BİLİM İÇİN ÖLEN KADIN: MARİE CURİE


Hayatımda, savaşan ve zor şartlar altında kendini geliştirip tarihe adını kazıyan bilim insanlarına hep bir hayranlık duymuşumdur. İşte o bilim kadınlarından bir tanesini sizlerle tanıştıracağım umuyorum ki hepiniz bu bilim kadının adını duymuşsunuzdur. Başlığımda bilim için ölen kadın diye bahsetmek istediğim kişi tahmin edebileceğiniz gibi “Marie Curie”. Peki hayatı bende neden bu kadar merak uyandırıyor kısaca anlatayım, belki benimle aynı fikirde olursunuz yada daha neler canım hayatımdan kıymetli mi dersiniz.    Marie’nin doğduğu ülke olan Polonya 1867’li yıllarda eğitim konusunda gerçekten kadınlara engel teşkil ediyordu ve bir bilim kadınının yetişeceğinden habersiz bu kurallar devam  ediyordu. Marie eğitim alacağı çağlara geldiğinde teknik eğitimini almak için kardeşiyle beraber yurt dışına gitmeye karar verdi. Kardeşi tıp okurken Marie ise kardeşinin okulu bitirebilmesi için çalışıyordu. Kardeşi mezun olduğunda kendisi de matematik ve fizik alanlarında derece yaparak okulunu bitirdi, bilim adamı olan eşi Pierre ile de o sırada tanıştı. Bu evlilik birkaç yıl sonra bilim dünyasına yeni bir bebek verdi: ”Polonyum”.     Bilim dünyasında bazen garip kelimeler ile karşılaşırız ki neden böyle bir adı olduğunu sorgularız. Genelde bilim insanları da kendileri için önem ifade eden şeylerin adlarını verirler. Polonyum da elbette bir anlam içeriyor size, Polonya desem bir şeyler çağrıştırıyordur bu kelime. Curie'de tam olarak kendisini ifade edebilecek bir kelime seçmiş, doğduğu büyüdüğü şehri simgeleyen bir ad.


Bu Polonyum bulundu bulunması ama ne işe yarar, nedir bu Polonyum elementi?

Polonyum-210 doğal yolla oluşan, pozitif enerji yüklü alfa parçacıkları yayan radyoaktif bir maddedir. Kimyasal yolla ise uranyumdan ayrılarak keşfedilmiştir ve laboratuvar ortamında keşfedilen ilk kimyasal element olmuştur. İşin ilginç bir tarafı var ki sadece laboratuvar ortamında üretilen element az miktarda da olsa toprakta, atmosferde ve vücudumuzda bile var.


Peki biz bu elementi vücudumuza alırsak nasıl bir tepkime oluşacak? Şöyle benzetme yapayım; kanser illetini hepimiz biliyoruz, günümüzün grip salgını gibi bir hastalık. İşte Polonyum da vücudumuza girdiği birkaç gün içinde kanserin son evresi gibi benzer semptomlar gösteriyor. Neyse Marie’nin bu elementi bulduktan sonra devam eden kariyer basamaklarına tekrar bir bakalım. 1903 yılında doktorasını vererek Fransa’da gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl radyoaktivite konusunda da çalışmalarından dolayı Nobel Fizik Ödülü’nü alarak, tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadındı. Daha sonra Sorbonne’da öğretmenlik yapan ilk kadın, ilk profesör ve hatta tüm bu unvanları alan ilk kadın oldu. Gelelim ikinci Nobel Ödülü’nü alışına. 1911 yılında ilklerin kadını olan Marie bu sefer Polonyum ve Radyum elementlerinin keşfi ve araştırılmasında ki rolünden dolayı Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü ve iki Nobel alan ilk kişi oldu. Halen iki Nobel Ödülü’nün sahibi tek kadın. İşte bu Polonyum Marie için hayat demekti ama hayatını elinden alan şeyin ta kendisiydi; çok fazla ilklerin kadını oldu ama maruz kaldığı radyasyondan dolayı kan kanserine yakalandı ve ölümünden sonra kendisine “bilim için ölen kadın “denildi ve radyoaktivite birimine “Curie “adı konuldu. Günümüze kadar gelen notları ise özel kurşun kaplı bölmelerde muhafaza edilmekte; çünkü hala çok fazla radyasyon yaymaktalar, ayrıca tahmini 3511 yılına kadar da bu etkinin süreceği söyleniyor.


   Söylenecek daha çok şey var sevgili okurum ama bir gün fedakarlık yapacağımız şey önümüze sunulduğunda umarım onun için çabalarız ve savaşmaktan vazgeçmeyiz. Bu hayat hikayesinin bana kattığı tek bir şey var elbette, bunca güzelliğin arasından aşık olduğu şey için bir ömrün verilebileceği gerçeği ve ben bu gerçekle yaşamaya devam edeceğim...

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.