Ne Yıldı(k) Ama

“Rüzgar esmeye başlayınca bazıları duvar örer, bazıları ise yel değirmeni inşa eder.”


Bu sene rüzgar ters yönden eserken, siz ne yaptınız peki? Kendinize yeni duvarlar mı ördünüz yoksa hayatınıza yeni enerjiler mi kazandırdınız?


Sizin yanıtınızı bilmem ama yukarıdaki bir “Çin” atasözü. Onların yanıtı belli. Onlar Çin Seddi’nden sonra bu sefer tüm dünyaya karşı geniş bir duvar ördüler. Bizleri de evlerimizin kalın duvarlarına hapsettiler. ("Kimden, nasıl, ne şekilde bulaştı?" gibi komplo teorilerine girmeyeceğim.) Her koşulda bu distopik yılın son 15 günü… Hazır daha bitmemişken siz yukarıdaki sorularımı bir düşünün. Ben öyle yaparım mesela. Her yeni yıla girmeden bir göz gezdiririm geçen yıla. Kendime bir Z Raporu çıkartırım. Bazı şeyleri göz ardı ederken bazılarını ise hayatıma kattığım için tebrik ederim kendimi. Hayatıma kattığım diyorum çünkü hayatınıza eklenen ya da çıkan her şey sizin kararlarınız, seçimleriniz ve bazen bu seçimlerimiz değil tercih etmediklerimiz hayatımızı değiştiriyor. Kimse böyle bir yılı tercih etmezdi ama hayatımızı öyle bir değiştirdi ki… Cesaret edilemeyen çoğu şey hız kazandı. Belki de bu evrenin bize "Hadi artık adım atmaktan çekinme neler olabileceğini görmedin mi?" deme şeklidir.

Kendi özümüzün, asıl olanın yalnızca biz olduğunun farkına vardık. Giydiğimiz kıyafetler, çılgın tüketim alışkanlıkları gibi birçok şey aslında etiketlere sığmaya çalışan benzer barkodlar olduğumuzu su üstüne çıkardı. Oysa su şişelerinin üzerindeki tarih, suyun değil şişenin son kullanma tarihidir. Modası geçen kıyafetlerin yerine içimizin geçmemesine dikkat etmeliyiz belki de. Hatta belki de üzerimdeki cropu ekranı kaydırarak bulmak yerine ayağımızın altından kayan şeylerin farkına varmalıyız, biraz da bunları konuşmalıyız. Konuşmak demişken, bu süreçte yapılması gereken en önemli şey kendimize dönüp biraz kendimizle konuşmak. Yeniden, yeniden, yeniden kendini tanımak, tanımlamak, tanıtmak. Sonra bir bakmak dışarıdan kendimize. Hayatınızdaki herkesle ve her şeyle sessiz sinema oynadığınızı ve kendi hayat filminizi anlattığınızı hayal edin. Baş parmağınızı yukarı kaldırdığınızda onlara "yabancı" derken aslında kendinize mi yabancısınız? Ama bana sorarsanız vakit parmağınızı aşağı indirip kendinizden yana olma vakti. Çünkü ancak bu şekilde her şey "yerli" yerinde oluyor.


Ünlü ozan Canozan demişti ki "Mutlu olmak zordur derler kötü günler görmeden…" Biraz da olsa gördük. Mutluluğun çok farklı tanımları var ama bunu bunu başka bir boyuta taşıyan bir ülke var ki ülkenin girişine "nazar boncuğu" takılası bir mutluluk hakim. Evet, Danimarka’dan bahsediyorum. Cemal Süreya okuyucusu biri olarak "Belki kahvaltılarıyla ilgilidir." dedim ama pek iç açıcı bir sonuçla karşılaşmadım. Artık merak mı dersiniz, kıskançlık mı bilmem ama bunu sorguladım ve karşıma "hygge" felsefesi çıktı. "Acaba nedir?" dedim ve araştırdım. Kelime olarak bir anlamı yok ama Danca’da "iyi hissedilen, huzur bulunan yer, samimi ve sıcak ortam, ev hissiyatı yaratan alan" gibi anlamları var. Hımm bu durum hoşuma gitmeye başladı ve devam ettim. Aslında bu felsefenin uzun yıllardır Danimarkalıların hayat tarzına işlediği hatta bunu kültür olarak kabul ettikleri ve İngilizcedeki "hug (sarılmak)" kelimesinin de bu kelimeyle ilişkili olduğunu öğrendim. Kısa ve temel tanımı basit şeylerden keyif almak. Bu sevdiğiniz bir müziği açıp dışarıyı izlemek belki yanına sevdiğiniz kahveyi alıp bu ortamdan huzur ve mutluluk duymak. Aslında mutluluğu bu kadar basit şeylerde bulmak. Anda kalmak, minnettar olmak, kendinize küçük keyif dakikaları yaratmak, aile ve arkadaşlarınızla birlikte kurulan kocaman sofralarda buluşmak, egodan uzaklaşmak gibi maddelerinin yer aldığı bir manifestosu da var. Biraz düşündüm üzerine ve aslında bu kadar kolay dedim. Mutlu olmak bu kadar kolay. Danimarkalılar bu işi biliyor. Bunu yeni yıl için kendime arşivledim.

Ardından bu yılıma göz gezdirdim. Geride bıraktıklarıma, devam ettiklerime ve yeni yol arkadaşlarıma baktım ve dedim ki "Artık daha çok benim."


Herkese daha çok, en çok kendiniz olduğunuz bir yıl diliyorum. Ve unutmayın:


“Ruhunuz şarkı söylerse hayat sizi mutlaka dansa kaldırır.
63 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.