Bir Özgürlük Öyküsü: Martı Jonathan Livingston


"Yaşamak için ne çok neden var!

Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz.

En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!"


Amerikalı yazar Richard David Bach, bir zamanlar pilotluk yapmasının etkisiyle, çoğu kitabında vurgu yaptığı gibi özgürlük ve uçuşlarla ilgili olan detaylara Martı Jonathan Livingston kitabında da yer vermiş. Uçmak öyle bir tutku olmalı ki onun için kitaplarında bu tutkuyu hissettirmeyi başarmış bir yazar.

Bir özgürlük kitabıdır Martı Jonathan Livingston. Farklı şeylere bağlı olan, farklı şeyler isteyen ve kendi isteklerinin peşinden giden bir martıyı anlatır.


Öyküden biraz bahsetmek gerekirse, diğer martılardan farklı olduğunu hisseden Jonathan yemek arayışı yerine uçmayı tercih eder, diğerlerinin aksine. Uçuş denemeleri yaptığı zamanlarda ilk başarısızlıklarından sonra, diğerleri gibi olmayı düşünse de karanlıkta uçmayı denediği zaman sürüden ayrılma kararını alır çünkü uçmaya olan tutkusu yüzünden kendisi gibi olmayı bırakmak daha zor olacaktır. Ama öğrendiklerini sürüsüne anlatmak için geri döner. Kendi istediğini yaptığı sürece her şeyin yoluna gireceğini düşünse de Martı Konseyi, sorumsuzluk yaptığını ileri sürerek Jonathan'ı sürüden atar ve Jonathan'ın deneme uçuşlarından öğrendiği şeyleri dinlemezler. Asıl macerası da bu şekilde, yalnız kalarak başlar. Ya da yalnızlığının bitiş zamanlarıdır bunlar.

"Özgürlük, var oluşun bir parçasıdır. Boş inançlar olsun, gelenekler olsun, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa, kaldırıp atmak gerek."


Görünüşte sadece farklı bir martıyı anlatan bu ütopik hikaye, aslında yaşayamadığımız hayatlar için bir pencere açıyor. Yazar topluma bu şekilde bakmamızı sağlıyor. Her birimiz martı oluyoruz bu kez, önümüze kurallar ve değişmeyen değerler koyuluyor Jonathan'ın hayatında olduğu gibi. Düşüncelerimiz ve kararlarımız farklıysa çok fazla zorlukla karşılaşıp, isteklerimizi başarma çabamız ile birlikte yılmamak için de çaba harcıyoruz. Bir başarı tanımı bırakılıyor önümüze, gerisi başarısızlık.


Oysa bir hayali gerçekleştirmek... Asıl yaşam bu değil midir? Ve 'yaşamak' da bir başarı sayılmaz mıdır bu dünyada?


"Zamanın ilerisinde olmakla bir ilgisi yok bunun. Belki biz alışılmışın ilerisindeyiz?"


Kendimizden parçalar bulabileceğimiz bu öykü, bir şeyleri keşfetmemizi de sağlayacaktır eminim. Martı Jonathan ile keşfedeceğiz sınırlarımızı, tüm sınırları kaldıracağız sonrasında.

Çünkü özgür olabilmek için, sınırlarla dolu olan yaşamı da, sınırsızlık barındıran yaşamları da tanımak gerekir.

Ve biraz da farklı olmak...

34 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.