Kayıplarım, Ben, Bedenim Ve Hayallerim



Dünyanın yükünü sırtlandığınız bir dönemden geçmişsinizdir hepiniz, hepimiz. Kayıplar, kazançlar, varoluşsal ya da yok oluşsal ağrılar. Bilemiyorum. Bu yazı nasıl başladı, nasıl bitecek, bilmiyorum…


İşin bir tarafından tutuyorum işte. Bir örgü ipini üç köşeden tutar gibi. Ben, hislerim ve yalnızlığım. Üç taraftan tuttuğumuz bu ipliğin şişe geçen ilmekleriyiz. Her ilmeğimiz dokunduğunda birbirimize daha da bütün oluyoruz. Ben, hislerim ve yalnızlığım. Bir bütün oluyoruz..

Öyle ya kayıpların had safhada olduğu bu dönemde ilmek ilmek dokulmaktan hoşnut olmuştum. Kendi benliğime daha da odaklanmış daha da kaybolmuştum o benlikte.

Bilmediğim derinliklerine dalmıştım okyanusların. Varlığı bilinmeyen o hazineleri aramak için. Ve daldığım yerden çıkamadan kaybolan ruhumla süzülüverdim bilmediğim dalgalara. Bilmediğim bitkiler okşadı yorgun bedenimi, bilmediğim balıklara ev sahipliği yaptı atmayan kalbim. Ama asla bulamadım adını bildiğim, hissini tanıdığım varlıkları.


Ve zamanla kendi benliğim bile kabul etmedi bu çürük bedenimi. Kıyıya tükürdü beni ve dalgalar her seferinde daha da sert çarptı bedenime.


Kayıpların altında mı ezildim yoksa kazançların mı? Bilemedim. Kendimi bile bilemediğim gibi.


Kalkıp yerimden kaçmaya çalıştım bu paranoyadan. Her seferinde çarptığım duvarlara aldırmadan, tökezlediğim taşlı yolların üstünden geçerek. Ve başardım, aştım… sanırım!

Her duvarın tepesinden atladım, taşların altımda bağırmasına izin verdim. Kaybettiğim benliğimi de buldum bu tozlu, tuz kokulu deniz yollarında.


Sarsık bedenim kıyıda uzanırken gelip usulca sokuldum yanına. Buradayım der gibi. Sarstım, biraz da öptüm. Sert dalgaların izlerinde gezdi ellerim. Cılız bedeni aldım omuzlarıma. Buldum mu bırakmam diyerekten. Cılız beden şimdi 100 gibi. Çöp beden şimdi dünyalar gibi.







Ama buldum. Benliğimi de buldum çıkış yolunu da. Her zaman olduğu gibi...


Şimdi bembeyaz kağıdın önüne geçmiş bunu yazıyoruz. Ben, hayallerim, kayıplarım ve cansız bedenim. Karalıyoruz üstünü her kelimenin hayatın bize yaptığı gibi. Her seferinde daha da gülüyoruz yaptığımız yanlışlara. Sanırım biraz delirdik.


Hepimiz ayrı ayrıyız. Her bir harf, her bir duygu gibi… Bir belirsizlik ağacının altında oturmuşuz. Olgun meyvelerini yiyoruz. Yedikçe eksiliyoruz, yedikçe büyüyoruz, yedikçe biz de olgunlaşıyoruz. Yedikçe kayıplarımızı buluyoruz.


Yedikçe, yedikçe, yedikçe…

Şimdi de kaybolan diğer her şeye bakıyoruz. Ben, ölü bedenim, kayıplarım, hayallerim.

Kayıplarım, ben, çürük bedenim, hayallerim.

Kayıplarım, ben, çürük bedenim.

Kayıplarım, ben.

Kayıplarım.

Ben.

BEN…




29 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.