SANATTA "EN" OLMAK



Sanat; her dalında, her zaman insan ruhuna iyi gelmeyi başarmıştır. İnsana, nefes alıp vermenin ötesinde bir yerlerde yaşadığını hatırlatır. Kalbin sırlarını ortaya döker. Dünyadaki onca berbat şey içinde, köşede bir yerlerde tertemiz kalmayı başaran şeydir. İnsanın bu hayatta sahip olduğu en büyük özgürlüktür. Çünkü hiç kimse kalbin ve zihnin barındırdığı düşüncelere engel olamaz.


Edebiyat dünyasında da işler bu bir noktadadır. Yazmak, kimi insanlar için içinden geçenlerin bir yansımasıdır kimisi için de söylediklerinin. Her iki durumda da şüphesiz, edebiyat insanı kendini en iyi yazarak ifade eder. Bu da bitmek bilmeyen, daima arkası gelen bir yazma isteği uyandırır. Yazan, yazmaya alışan insanın kalemini elinden kimse alamaz.


Kimi yazarlar çok yönlüdür. Şiir de yazar, roman da. Arada ufak hikayeleri de vardır. Hatta senaryolar bile yazar. "Bu diziyi bu şair mi kurgulamış?" deriz, kafamız karışır. Ama ne olursa olsun, sanatçı bir buz parçası gibidir, kalıbından öylece sıyrılamaz.



Şiirle bütünleşmiş, adı daima şiirle yan yana gelen yazarlar romanlarında da bu etkiden kurtulamazlar. Belki yazarı, şiirlerini hiç bilmeyen bir okur okusa hemen fark edemez ama artık şiir onun diline işlemiştir. Kendini belli etmektedir. Ya şiir insanıdır ya da şiirden sonra değişmiştir ama sonuç olarak şair, şiire aittir.


Veya sürekli hikayeler yazan bir yazar bir şiir yazdığında, ömrünü şiire adamış şairlerin arasında bulamaz bir anda kendini. Elbette başarılı olacaktır, ama bir şeyde “en” olmak için daha fazla şey gerekmektedir. Ne olursa olsun yalnızca yazıyor olmak onu taşıyamaz. O başka limana ait bir gemidir.


Tıpkı bilim gibi, onun da değişmeme gibi bir özelliği yoktur. En iyi tek bir şair olamaz. En iyi balerin yoktur, en iyi balerinler vardır. En iyi piyanistlerden biri olan Sergey Rachmaninov, Beethoven’dan yüz sene sonra doğmuştur. İkisi bambaşka zamanlara aittir ama isimleri yan yana konulduğunda elde edilen görüntüde yalnızca başarı vardır.



Sanatta en iyi konumuna yükselmek için kendimizi o dala adamak gereklidir. Sanatı “boş zaman aktivitesi” olarak gören insan değil, sanatı tüm zamanlarına yayan insan asıl sanatı yaşar ve yaşatır. Sanat emek ister. Sürekli üstüne gidilmezse, istenilen sonuca kolayca ulaşılamaz. Kendi çapında sanatını yapmak isteyen bir insan için elbette kötü sonuçlara yol açmayacaktır ama mürekkebini tarihe akıtmak isteyen yazar kendinden ödün vermeyi göze almalıdır. Hiçbir şey kolayca yükselişe geçemez.


Bir şeyde gözde olmak için farklı olmak gerekir. Hiç yapılmamış bir şey, düşünülmemiş bir yöntem, her köşesinden emek sarkan eserler gözde olur. Diğerleri de sanattır, ama sanatın kalıcılığı yalnızca kendisine bağlıdır. Yüzyıllar sonra bile adını duyurabilmek hiç de kolay değildir. Edebiyatta öne çıkanlar çoğunlukla yeni akımlara imza atanlar olmuştur. Eskinin kollarından sıyrılıp yeniye kucak açmak büyük bir adımdır. Bir sayfayı kapatır, diğerini açar. Bir sanatçı için bu adımı başarmak zaten her şeyin ötesindedir.


Sanat, derinliği henüz bilinmeyen bir okyanus gibi uçsuz bucaksızdır. “En” olmak hiçbir sanatçı için kolay değildir.

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.