Kurabiye Kalıbında Daha Çok Çeşit Var

Toplumun belirlediği standartlara göre yaşamak çok zor. Ama bunun daha da ötesi artık bunun bir öneri olarak değil, bir zorunluluk veya “ideal" olan şey olarak görülmeye başlanması. Herkes dört bir yandan bize en doğru, en olması gereken şey ne öğretmeye çalışıyor. Onların istediği gibi olalım, öyle davranalım istiyorlar. Bütün üst ve sınırlar onlar tarafından belirleniyor, bizden beklenen de gözümüz kapalı bir şekilde buna uymak çünkü ancak böyle harika bir hayatımız olabilir. Herkes aynı fikirde aynı çatı altında toplanıp birbirinden farksız olursa çok mutlu bir toplum olacak.


Modayı takip etmeliyiz, hem de dibine kadar. O dönem ne popülerse o tarza bürünmeli ve bir gruba dahil olabilmeliyiz. Doğru olan bu. Eğer bir gençsen ve toplulukta ilgi çeken, kabul gören olmak istiyorsan tüm gençlerin ortak dili olan dilden konuşmalısın. Onların güldüğü şeylere gülmeli, aksini unutmalısın. Eğer o ayakkabı modeli birden patlamışsa onu giyebilmek için tüm sınırları zorlamalısın. Eğer o müzik grubu çok popüler olduysa mutlaka dinleyici gibi görünmelisin. O dönem o koku popülerse hemen onu içeren bir parfüm edinmelisin. Birdenbire sahip olduğun bir şey üzerinden herkes dalga döndürmeye mi başladı? Unut sen onu. At çöpe gitsin.


Peki neden?


Bize nasıl yaşamamız gerektiğini öğretmelerine neden izin veriyoruz? Neden hepimiz “verimli” bir gün geçirebilmek için gün doğumundan önce uyanıp kahvemizi içelim ki mesela? İşinde gücünde ortalama hangi insan sabahın altısında kalkıp yoga ve meditasyonla zihnini boşaltabilir? Bunlar faydalı tavsiyeler olmaktan çıkıp imkansıza kayıyor artık benim zihnimde. Eğer bir şey faydalıysa bu kişiye özel bir şekilde olmalı. Biri sabahın altısında yoga yapmak için uyanırken diğeri tüm gece çalıştığı için öğlene kadar uyumalıdır mesela. Bir insan gecenin dördünde inanılmaz verimli bir şekilde ders çalışabilirken bir başkası öğlene kadar günün en verimli saatlerini geçiriyor olabilir. Bu durumda bunun faydalı olup olmadığını kim belirliyor ve bize söylüyor?


Bu “öneri” çılgınlığı o kadar çok arttı ki buna bir dur denmesi artık imkansız gibi geliyor bana. Sosyal medyanın artık hayatımızda çoğu şeyden daha ön planda olmasının bir sonucu da bu. Herkes herkese fikrini soruyor. İnsanlar hiç tanımadığı, yalnızca bir ekrandan seyrederek tanıdığı onca insanın fikirlerini almak istiyor. Onların önerilerine kıymet veriyor. Bu da milyonlarca fikir, milyonlarca öneri demek. Evet, o süper başarılı biri o zaman ondan öneriler almalıyım; onun gibi görünmeli ve onun gibi olabilmeliyim. Belki senin şu anki halinden daha iyi olmanın yolu bambaşka bir şeyden geçiyor?


Bunun sonu nerede?


“Moda” ve “Verimlilik Çılgınlığı” ardından da diğer nefret ettiğim konu geliyor aklıma. Güzellik algısı.

Zamanında güzellik algısını belirleyen onca şey 2021 yılında karşımıza bu kalıpları yıkmak için çıkıyor. İnsanların zihnine bunları düşüren tam olarak kendileri olmalarına rağmen hem de. Bu bana inanılmaz samimiyetsiz geliyor. Ben sahip olduğum hiçbir kusuru kendim fark etmedim mesela. Hep başka insanlardan duydum ve varlığından haberdar bile olmadığım kusurlarımla tanıştım. Ve yalnız olmadığımı o kadar iyi biliyorum ki. Popüler olan şekilde konuşmak, giyinmek, hatta görünmek artık o kadar önemli bir hale geldi ki insanlar bütün farklılıklarından korkmaya başladı. Öyle bir hale geldi ki insanlar kusur olarak gördüğü onca şeyi onun nasıl hissedeceğini bilmeden karşısındaki insana savurmaya başladı.

Onların “güzellik algısına” uymadıkları için.


Her insanın aynı güzellikte, özelliklerde bir yüze sahip olması düşünülemez bile. Herkesin aynı fiziğe sahip olması, aynı şekilde kilo alıp vermesi mümkün değildir. Her insanın tarzının aynı olması imkansızdır. Her insan sabahın altısında koşuya çıkabilecek imkanlara sahip olmayabilir. O sene o moda diye herkes tek tarz giyinerek daha özgüvenli hissetmek zorunda da değildir ayrıca. Bunlar bizim kafamıza “Bak bu daha güzel, daha doğru.” diye zorla sokulan onlarca saçma kural. Belki bir sene, belki on sene sonra aklımıza bile gelmeyecek şeyleri sırf zamana uyum sağlayalım diye yapmak zorunda asla değiliz. Bunu önce kendimiz kabullenebilmeliyiz. Ardından da çevremize dönüp bunu gerekirse gözlerine soka soka yaşayabilmeliyiz.


Evet ben böyle güzelim, böyle daha iyi hissediyorum, hayatımın kalitesini bu şekilde arttırıyorum. Bu şekilde başarılı olacağım. Hem de çok. Ama senin belirlediğin kurallarla değil. Senin istediğin şekilde değil. Olduğum şekilde, sahip olduğum tüm özelliklerimle birlikte.


Ve bir gün bütün bunların birer saçmalık olduğunun yalnızca benim zihnimde var olan bir şey olmasını istemiyorum. Asıl normal olanın bu olduğunun anlaşılmasını istiyorum. Bizi en iyi halimize götürecek şey toplumun belirlediği kurallarda değil bizim içimizde bir yerlerde saklı. O kalıpları takip ederek kendimizi bulmak zorunda değiliz. Ve mutlu olmanın şartı asla bu değil.




46 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.