Kendini Keşfediş Tüneli

“Niye kendimizden bu kadar farklı partnerler seçiyoruz? Kader, şans ya da "gönül ferman dinlemez" gibi klişeler değil. Partnerimizi seçmemizin sebebi çocukluğumuzda tamamlanmamış şeyleri temsil etmeleridir. Onları seçeriz çünkü olmayı istediğimiz özellikleri barındırırlar. Bu kadar zorlayıcı partnerler seçerek ve istedikleri şeyi onlara vermeye çabalayarak aslında kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz.”

Modern Family S7 B8


Tencere kapak misali miyiz bu hayatta bilinmez ama hayatımızı birleştirmek istediğimiz kişilerin kendimizin birer panzehiri gibi kana karışıp karşı konulmaz bir değişimi ve iyileştiriciliği olduğunu reddedemeyiz. Ki zaten sizi iyileştirmiyor ise de sizi zehirler ve yavaşça öldürür. O sizi öldürmeden de bunu hızlıca fark etmelisiniz.


Yaptığımız her seçim ya merak ettiğimiz ya da olmasını delice istediğimiz şeylere yönelir. İnsan her zaman merak eder. Onun gibi olmayanı, ondan yana, ona doğru olmayanı merak eder. Bu merak yerini yavaş yavaş kuşkuya bırakır. Bir süre sonra belki de korkar ama görünmeyeni ve başkalarının göremediklerini görmek ister. Bu yüzden ilk tercihi farklı olandır. Farklılık, insan için çok büyük bir hediyedir. İhtimaller üzerine kurduğu hayatının değişimini, koşullarının ve yaşantısının farklılaşması hatta düşüncelerinin evrimleşmesiyle değiştirir, geliştirir. Dikkat çekici olmaya başlar her şey. Farklı bir göz, kelime ve belki renk onun dikkatini çeker. Başta duyduğu kuşku ve endişe hala vardır. Bu da onun çekiciliğini arttırır. Ve evet, sonunda kendi gibi olmayanı görür. Ondan hissettiği çekicilik, onun farklı bir renk ve motif oluşundandır. Özellikle de yalnızca ona farklıysa ya da öyle geliyorsa bu kaçınılmaz bir elektrik alışverişinin başlangıcıdır.


Meraktan sonra insanın temel diğer öğesi keşiftir. Keşfetmek, daha önceden hiç görülmeyen ve bilinmeyeni bulma eylemidir. İnsan önce merak ettiğini şimdi keşfetmeye başlayacaktır. Önce kendi gibi olanı bulmaya çalışır. Tanıdık bir duygu insanın içinde tuttuğu kuşku ve endişeyi azaltır. Arar, arar eğer bulamazsa korkar ve kaçar. Ancak biraz da olsa tutuyorsa ucundan onu çekip alır ve keşfetme sürecine tam anlamıyla başlar artık. Ara ara yabancılaşmalar yaşar sonra hemen o tanıdık yüzlere sığınır. Sonra cesaretlenir ve gözü pekleşir. Biraz daha eşelemeye başlar. Keşfettiği her yeni şeyde inanılmaz bir heyecan ve sevinç duyar. Yeni şeyler görür. Daha önce hiçbir yerde görmediği, hiç kimsenin sahip olmadığını düşündüğü şeyler… Farklılığı görmesinin altındaki korku yerini yavaş yavaş derin duygulara bırakır. Tarif edilemez ama varlığı büyük bir boşluğu doldurur bu duygular.

Eğer hayatınızda hiç çikolata yemediyseniz birden canınızın çikolata çekme ihtimali çok düşüktür. Bu yüzden o farklılığın içinde tutunulan birkaç tanıdık his sizi çeker. Çünkü tadını, kokusunu, ne olduğunu bilirsiniz. Sonra da bilmediklerinizi öğrenmeye başlarsınız. Yabancı olduğunuz bu özellikler, bu hisler sizde hayranlık uyandırır. Gözünüze çarpan o ışık sizi bir anda kör edebilir. Ama asıl gerçek o karanlığın ve karmaşıklığın içerisinden çıkarttığınız kömürün elmas olma halidir. Etkileyicidir ama sabır ister. Farklı olanı kabullenme olgusu insanın hayatından hızlıca yer edinebilen bir şey değildir. Bunun için çaba göstermeli, şans tanımalıdır. Şans tanımalıdır çünkü hayatındaki boşluğu görmek, doldurmaya niyetlenmek, karşılığını bulmak ve keşif yolculuğunu başlatıp kabullenmek emek ister. Ama bu emeğin karşılığını da muhakkak alır insan. Hayranlık duyduğu şeylerin keşfiyle kendine yeni bir şeyler katmaya heveslenir, ondan aldığını kendine yakıştırmaya üzerine olmuyorsa beyin terzisinden birkaç küçük müdahaleyle hayatına ortak etmeye kararlıdır. Evet, ortak edecektir hayatına. Söz hakkının olduğu, onu kendi izin verdiği müddetçe değiştirip geliştirmesine hak tanıyacaktır. Dediğim gibi belki kolay değildir ama insan doldurmak istediği boşluklarını tamamlayınca hafifler ve bir balon gibi yükselir. Artık daha da özgür ve mutludur. Buraya kadar bahsettiğim her şeyin karşılığını bir insandan özellikle de ilişki partnerinden alacağınızı düşünmeyin. Bu keşfedilmesini insan; belki kendinden, belki bir şehirden, belki de hayatına yeni kazandırdığı bir arkadaşından alabilir. Söylediğim tüm bu hislerin karşılığını çok sevdiğim Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’da derin bir aşkla aktarmış. Ben de oradan çok sevdiğim bir alıntı ile bitiyorum bu keşfediliş tünelini.


"Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin."
101 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.