DOĞAYLA YENİLENME BİÇİMİ: KAMPÇILIK

Günlük hayatımızda sürekli bir koşuşturma içindeyiz. Okulda, iş hayatında oradan oraya sürüklenip gidiyoruz ve bir yandan zaman öylece akıp gidiyor. Boş zamanlarımızda ise elbette dinlenip tüm bu yoğunluğun verdiği yorgunluğu üstümüzden atmak istiyoruz. Fakat bir sorun var: Şehrin içinde dinlenebilme adına bir şey yapmaya kalkıştığımızda yine bir kalabalıkla yüz yüze geliyoruz. Aslında dinlenmek istiyoruz ama fark etmeden o biriken yorgunluğun üstüne biraz daha yorgunluk ekliyoruz.


Ne gibi mi?


Mesela hafta sonu bir alışveriş merkezine gittiğimizde yine bir insan yoğunluğuyla karşılaşıyoruz ve bu durum aslında daha çok yorulmamıza sebebiyet veriyor. Adı üstünde alışveriş merkezi. İnsan neden şöyle bir kendine gelmek için o tarz bir yere gider ki zaten? Veyahut dışarıda açık alana gitsek bu sefer oraya ulaşana kadar ya trafik problemiyle karşılaşabiliyoruz ya da gittiğimiz yer yine kalabalık olabiliyor. Aslında insan gürültüsünden ve yapaylıktan kaçmak istiyoruz fakat yine aynı duruma düşüyoruz istemeden. Peki biz ne yapalım da nasıl atalım bu yorgunluğu?

Bunun değerli bir cevabı var: Doğada kamp atmak!

Alıyorsun sırtına bir çanta; ver elini doğaya!

Ülkemiz doğasıyla adeta cennetten bir parça ve bu doğayı yaşayabilmenin belki de hem uygun bütçeli hem de en kolay yollarından biri doğada kamp yapmaktır. İstanbul'da oturuyor olsak bile İstanbul'un yakın çevresinde, hatta İstanbul'un içinde bir hafta sonu kaçamağı yapabilmek için oldukça güzel yerler var fakat biz bunun ne kadar farkındayız?


Memleketlerimize yılın belli zamanlarında (bayramlarda, belki yaz tatilinde ve belki de ara tatillerde) gidiyoruz fakat o kadar yoğun(!) yaşantılarımız var ki mesela köyümüzde isek oradaki doğanın o mis gibi kokusu ciğerlerimize işlenmeden dönüyoruz tekrar yapay şehir yaşantımıza. Bu durum da hep bir hüzün, belleklerimizde bir yarım kalmışlık bırakıyor.


İşte tüm bu sorunlarımıza bir nebze merhem gibi gelecek uğraş: Kampçılık..



Peki nasıl olacak ki bu kampçılık işi? Nereden başlamalıyız? Ekipman konusuyla başlarsam; Gidiyorsunuz bir outdoor veya bir spor mağazasına, kampta ihtiyacınız olan temelde belli başlı ekipmanlar var.

Nedir bunlar?

-Çadır, sırt çantası, mat, uyku tulumu, kafa lambası ve düdük. Temelde bunları edinmeniz başlangıç için yeterli olacak.

Peki İstanbul'da veya İstanbul'a yakın nerelerde kamp yapılabilir ki?

Ayrıntılı bilgi için Google'lamanızı önereceğim ama kendi önerilerimi sunacak olursam: Adalar, Kilyos ve Ağva civarında kamp atabilirsiniz. Fark ettiyseniz İstanbul dışına çıkmadım bile. Şehrin içinde doğayla iç içe olabileceğimiz alanlar mevcut ve bunları değerlendirdiğimiz takdirde hafta sonu bir gecelik bir kaçamakla doğal bir dinlenme süreci geçirebiliriz.


"Doğaya, doğal olana muhtacız." diye bir sözüm vardır benim. Şehirdeki yaşantımızda bu kadar yapaylığın içinde dinlenip yenilenebilmek için doğaya muhtacız. Çünkü ancak doğadayken huzur buluruz, benliğimizi doğadayken hatırlarız. Doğayla buluştuğumuzda doğa 'Ben de buradayım!' der ve bize tüm güzelliklerini sunar: kuşların sesiyle, gece gökyüzünde yıldızları izleyebilmemizle (ah şehir yaşantısı), yürürken yerdeki yaprakların çıkardığı hışırtı sesiyle ve nefes aldığımızda ciğerlerimize işleyen o muhteşem oksijeniyle.


Demem o ki;

Haydi alalım sırtımıza bir çanta ve bir gün geçirelim doğada.

Unutmayalım, en doğru cevap her zaman doğadadır...




165 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.