Karar Mekanizması


Karar verme, düşünebilen bir varlık olan insanın sahip olduğu en önemli yeteneklerden biridir. Yaşadığımız müddetçe, hayatımızı idame ettirirken yaşam çizgimizin rotasının nasıl ve ne şekilde ilerleyeceği hakkında kritik veya alelade kararlar almamız gerekir. Aldığımız kararlar hayatımızı iyi veya kötü bir şekle sokarak yoluna koyar, bazen de yolundan saptırır. Bu yüzden kendimiz adına en iyi veya en azından iyiye yakın kararlar almak nasıl bir hayat yaşayacağımız konusunda dikkat gerektiren en büyük ve önem arz eden konulardan biridir.


Nasıl Karar Veririz?

Bireysel kararlarımızı etkileyen birçok çevresel ve içsel faktör vardır. Bunlardan bazıları : stres, aile, iyi veya kötü deneyimler, kaygılar, otomatik pilottaki karakterimiz…

Karar almada etkili olan her kimsenin düşünce yapısı, duyguları, yaşantıları ve özellikle de tüm bu deneyimlerin kişilerin üstünde yarattığı etkiler benzersizdir. Yaşadığımız ve etkilendiğimiz olaylar, duyumlar bizi dönüştürerek farklı bir insan haline getirir. Farklı etkiler farklı kararları, farklı kararlar ise farklı hayatları doğurur. Bazense bazı konularda sadece karar vermemeye karar vererek teslim oluruz bir bakıma. Belki de bu davranış hoşnut olmayacağımız bir sonuçla karşılaşma ihtimalini göz önünde bulundurarak, ''Benden bağımsız olageldi.'' diyebilmenin rahatlığına ihtiyaç duyduğumuz için sonucunun gerektirdiği sorumluluğu almak istememekten kaynaklanır. Çünkü özgür iradeyle(?) aldığımız tüm bu kararların sonucunu üstlenmek zorundayızdır. Sonuç itibari ile bu da bir karardır. Bu süreç bir paradoks gibi kendini devam ettirir. Hayatımızın her alanında ve her anında eyleme geçebilmek için nefes almak kadar doğal olan bu davranıştan kaçınma lüksüne sahip değilizdir.


Duygu mu Mantık mı?


Karar verme sürecinde tam bir rasyonellikten söz etmek yanlış olur. Hayatımızın gidişatı ve sonucu için mantıklı bir karar olarak gözükse bile karar alma aşamasındaki en etkili faktörlerden biri mantığımızla beraber işleyen duygularımız ve hedonilerimiz yani zevklerimizdir. Özellikle üzerinde uzunca düşünmeyip anlık verdiğimiz kararların birçoğunda duygular azımsanamayacak kadar ön plandadır.


Nöroloji Profesörü ve sinirbilimci Antonio Damasio duyguların sosyal biliş ve karar vermede merkezi bir rol oynadığını göstermiştir. “Biz hisseden düşünme makineleri değiliz, düşünen hissetme makineleriyiz.” der. Bu görüş, Descartes'ın "Düşünüyorum öyleyse varım.'' Görüşüne tamamen zıttır. Şu an, elde edilen bilimsel veriler ışığında değerlendirme yaptığımızda Descartes değil, Antonio haklıdır.

İnsan beyni ve karar alma üzerine yaptığı araştırmalarla çığır açan Antonio Damasio’nun hastası Elliot’un bilgisinde, hafızasında, mantık yürütmesinde hiçbir noksan yoktur. Yeterince iyi konuşup, soyut matematik problemlerini çözebilmektedir. Fakat en sıradan kararları bile veremez haldedir. Çünkü Elliot’un beynindeki tümör, duygusal zekasında hasara yol açmıştır. Bütün bilgilere sahip olmasına rağmen, bu verileri işlerken ihtiyaç duyduğu duygulara ulaşamadığı için Elliot, karar veremez olmuştur. Damasio’nun çalışmaları bize, insanın duygusuz karar alamadığını, tercih yaparken duyguların vazgeçilmez olduğunu kanıtlamıştır.

Hayatta yanlış veya doğru karar yoktur. Hayat sadece seçimler yapmaktır.
54 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.