Kimin İçin Yaşıyoruz?


Hayatımızdaki insanlarla mükemmel ilişkilerimiz var belki. Belki bizi çok seven bir ailemiz, mükemmel dostlarımız hatta çok sevdiğimiz bir sevgilimiz var. Evet, hayatımızdalar ve her şey onların sayesinde güzel. Hayatımızı şüphesiz harika bir yere taşıyorlar ve renk katıyorlar. Onları çok seviyoruz ve eminiz ki onlar da bizi çok seviyor. Yani her şey tam anlamıyla olması gerektiği gibi. İnsanın sosyal bir varlık olduğunu da düşünürsek hayatımızda onların olmasına ihtiyacımız da var. Hepsiyle aramızda gerçekten ihtiyaca ve sevgiye dayalı güçlü bir ilişki var. Onlarsız ne yapardık düşünmek dahi istemeyiz.

Ama onlar her ne şart ve durum olursa olsun hayatımızın yalnızca bir bölümünde bizim yanımızda olabilir. Evet. Onlarla eğlenir, birlikte güzel anılar biriktirir, bir şeyler paylaşırız. Tüm hayatımızdan haberdar olan insanlardır ve biz de onlar için öyle ama. Bu hiç kimsenin hayatı için bütünüyle olabilecek bir şey değil. Daima yanı başımızda olamazlar. Her zaman bizim hakkımızda her şeyi bilemezler.


Bunun sebebi yalnızca ölüm gibi kalıcı ayrılıklar olmak zorunda bile değil. Biz evimize girip kapımızı sokağa kapattığımız an bile ayrılıyoruz sevdiklerimizden. Odamıza kapanıp yatağımıza uzandığımızda bile uzağız ailemizden. Çünkü önemli olan bedenimizin oradaki varlığı değil, zihnimizin varlığı. Yalnızca kendimizle kaldığımızda sahip olduğumuz tek şey kalbimizden ve zihnimizden geçen şeyler olacak.


Onlardan uzak durabilmemiz neredeyse imkansız. Bitmek bilmeyen düşünceler gün boyu zihnimizi ele geçirecek, belki rüyalarımıza kadar taşacaklar ve bizi rahat bırakmayacaklar. Bilim zihnimize bir dur durak getirmedikçe ya da günü gelip kalbimiz sonsuza kadar durmadıkça bu hiç bitmeyecek. Daima içimizde büyüyen isteklerle yeşereceğiz. Ve bunların hepsini yapayalnız yaşıyor olacağız. Yanımızda bin tane sevdiğimiz bile olsa fark etmeyecek çünkü o an yalnızca sahip olduğumuz ruh tüm bu şeylerden etkilenecek.


Zihnimiz ve kalbimiz tüm hayatımız boyunca sürekli bir tartışma içinde bizi rahatsız edecek. Olmak istediğimiz kişi zihnimizde bir yerde sürekli kendini hatırlatacak, peki biz o esnada ne yapıyor olacağız?


Eğer böyle biri olursan seninle sevgili olmam. Eğer böyle bir evlat olacaksan ben sana destek olamam. Eğer böyle bir öğrenci olursan okulda dışlanırsın. Eğer böyle görünürsen hiçbir insan seninle birlikte olmak istemez. Eğer o bölümde okursan kesinlikle işsiz kalırsın. Eğer o işte çalışırsan saygınlığın olmaz. Bu kadar paran yoksa bir yere gelemezsin. Sevilmek istiyorsan biraz uyumlu olmalısın. Düzene uymalısın, aksi takdirde kendine bir yer bulamayacaksın.


Tüm bu çatışmanın sonucunu insanlara dökersek bizi bu sorular mı karşılayacak?

Peki neden?

Neden insanlar biz her "farklı" olan bir şeyi yapmak istediğimizde bize engeller koymak zorunda? Hani farklı olan güzel olandı? Toplumsal gerçekler ve yasakları bir kenara bırakalım. Toplumun bazı kalıp düşüncelerden sıyrılması için zaman verelim. Peki sevdiğimiz insanlar?


İnsanların ne düşünüyor olursak olalım, nasıl özelliklerimiz olursa olsun, ne kadar saçmalarsak saçmalayalım bize destek olmasının ve bizi koşulsuzca sevmesinin hiçbir yolu yok mu? Her kararımızı, her rengimizi, her fikrimizi kabul etmesinin ve bizi bir bütün olarak gerçekten sevmesinin bir yolu yok mu? Onların istediği kişi olmamızı istemekten çok bizi olduğumuz kişi olarak sevmeleri için ne yapmak gerek?


Yol yalnız yürünür. Bu çok acı bir gerçek. Kabullenilmesi zor, adapte olması daha zor bir gerçek. Onların küçümseyeceği hayallerimiz olacak. Onların utandığı bir sürü özelliğimiz olacak. Belki bizi çok sevecekler belki de biz öyle sanacağız. Belki bizden utanacaklar, belki gurur duyacaklar. Belki de bizi sadece zorunlu nedenlerden dolayı sevecekler ama hiçbir zaman gerçek hislerini bilemeyeceğiz. Belki de gerçekten dilediğimiz gibi bizi her ne olursa olsun seven ve destekleyen bir insan olacağız.


Ama sonunda yalnızca biz olacağız.


Bir kere olsun gerçekten olmak istediğiniz kişiyi düşündüğümüzde geriye bakmamalıyız. Kafamızı geriye değil de biraz olsun yana çevirdiğimizde yol arkadaşlarımızı tam orada göreceğiz. Onları elimizden tutmaya zorlamayacağız, bırakacağız kendileri içtenlikle bunu istesin. Gerekirse biri bile o eli tutmaya yeltenmesin. Hiçbir önemi yok.


Çünkü gerçek anlamda tek bir hayat var ve bu hayatı başkaları için yaşamıyoruz. Onlar bizi daha çok sevsin, daha çok desteklesin diye değil. Herkes bize daha çok saygı duysun diye değil. Kimse için değil. Kendimiz için. Yolun sonunda kaybedeceğimiz her şey kadar elde edeceğimiz şeyler de bizim. Bizi seven ve bizim sevdiğimiz insanlar da bizim hayatımızda. Onlara sahip olduğumuz kadar fikirlerimize ve duygulara da sahibiz. Yanlış olan bir şey varsa da iyisiyle kötüsüyle her şeyi kendimiz öğreniyoruz. Çünkü bu bir yerde hayatın kendisi demek.


Kendine "Yolun sonunda kendimi kim olarak görmek istiyorum?" diye sor ve o olmak için ne gerekiyorsa yap. Kimse için değil. Sevdiğin ya da sevmediğin kimse değil. Sen. Sen ne istiyorsun? Bunu ne için istiyorsun?


Sen kimin için yaşıyorsun?

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.