KENDİNE VE'DA!



Ve sonra çaldığım tüm kapılara yabancılaştım.

Dünyanın kederini,

Şafağı eksik sabahlarını,

Gölgede kalmış güzel yarınlarını,

Sardım, topladım.

Vurdum sırtıma, yük ettim.

Düştüm yollara.

Kaç orman geçtim- yeşiline boğulduğum-

Kaç uçurum düştüm - derinliğine doydum-


Ben olmak için çektiğim bütün sancılar,

Kaza kaza, dişimden tırnağımdan olduğum bütün

Bu anlamlı anlamsız kazanmalar,

Hırslar, koşup kovalamalar, ıskalayıp yakınmalar,

Çocukluğumun toprak kokulu çilek fideleri,

Dedemin pas tutmamış ama zaman tutmuş köstekli saati,

Nefes alamadığımda; kalbimde bir deliğe inandığım,

Gecenin o en sevişmeli çocukluk saatleri.



Babamın uzun zamanlı gidişleri,

Aslan ve ağzından almak zorunda kaldığımız ekmeğimiz,

Kapı önü korkulu beklemeleri,

Annemin masa üstü kızlık dantelleri,

İşlemeleri, işleyemedikleri...

Ayçiçeği kokulu yemek saatleri,

Çocuklar, arılar,

Gidip gidip dönmeyen adamlar...


Bir hayali fikrimde canlandıran

-bunun adı her neyse-

Şimdi derin bir sızıyla geride kalmakta.

Uzaklık hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Mor gün batımlarından geçiyorum.

Ilık, vanilya kokulu müzikler bir tını kulağımda.

Elimi tutan her şey elime tutunamıyor.

Kayıyor..

Düşüyor..

Ve sanat inceliğinde kırılıp yok oluyor.

Ve zaman hep akşamüzeridir artık.

Bütün günlük telaşların sonuna gelinmiş,

Burnunun ucunda bir kelebek rahatlığı,

Derin bir nefes,

Sonsuz turuncu,

Güzel akşamüzeri...

74 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.