İ(f/n)tihara Çeyrek Kala 2.Bölüm: Son Tango

... Şeyyy ! Nerede kalmıştık? Kağıt bitmiş de farkına varamamışım. Ancak masadaki gözüme kestirdiğim bir kağıt arkada ölümün sonsuzluğuna çalan mürekkebimin dibini dansa davet etmiş bulundu. Bu teklifi reddetmek kalemime yakışmazdı. Bitap düşmüş bedenim ve mutluluğun doruklarından kendisini aşağı bırakmış ruhum son kez beraberler. Onları Ölüm bir araya getirdi. Şimdi kendisi ile uzaktan onları izliyoruz. Ne muhteşem bir birliktelik ama. Neyse biz devam edelim.


5- Hayatlarımızdaki temel yapıtaşları üzerine


Hemen hemen herkesin hayatında yaşadığı zorluklar var. Hayatımızın üç temel yapıtaşı olan sağlık, para ve huzurun hiç bir zaman bir arada olduğunu görmedim. Ya çok zenginlerdi lakin sağlıkları yerinde değildi ya da beş kuruş parası olmayıp da iki saat sonra ne yiyeceğinden bile bihaber bir şekilde mutluluktan uçuyorlardı.

6- Görecelik çok şey fark ettirir.


Her insanın başına birtakım olaylar geliyor. Ancak herkesin yaşanılan olaya gösterdiği tepki aynı olmayabiliyor. Kimisi için atlatılması çok zor olan bir olay bir başkası için lafı bile edilmez durumda olabiliyor. Mesela bir tane olaydan etkilenen kişi örnek verelim. Etkilenmiş olduğu olayı arkadaşlarına anlatıyor. Arkadaşları da ona "bu da dert mi Allah'ını seversen. Ne sınavlar var hayatta." diye karşılık veriyorlar. Arkadaşları için küçük olan bir olayda bahsi geçen kişinin bu denli etkilenmiş olması onu zayıf birisi yapmaz. Durum bu halde olunca da etkilenmiş kimsenin kendisini anlaşılmış hissetmesi epey güçleşiyor. Keşke arkadaşları da olaya onun perspektifinden baksaydı.


7- Değerinizi bilin. Başkalarının kanılarına göre kendinizi yargılamayın.


Hayatım boyunca her insanın kendisini bilmesi gerektiğine inanmışımdır. Kendimce ismimin getirileri üzere olabildiğince 'kadirşinas' olmaya özen gösterdim. İnsanlara bunu hissettirmeye çalıştım. Değerimin bilindiği yerlerde bulunmaya çalıştım. Size bir somut bir örnekle ifademi desteklemek isterim.

Babası oğluna dedi ki: Liseden üstün başarı ile mezun oldun. İşte yıllar önce senin için alıp garajda sakladığım arabanın anahtarları. Ama onu sana vermeden önce şehir merkezindeki kullanılmış araç parkına götür ve onlara satmak istediğini söyle ve sana ne kadar teklif edeceklerini öğren. Oğul kullanılmış araba parkına gittikten sonra babasına döndü ve dedi ki: "Bana 100 $ teklif ettiler. Çünkü araç yorgun görünüyormuş." Baba dedi ki: "Şimdi git rehin dükkanına götür." Oğul rehin dükkanına gittikten sonra babasına döndü ve dedi ki: "1000$ teklif ettiler çünkü çok eski bir araba olduğunu söylediler." Baba bu sefer oğlundan araba kulübüne gidip onlara göstermesini istedi. Oğul arabayı götürdü, geri döndü ve babasına dedi ki: "Baba çok şaşıracaksın, kulüpteki bazı insanlar araba için 100.000 $ teklif etti. Çünkü bu bir Nissan Skyline R34 müş, dünyada sadece 27 tane kalmış ve koleksiyonerler bu araca çok değer veriyormuş." Baba dönüp oğluna dedi ki: "Doğru yerin seni doğru şekilde değerlendireceğini görmeni istedim."


Burada çıkarılacak ders ise özel olduğunuzu hissetmiyorsanız, takdir edilmiyorsanız sakın üzülmeyin. Bu sadece yanlış yerde ve yanlış insanların arasında olduğunuz anlamına gelir. Değerinizi bilen, sizi anlayan ve düşüncelerinize önem veren kişilerle birlikte olun.

Asla kıymetinizi bilinmediği, sizi geri plana atıldığınız, karakterinizin ihtişamını söndürmeye çalışanlar arasında gereğinden fazla zaman geçirmeyin. Altını çamura da batırsan altın altınlığından bir şey kaybetmez.

Neyse bu sözlerin sonu gelmez. Aslında söyleyeceklerimi kafamda bir bir sıralamıştım ama olsun zaten her halükarda pişman bir şekilde öleceğiz. Gerek yaptıklarımızdan gerekse yapamadıklarımızdan. İçime bir ürperti geliyor yavaştan. Bakıyorum da her bir sözcük kan ter içinde tir tir titriyorlar. Satır başında benim kesme işaretini indirmemi bekliyorlar. Kalemimle kağıda işareti vermemle birlikte... Bir cümle daha anlamını kaybetti.

Cümlemizin başı sağ olsun...

Por una Cabeza - Carlos Gardel

73 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.