SIFIRDAN ZİRVEYE



Motivasyon bireylerin belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kendi arzu ve istekleri ile davranmaları sürecidir. Bu süreci kendi lehine kullanmak üzere kişinin kendi yaptırımlarını ilerletmesi durumudur. Bu olağan durum insanın kendini yönetme biçimidir. Hayatındaki sorumlulukları yönetmekten tutun, insan ilişkilerinin tamamına uzanan derin bir konudur.



Bu süreçte kendimizi iyi hissetmemiz adına yapılan her türlü etkinlik. yaptığımız ve yapacağımız tüm işlerde en iyisi olma yolunda bize büyük destek sağlar. Bu yüzden kendi enerjimizi yüksek tutacak eylemlerde bulunmalıyız. Örneğin; uğraştığımız hobiler, yaptığımız sporlar, izlediğimiz film ve diziler, global dünyada ün yapmış insanların hayatlarından kendimizi iyi ve başarılı hissetmemizi sağlayacak çizgiler çekmeliyiz.


Motivasyon başlangıcı motive olmakla başlar. İnsanın fizyolojik veyahut psikolojik hedefleri doğrultusunda ilerler. Başarıya ulaşmak için önce inanmak, sonrasında kendimize olan özgüvenimizi ortaya koymak gerekmektedir. "YAPAMAM!", "BAŞARAMAM!", "MÜMKÜN DEĞİL!", "YARIN BAŞLARIM." gibi olumsuz cümle ve kelimeleri hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor.

Hayatımızda tabikide inişler-çıkışlar olacaktır. Hiç bir zaman kötüyü düşünmemeliyiz. Önümüze çıkan zorlukları aşmak için çaba sarf etmeliyiz. İlk etapta başaramayabiliriz, olumlu sonuçlar elde edemeyebiliriz ama ne olursa olsun vazgeçmemeliyiz. Başarıya ulaşmak için her zaman motivasyonumuzu yüksek tutmalıyız. Ve işte o zaman başarının asıl temellerini atmışız oluruz.


Olağanca uyku düzenine ve doğru beslenmeye dikkat etmeliyiz. Hayatımıza zaman yönetimini kurarak, planlı bir şekilde ilerlemeliyiz. Bu yapmış olduğumuz gündelik işler hem bizleri başarıya taşıyacak hemde aynı zamanda motivasyonumuzu yüksek tutacaktır ve unutma ki; Gülümse, mutlu ol ve hiçbir şey olmamış gibi devam et.


Hayatında yaşadığı zorluklara rağmen başarılara imza atmış birine değinelim öyleyse; bu kişi kim mi? Stephen Hawking, evet adını dünyaya altın harflerle yazdıran adam. Maalesef 2018 yılında hayatını kaybeden Hawking, yaptığı çalışmalar doğrultusunda astrofizik ve evren biliminde yeni bir çağ başlattı. 1942 yılında dünyaya gelen Hawking, babasının tıp ile ilgilenmesini istemesine rağmen hayallerinin peşinden giderek Oxford'ta fizik eğitimi almıştır. 37 yaşında profesör olmuştur. Fizik alanında büyük başarılara imza atarken işini zorlaştıran durumlardan biride ALS hastalığı idi. 21 yaşındayken yakalandığı bu hastalık, zamanla vücudundaki nöronları öldürüp, sinir sistemini felç ediyordu. Önceleri hareket kabiliyetini kaybeden Hawking, daha sonraları sesini kaybetmişti ama bilime olan tutkusunu ve öğrenme isteğini hiçbir zaman kaybetmedi.


Şimdi ise hayatı pahasına eğitimi için savaşan kadının hikayesini ele alacağız. 12 Temmuz 1997’de Pakistan’da doğdu Malala Yousafzai. Malala adını o tarihte eğitimci babası Pashtun kahramanı olan Malalai isminden esinlenerek koydu. O günden sonra da Dünya ve Pakistan için Malala, bir umut ışığı ve güç kaynağı oldu.


2009 yılında Pakistan’ın başına Taliban geçene kadar her şey normal seyrinde ilerliyordu. Fakat Malala 12 yaşındayken ülkesinde birçok şey değişmeye başlamıştı. Bunlardan biri de eğitim sistemiydi. Kızların okula gitmesi yasaklanmıştı. Bu yasak kararının karşısında sessizce oturmak yerine savaşmayı tercih etti Malala Yousafzai. Kendisi ve ülkesi için doğru olanı istiyordu.


O günlerde duruma sessiz kalmamasıyla BBC’nin dikkatini çekti ve “Pakistanlı Kızın Günlüğü” takma ismiyle BBC’de bir blog yazmaya başladı. Bununla kalmadı yaşı 12 olmasına rağmen evleri okulları kapı kapı dolaşarak eğitim hakkını savunmaya devam etti. Yine o yıllarda New York Times’ın onun hakkında hazırladığı bir belgeselle de BBC yazarı olarak ifşa oldu.


Taliban ülkesinde gelişen olaylara sessiz kalmayan bu kızı susturmak istiyordu. Bir gün okula giderken de otobüsü militanlar tarafından durduruldu. Militanlar, Malala’yı boynundan ve başından vurdular. Belki de hikaye asıl burada başladı. Çünkü Malala Yousafzai gerçek bir savaşçıydı ve mucize eseri kurtulmuştu.


Tedavi için İngiltere’ye gönderildi ve tam 6 ay sonunda yeniden dimdik ayaktaydı. O hastane de yaşam savaşı verirken de ülkesinde farkında olmadan değişimin yanan ateşi olmuştu. Halk iki milyondan fazla imza toplayarak zorunlu ve ücretsiz eğitim kanun tasarısını mecliste onaylattı.


2014 yılında yani henüz 17 yaşındayken de Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Dünyanın en genç Nobel Barış Ödülü sahibi olan Malala, ödülden kazandığı bir milyon dolarlık ödülünü de Pakistan’da bir okul yaptırmak için bağışladı.


Bu hikayeler bizlerin hayatlarına ışık tutuyor! Bir şeyi başarmak için başlamak gerekir. Silkelenip ayağa kalkın hiç bir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Başarının yaklaştığını hisseder gibiyim. Ne duruyoruz öyleyse! Başarının sesini duyun ve başarıya koşun.

İşte şimdi tam zamanı...


Hiç kimse geriye gidip yeni bir başlangıç yapamaz; ama bugün yeni bir son yapıp yeniden başlayabilir.

Frank M. Robinson

181 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.