KEMALETTİN TUĞCU



İlkokuldayım. Şimdi adını hatırlamadığım bir markette sepet içinde bir yığın hikaye kitabı var. Hepsi Kemalettin Tuğcu'nun. Çok değil, dört tane almışız. Zaman pek iyi davranmamış sayfalarına; hepsi sararmış ve bazıları kopmuş. Ama kokusundan bir şey kaybetmemiş. Hâlâ çocukluğum gibi.

Burada yazar hakkında herhangi bir internet sitesine bulabileceğiniz bilgiler vermek niyetinde değilim. Ben daha çok onun bendeki etkisinden bahsetmek istiyorum.

Kemalettin Tuğcu'nun kitaplarında herkesin dertleri vardır. Öyle dertler ki çocukları çocuk olarak bırakmaz, yetişkinleri yaşlandırıverir. Babası ölünce Nazmi okulu bırakıp sokaklarda işportacılık yapar ya da Murat ayakları kardan yağmurdan ıslanmasın diye ayakkabısına gazete doldurur.



Dediğim gibi, ilkokuldaydım ve belki ayakkabıma gazete doldurmuyor olabilirdim ama benim de kendi üzüntülerim vardı. Ama artık üzüntüleri olan tek çocuğun ben olmadığımı biliyordum.

Bu dört hikaye kitabından sonra kitap okumayı hiç bırakmadım. Bana okumayı sevdirdi bunlar. Okudum ve kendimi geliştirmeye çalıştım. Bugün olduğum kişi olmamda okuduklarımın etkisi büyüktür. Ve her şey bu dört kitapla başladı. Demem o ki okuyun, okutturun.

6 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.