KÜÇÜK KIZIMA MEKTUP


Bir gece için en fazla kaç kere sabah olur?

Bir ölüyü kaç kere kabul eder taze toprak?

Kaç kere dikiş tutabilir aynı sökük?

Kokusuz bir deniz meltemi; sahili olmayan bir kentin sokaklarını, kaldırım taşlarını kaç kere yalayabilir? Ve sen küçük kızım, kaç kere daha doğabilirsin bir çağın en yoksul anına?

Eşiğinden geçtiğin herkeslerin hayatında sadece bir kere bir kimsesi olursun.

Damağında hissettikçe ağır dalgasını ömrünün, sen çok kere değişeceksin, hiç yere üzüleceksin. Sen değiştirebilirsin akrebin yelkovanla savaştığı döngüdeki rutini.

Koşmanın karşı konulmaz gücünü ayak bileklerinde hissettikçe, en uzak iklimlere koşmak isteyeceksin. En uzak iklimlerin de ötesinde başka uzak iklimlerin olduğunu unutarak.

Kapanına kıstırılmış bir farenin canı yandığı kadar yanacak canın,

Onun can acısı ölümüyle sonlanırken,

Dönüp kendi yaranın seni öldürmediğini,

Her baharda yeniden kabuk tutmaya başladığını fark ettiğin o zamanlarda;

Bir fare olabilmeyi dileyeceksin tanrıdan.

Sen benim küçük kızım;

Manasında boğulduğun bu hayatın derin zamanlarının birinde bir fareye imreneceksin.

İnanabiliyor musun?


Yol dağı aşar, bulut buluta değse yağmur olup akar, gece sayımını bitirdiğinde yıldızlarının, o büyük senfonisi başlar.

Ve sen benim küçük kızım ancak beni anlamaya başladığında büyümüş sayılacaksın. Saçlarından tırnak uçlarına kadar uzayıp giden bir kederin ta kendisi olacaksın. Şarkılar duyacaksın, melodiler, tınılar, fısıldaşmalar, söyleşmeler, inlemeler, batık cümleler... Farkındasın değil mi, nasıl geniş bir yelpazenin asıl karakteri olabileceğinin? Ben masalların koynuna seni emanet edeceğim gecelerin düşünde günümü günüme katarken,

Sen sokaktaki bir çığlığa kulak uzatacaksın.

Ben altını çize çize gösterirken sana düş dünyasını,

Sen dinlemiş gibi yapacaksın.


Çünkü aklından, o gün kozalağını arayan sincabın koşturması geçecek.

Köpeğin bir kediye ne kadar nefretle bakabileceğini hissede hissede gözlerin kapanacak,

Ve bir gece daha birbirimizi tüm ideal düzen kurallarına uygun bir şekilde kandırmış olacağız, birbirimize sezdirmemişçesine...

Ve sen büyüme eyleminin kendisi olacaksın.

Aniden olacak bu.

Bir elmanın dalına küsüp kendini aniden boşluğa bırakması gibi.

Sessiz bir odada ciyak bir ev telefonunun aniden çığırması gibi.

Gibisi çok, çok fazla gibi her şey...

Sen üstünü tamamlarken ömrünün,

Boşluğuna denk gelirken insanların,

Bütün kötü hallerini bir çiçek yumuşaklığınca kapatmaya çalışırken,

Ben yeni masallar üretmekten ve kollarımın arasında sana sıcak bir dünya kurmaktan yorulmadan yaşayacağım bu sonbaharları, en çok da kışları.

Beni anlıyorsun değil mi küçük kızım?

Beni anla...




69 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Serendipçe

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.