Kendimle Baş Başa

Kalan hayatımızda sürekli anacağımız ve izlerini taşıyacağımız zor bir süreçten geçiyoruz farkında olmadan. İnsanların bir yerlerde öldüğünü bilmek tek başına yeterince üzücüyken bunun aynı sebepten ve yüzlerce olması insanı çok üzüyor. Kendimizi eski hayatımıza adapte etmek zor. Yeni hayatımıza alışmak daha zor. Bir yandan kendi sorunlarımızı düşünüyoruz diğer yandan tüm bu olup bitenleri. Yoruluyoruz. Gün sonunda odamıza kapanıp gözlerimizi duvarlara çevirdiğimizde her şey zor.


Bu salgın hastalık süreci tüm hayatımda psikolojik olarak en çöktüğüm süreçti. Aylarımı evde geçirdiğim zamanlarda bile hiçbir şey yapmadığımı görüyorum geçmişime dönüp bakınca. Ve bunun suçlusu ben değilim. Kimse değil. Bu yalnızca ne yapacağını bilememek.


Hayatımızda daima güçlü durmak zorunda değiliz. Daha iyi hissetmek, en iyisini başarmak zorunda değiliz. Ben her şeyin çok güzel olduğu zamanlarda dahi başaramazdım bunu. Bu yüzden böyle bir zamanda hiç başaramadım. Günün çoğunluğunu ailemle geçirip odama dönerdim ve odamda kendimle baş başa kalmaktan nefret ederdim. Gün günü kovaladı ve aylar geçti ama benim elle tutulur hiçbir şey yaptığım yoktu.


Üstelik sınava hazırlanıyordum. Evde ders çalışmak ve sevdiğim insanlarla iletişim kurmaktan başka yapacak bir şey yoktu. Ama artık tek sorun bir şeyleri yapamamak da değildi. Sürekli bir bilinmezliğin çemberinde yaşamak çok zordu. Her şey bittiğinde bile bir şeylerin düzeleceğini düşünmüyordum. Sanki başka bir hayatım yokmuş, doğduğumdan beri bu düzendeymişim gibi geliyordu. Ve en kötüsü bunu zihnimde çok normalleştirmiştim.


Kendimle baş başa vakit geçirmenin en sancılı noktasıydı bu çünkü beni üzen, sürekli düşünmeye iten bu düşünceleri artık en yakın arkadaşımla dahi saatlerce oturup konuşma imkanım yoktu. Eğer bu olasılığı yaratmam gerekirse de bir sürü sınır çevresinde olacaktı. Zihnim beni yiyip bitirirken tek yapabildiğim oturup bir şeyler izlemek veya sosyal medyada gezinmekti.


En sonunda artık sadece hayatın beni taşıdığı yöne gitmeye karar verdim ve her şeyden elimi ayağımı çektim. Bir boşlukta süzülüyor gibiydim. Yalnız olmadığımı çok iyi biliyordum, benim gibi hisseden on binlerce insan vardı belki. Bu sadece benim başıma gelmiyordu sonuçta. Ama benim için bu bir ilkti. Kendimi hiç bu kadar çok dinlediğim olmamıştı benim.


Aradan ilkbahar, yaz ve sonbahar geçti.


Yavaş yavaş kışın hakimiyetine girerken geride bıraktığım sadece üç mevsim değil ideallerim, heveslerim ve yaşadıklarımdı.

Dışarıya kendimi ilk attığım ve sevdiklerimle görüşmeye başladığım dakikada düzelmeye başladığımı hissettim. Dışarıda bir yerlerde gerçek bir hayatım olduğunu hatırlayabilmiştim. Okula, dershaneye gitmek; oturup bir kahve içmek benim için hayatımın ortasında yanıp sönen bir dönüş tuşu gibiydi.


Yeniden aylarımı evde geçirme olasılığı beni korkutuyordu. Her şey yeniden normalken - en azından normale yakınken- kendimi çok daha iyi hissediyordum ama bu ihtimal yeniden kapıları çaldığında elbette kaçışım yoktu. Hazırlıksız yakalandım. Bir daha bu sürece gireceğimi anladığımda psikolojim iyi durumdaydı ama hiçbir garantisi yoktu.


Psikolojimin iyi olması elbette çok önemliydi, yaşamım için en kıymetli olan şeylerden biriydi. Ama her zaman harika hissetmem gerektiğini düşünmem beni bu noktaya getirmişti. Evde olduğum için zamanımı kusursuz değerlendirmem gerektiği veya hemen bir diziye, bir kitaba başlamanın gerekli olduğunu düşünmem yanlıştı. Bir anının da ötesinde zihnimde bir yerlerde benimle tecrübelerini paylaşacak bu zamanın kıymetini bilmeye ve her anını değerlendirmeye karar verdim.


Bu seferki kararımın beni taşıyacağı nokta benim için daha önemliydi çünkü artık her şeyin farkındaydım. Evde kendimle baş başa kalacağım her bir saniyede kendi hayatımı, fikirlerimi şekillendiriyordum. Belki kaçtığım şey kadar ihtiyacım olan şey de buydu ve ben bunun farkına varabildim.


Yalnızca herkesin sağlıklı ve iyi olduğu günleri diliyorum. Beni üzen hiçbir zaman sadece ben olmadım, bu yüzden beni mutlu eden de yalnızca benim iyi olmam olmayacak.

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.