve belki kaybolmayı çalılık arasında kovalamaca görürüz. Mahkemeye çıkınca rızası var görürüz. Çöpteki gitar kutusunun içinden cesedi çıkınca kendini savunamamış görürüz. Onca kattan aşağı düşünce kaza olmuş görürüz. Ve biz hep kadını suçlu görürüz.

Ne zamandır insanlıktan çıktık? Ne zamandır bu dünya treninde raylardan çıktık, soruyorum sizlere! Soruyorum hepinize! Korkmuyor muyuz bazı şeylerden? Bir annenin ahından korkmuyor muyuz veya bir babanın fırtınasından? İçimizi sızlatmıyor mu evladın göz yaşları? Hiç mi içimizde duygu kalmadı ey insanlık sizlere soruyorum! Biz "Ölmek istemiyoruz!" ama siz inatla üstümüze topraklar atıyor, daha yaşayacak günlerimizin önünü kesiyorsunuz.


Ne Özgecan kaldı ne Emine Bulut. Artık ne otobüs köşelerinde oturan bir kadın göreceğiz ne de çocuğuyla gezebilen bir anne. Ne bir yere tek başına giden kızlar göreceğiz ne de sevgilisine güvenebilecek aşıklar. Öyledir ya insan insana güvenmemeli. Öyle ya kadın erkeğe güvenmemeli.

Çok dolduk sizlere diyorum, çok dolduk. Kara bir bulut gibi yağmura hazır, çöktük. Çok dolduk efendim! Dokunsanız patlayacağız, ağlayacağız.

Çok kırıldık beyefendi, çok kırıldık. Kendi kırıklığımızda kesilecek yerimiz kalmadı! Her cam parçasında gezdik, dans ettik, güldük. Ama çok kırıldık, çok kanadık efendim.

Çok sevdik ahali! Çokça sevdik! İşin ucu rızalı bir ölüme gidinceye dek sevdik! Aşk kırmızıymış. Aşıklar ölür! Aşık her kadın ölüyor ahali! Aşık her kadın ölüyor.

Ve koca bir pencereden bakıyorum çivisi çıkmış dünyaya. İçimdeki çocuk endişeli ama gülüyor, yetişkin yanım umutsuz. Ve en yaşlı halim ağlıyor her bir olaya.



Kadın olmak zor be bu ülkede. Ya sevilirsin ölürsün, ya gülersin dövülürsün, ya korursun laf yersin.

Kadın olmak zor bu ülkede. Ne mutlu olursun ne de korunursun.

Her kelimem kadına çıkıyor bu yazıda farkındayım. Ama kapkaranlık olan bu dünyada tutunacak her dalı, kadınları kırdığınız her süre zarfı boyunca, ağzımdan çıkacak her laf kadın olacak sizi temin ederim.

Ve can veren kadın ölüyor bu satırlarımda.


Kadın diyorum. Susuyorum.

Çünkü bu ülke konuşanları sevmiyor.

53 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.