SONUN BAŞLANGICI

Hayatımızın geçtiği yollara dönüp bakarız bazen. Kendimizi suçlarız kimi zaman, başarısızlığı yarattığımıza inanırız. Girilen sınavlar, zamanla yarıştığımız anlar ve kabuğumuzu kırmayı delice isteyişimiz... Bizi biz yapan şeyleri maddelere dayandırışımız bunlar. Belirli mertebelere hangi noktalardan geçerek geldiklerini bilmediğimiz insanların takdirlerini almak için savaşıyoruz. Hak edip hak etmediğimizi belirlemelerine müsaade ediyoruz ama kendimizi hiçe sayıyoruz.


Her yaşamın hayalleri, her yaşamın umutları var. Bazen bütün bunlar birer hayal kırıklığından ibaret olsa dahi ümit etmenin kendine has güzelliğinden neleri öğrendiğimizi kaçırıyoruz sanki. Başarısızlığın tanımını, güzelliğin tanımını, huzuru ve mutluluğu derecelendiriyor, genelliyoruz. Aslında insan en büyük haksızlığı hep kendine yapıyor. İnsan, en çok kendisine acımasız oluyor. Duygularından kaçarak, sınırlarını bir bıçak gibi keskinleştirerek... Kendisini başka insanların düşünceleriyle şekillenen kalıplara sokuyor. Bütün bu genellemelerin içinde, iyi bir şey bulunamaz mı? Dünya döndüğü sürece her günün bir fırsat olduğunu düşünemez miyiz? Yeniden düşmek ve yeniden kalkmak için bir şansımız daha olduğunu bilmek ruha ilaç gibi gelir belki de. Sonun başlangıcında olmak, yeniden doğuşu anlatabilir bize.


Kendi kriterlerimizi yaratmalı ve gerektiğinde kendimizi aşabilmeliyiz. Sevdiğimiz insanları affedebilmek için ve yeni bir sayfaya ihtiyaç duyduğumuzda yaşanmışlıkları zihnimizde berraklaştırabilmek için. Acının ve karanlığın içinde boğulmadan önce bir kere daha düşünüp nefes almalıyız. Kendimize bu kadar yüklenmek tahammülümüzü de tüketmiyor mu? Kendimize olan kredimizi her şeyden yüksek tutmalıyız aslında. Bir insanın çevresinde parlayabilmesi ve dilediği ruh halinde olabilmesi için öncelikle kendisine iyi gelebilmesi lazım. Yaptığı hataları bile sevip, kabullenmenin ferahlığını tatması lazım.


Bir insanın kendisini affetmesi çevresindekileri affetmekten çok daha kolay. Sancılı bir süreçte bile bir şeyler öğrenerek deneyimlerini çeşitlendirmek için bir yol. Her şey mükemmele uygun olamaz ve hatalar bunu da yaşamak gerektiğinin bir göstergesi. Ama kabullenmemek ve suçlayıcı olmak... Kalp kırıklığının geçmesi için özürleri ve nicelerini beklemenin zorluğu içinde daha büyük bir ağırlığı barındırmıyor mu? Belki de anlayamamamıza sebep oluyor gerekçeleri. Empati yeteneğimizi köreltiyor çünkü duygular insana yaşadığını hissettirdiği kadar ölü bir ruhu taşıyan bir beden gibi de hissettirebilir. Duygular bazen bizi yaşama bağlarken, bazen de hissetmemizi sağlayan etkenlere bağımlı hale getirebilir. Ve bu yüzden daha da çok yaralanırız istemediğimiz şeyleri yaşarken. O ana kadar yaşanan tüm güzelliklerin yalan olmasından korkar, sakınırız bu düşünceden. Kaçarız düşünmekten. Ya kendimizi kandırırız ya da daha çok acırız inandıklarımıza, inandığımız için benliğimize. Yine de bazı insanlar hep en baştan denemeye değer bence.


İnsan, hatalarıyla büyümeyi öğrenmeli. Onların eksiltici değil ekleyici yanlarını görebilmeli. Hayatın içinde maddiyattan ve dünyevi hırslardan daha değerli şeyler olduğunu da görmeli. Yaşamın amacı birimler ve rakamlar olmamalı. Başlayacağımız yeri yanlış seçiyor olabiliriz. Aslında belki de herkes önce kendinden başlamalı. Sabrından, öfkesinden, sevgisinden. Değiştirmeli, büyütmeli, yeterliliği korumalı. Huzuru nerede bulduğuna bakmalı. Ve bilmeli insan, uzaklıklar kıstas olmamalı. İçindeki uzaklıklar, dolmayan boşluklar, vedalar ve yakarışlar. Bunlar kopmayı değil daha hızlı karar vermeyi sağlamalı. Belirsizliğin işlediği cinayetler olmaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü sağlam attığımız adımlar, yolumuzun üzerindeki uçurumlardan kayıp düşmemizi engelleyecektir. İnsanın en büyük düşmanı yine kendisidir. Yanlış şeylere sığınıyoruz, oysaki çok vaktimiz yok. Acele etmeliyiz çünkü zamanın sabırsızlığı bizim sabrımızı aşıyor. Sonun başlangıcındayız. Yaşadığımız hayat ellerimizden kayarken onu çekip tutmak gerektiğini görüyor musunuz? Yoksa "içinizdeki şeytan"a mı sığınıyorsunuz?






68 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.