KENDİME YOLCULUK

Bu kenti bir evmiş gibi düşünüyorum.

Düşünüyorum gidemediğim bütün yolları çok uzakmışçasına ömrümden.

Düşündükçe çıldırıyorum.

Kafayı yememek için tutarlı bir kaç yol buluyorum kendime apar topar.

Çocukluğumu geçiriyorum hızlıca fikrimden.

Sokaklarını bile bilmediğim o yaşamları kaç kere daha arzulayabilirim?

Poşetime bilyeleri farklı renkte olmak koşuluyla kaç olanaksızlıkla koyabilirim?

Ve bir masanın fikirsizliğine aynı samimiyetle daha kaç kere üzülebilirim?

İnanmayacaksınız ama fanusundaki japon balığına da öyle!

Gerçi arada kendimi kandırıp japon balığına üzülmeyi erteleyebiliyorum.

Bahanem zaten hazır cebimde.

"Hareket edenin bir fikri de olmalı."

Çünkü düzen her şeyin bu kadar gelişi güzel olamayacağı kadar keskin.

Kurallar buz kalıbı kıvamında.

Sert, bazen şekilli çokça soğuk...




Çocukluğumu geçiriyorum hızlıca fikrimden.

Denize kıyısı olmayan kaç dostluğum olmuştu?

Mavisiz, huzursuz, akıntısız..

Hangi ağacın yüksekliğini bilmiş,

Hangi yağmurlarda eksik ıslanmıştım?

Trenin karasından sürmüştüm alnıma kafayı bulalım diye.

Kahretsin hala ilk günkü gibi duruyor.

Anısı bir derin koyuluktur bağrımda.

Buğday başaklarının arasında koşarken sarsılıp düşmenin kıyısına gelmiştim ilk.

O zaman fark etmiştim her düşüş biraz can ağrısını getirir beraberinde.

Kaydıkça toprak ayaklarımın altından,

Başladı hırsla yaşama telaşım.

Telaşlandıkça dünyanın daha yuvarlak olduğunu anladım.

Yoksa uzaklara koştukça,

Her şeyin daha da uzaklaşmasının başka nasıl bir açıklaması olabilir ki?..

Ritmi bozuk bir kaç şarkı sözü geveliyorum kafamda.

Bir piyanonun tuşlarına basabiliyormuşum gibi hayal ediyorum kendimi sonra.

Hayal etmek için yeterince çocuğum zaten, farkındayım.

Biliyorum..



27 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.