SINIRI VAR MI?

Bazı şeyler var. Henüz tanımlayamadığım. Ben anlatamıyorum kimseye. Ya da... Bilmiyorum. Belki gerçekten bilmiyorum. Hisleri tanımlamak mümkün mü sence? Sen nasıl anlatıyorsun hislerini kendine? Evet anlatıyorsun aslında her zaman. Düşüncelerin, tanımı belki bunun. Belki sözleri bazen bakışların. Ben anlatamıyorum ama kendime. Neyden bahsettiğimi anlamadım belki. Ne anlatıyor diyorsun. Bağırıyorum aslında ama duyulmuyor. Sesim çıkmıyor benim.


Her gün insanları izliyorum. Ne yapıyor bu insanlar? Hislerini çığlık atarak mı anlatıyorlar? Herkes duyuyor onları. Ben de duyuyorum. Gülüyorum bazen. Garip geliyor bana. Ben mi yanlışım onlar mı? Yoksa ortada yanlış denen bir şey de mi yok? Bunu bize kim söyleyecek?


Hisler diyorum çünkü geriye kalan her şey bana somut geliyor. Somutlar ve anlamsızlar. Her şey. Sevgiyse asla somut olamaz benliğimde. Bazen her bağırışımda duyulan şey sesim. Onun ruhu ise hissim. Ruhu göremiyor kimse. Bakıyorlar ama göremiyorlar işte. Hisler de dalgalarla geçip gidiyor. Belki de çok şey istiyorum insanlardan.


Bazen tek bir insan bizi anlasın isteriz. Dünya umrumuzda değildir. Ama o da anlamazsa aydınlanma başlar işte. Sorgulamak; her şeyi, bedenimizi, ruhumuzu irdelemek bambaşka bir boyut kazanır. Bir çiçeğe bakıp bazen, tüm dünyayı görürüz. Bulutlar sana bambaşka şeyler anlatır. Rüzgarı saçlarının arasında bambaşka hissedersin. İlk kez bir kedinin yumuşacık tüylerine dokunur gibi. En sevdiğin kokuyu tamamen içine çeker gibi. Güneş sıcacık, yüzünü okşar gibi. Bazen de göz kapakların sevgini kaldıramayıp ağırlaşıyor gibi. Kitaplarda her cümleyi çizecek olursun. Tüm dünyayı gezmek isteyecek, tüm denizlere girmek, dünyanın her yerinden bulutları seyretmek isteyecek olursun. Belki o an bunların hepsi imkansızdır ama sen sadece istersin. İşte tutku... Sarılmak istersin.




Bir konsere tek başına gidip ağlayarak tüm şarkıları söylemek iyi gelir bazen. Belki sadece tüm güzel havayı içine çekerek yürümek yeter. Ya da her neyse. Bunların hepsinde tek bir şey ararsın aslında. Burnun sızladığında ruhun yüzüne vurur her şeyi. Bir anda gelen ürpermeyle belki. Bazen hiçbir şey iyi gelmez sadece uyumak ister bedenin. Yalvarır sana. Senin gökyüzüne yalvardığın gibi. İşte ona yalvarırken çektiğin fotoğrafları gibi gökyüzünün. Israrla. Defalarca. Sayısızca. Sana getirmesini, aynı gökyüzüne baktığınla aynı yerde olmak istediğini bekler gibi işte. Çaresiz. İnsanların seni en büyük yargılama sebebi olur bazen tutkun. İnsanlar... Ruhuyla bedeninin farkına çoğu zaman varamayan insanlar. En sevdiğim en çok da kızdığım insanlar... Kalbinin yerini unutmuş, ruhu dünyaya sıkışmış insanlar. Garip varlıklar. Çiçeklerle konuşmadan onları yaşamlarının her yerine koyan, gökyüzüyle ağlamadan... Her neyse. Sonuçta, insanlar.


Ben de hislerimi anlatamıyorum. Şimdi de ruhum kalemimi tutuyor. Yapma diyor. Kalemim ellerimi suçluyor bazen. Ellerim kalbimi. Kalemim, bilmiyor şimdi size ne anlattığını. Bu kez sadece bunları anlatmak geldi içinden. Bilmeden. Ruhum gözlerimi ele geçirdi benim. Bedenimin bu parçasını seçti. Beni anlamayan insanla konuşmak için tek aracı seçti gözlerimi. Mühürledi gözbebeklerimi. Bazen insanları da göremiyorum. Her yerde ruhlar dolaşıyor. Biri çiçekten. O ben değilim. Gözlerim soruyor bazen; "Ben gördüğüm için mi hissediyorsun, hissettiğinden mi görüyorsun?"

Bilmem. Belki bir gün hepimiz öğreneceğiz cevabı. Korkma, ben de öğrenemedim henüz. Yaralar ve ruhumdaki boşluklar tek bir cevapla kapanır belki. Bir gün. Masallardaki zaman kavramlarının birinde. Gökten düşecek üç elmayı da getirir bence beraberinde o cevap.


Cevap verebilen sensen eğer şu an yeniden bembeyaz bulutları seyretmeyi dene. Çiçekleri koparmadan seyret bir kez daha. Yokla ruhunu. Rüzgarı hisset. Bir çocukla birlikte oyun oyna. Onu da seyret. Renkleri izle şansın varken. Eğer istiyorsan kalabalığın ortasında oturup ağla. Bedenlere ve kurallara bu kadar sığınma. Ruh olarak bak bir de onlara. Belki cevabı bulamadığını sen de fark edersin. Ben şimdi anlatamasam da tüm hislerimi belki bir gün mühürlenmiş gözlerimle karşılaşırsın. Birbirimize şans da verirsek hissederiz. Çünkü hissetmenin sınırı yok.


41 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.