SOSYAL MEDYA DOSTUMUZ MU?






Sosyal medya, özellikle son birkaç senedir hayatımızın tamamen bir parçası haline gelmiş durumda. Neredeyse çoğu insan günlük yaşantısının büyük bir çoğunluğunu sosyal medyada geçiriyor. Bende bu insanlardan biriyim ya da biriydim demek daha doğru olur. Biriydim diyebiliyorum çünkü artık bu konuda çok daha fazla seçici bir hale geldim. Bunun en büyük nedenleri; insanları sürekli olarak tüketime yönlendirmesi ve birçok içeriğin aslında bilgi içerikli olmaması. Hatta artık öyle bir hale geldi ki sosyal medyada çok tanınan ve izlenen kişiler resmen hayatlarını tamamen sosyal medyaya göstermeye yönelik şekillendirmeye başladılar. Evlerini, kıyafetlerini, hatta ve hatta yedikleri yemekleri bile bu yönde şekillendirmeye başlayanları gördükçe çok daha fazla seçici hale geldiğimi ve birçok içerikten soğuduğumu fark ettim.


Sosyal medya mecralarının birçoğuna gün içinde vakit ayırıyoruz ve her ne kadar fark edemesek bile bizi çok fazla etkiliyor. Bunların bir kısmı iyi yönde olsa bile aslında büyük bir kısmı da kötü yönde etkiliyor bizleri. Mesela sürekli olarak sağlıklı yediğini gösteren ve asla şeker, glüten, ya da bu türevlerini tüketmediğini söyleyen birçok kişiyi görebiliyoruz artık. Aslında bir yandan insanları sağlıklı yaşama yönlendirmesi güzel bir durum gibi gözükmesine rağmen uzman kişiler tarafından verilen bilgiler olmadığından dolayı çok daha sağlıksız bir duruma yönlendirilebiliyoruz.


Buna şu şekilde örnek verebilirim; birçok kişinin smootie ya da bowl tükettiğini görüyoruz son zamanlarda çünkü ekmek ya da şeker tüketmek tamamen sağlıksız olarak gösteriliyor. Ancak burada meyve ve sebzelerinde içerisinde de şeker bulunduğunu, hazırlanan o smootie ya da bowlların içerisinde günlük tüketmemiz gereken porsiyon miktarından daha fazla miktarda meyve olduğunu ve bununda yüksek miktarda şeker içerdiği anlamına geldiğini kimse bilmiyor. Yani bu durumda da sağlıklı yaşama yönlendirdiğini düşündüğümüz bir durum bizleri aslında bilinçsiz bir şekilde sağlıksız bir yaşama sürüklüyor.


Bunun dışında yine sağlıklı yaşam olması adına çoğu insan artık spor videoları paylaşıyor. Alanında uzman kişilerin videolarını izlemek ve bu doğrultuda spor yapmak tabiiki de çok motive edici ve bilgilendirici. Ancak artık herkes bu içeriği paylaşıyor ve bunu yaparken gösterdikleri bir hareketin onu izleyen bir kişiye zararı dokunabileceğini düşünmeden paylaşıyorlar. Bu gibi birçok durum sayabilirim size. Seçici olmak ve doğru bilgiye ulaşmak bu durumda çok büyük bir önem kazanıyor. Gördüğümüz birçok içeriği aslında araştırmamız gerektiğini ya da alanında uzman kişileri takip etmemiz gerektiğini de unutmadan sosyal medyayı kullanmak gerekiyor.


Beni sosyal medyadan uzaklaştıran önemli bir nokta da insanları büyük bir tüketime sürüklemesi oldu. Özellikle son birkaç aydır bu mecralar öyle bir hal aldı ki, tamamen alışverişe ve tüketime yönlendiren bir ortam haline geldiler. Sosyal medyanın bir ürünü alırken öneriler ve kullanıcı yorumları konusunda büyük bir destek olduğuna inanmama ve birçok alışverişimde bunu dikkate almama rağmen artık bu doğrultuda güvenilirliği kaybetmeye başladı. Bu durumun bir kazanç haline gelmesinden de kaynaklandığını düşünüyorum ancak bir yandan da etik kurallarına aykırı gelmesi dışında hem gereksiz bir alışverişe sürüklediğini hem de bu kadar çok alım gücü olmayan insanlar içinde daha büyük bir problem haline geldiğini düşünüyorum.


Tabii ki de bunlar benim fikrim. Benim düşüncelerimin aksini düşünen ve çok daha faydalı olduğuna inanan birçok kişinin olduğuna da inanıyorum. Ancak, özellikle çok küçük yaştaki insanlarında kullandığı büyük kitlelerin olduğu bir mecra olduğundan dolayı bu konuda insanları bilinçlendirmek gerektiğini ve bilinçsiz bir şekilde kötü etkilenmek yerine bize olumlu olacak, bilgilendirecek kısmından faydalanmak gerektiği kanaatindeyim.


Bu konuyu ne zaman aklıma getirip ve arkadaşlarımla paylaşsam “Black Mirror” adlı dizide yayınlanan sosyal medyanın insanlar üzerindeki etkisini anlatan bölümü gözlerimin önüne geliyor ve sanki gitgide o bölüm gerçekleşmeye başlıyormuş gibi hissediyorum. Bu da biraz korkutuyor beni açıkçası. Black Mirror dizisini izleyenler şu an ne demek istediğimi tam olarak anlamıştır. İzlemediyseniz de kesinlikle öneririm özellikle de sosyal medya etkisini anlatan o bölümünü. Buna değinmemin sebebi bir distopyanın gerçekleşmesinin önlenebileceğini düşünmek ya da insanları bilinçlendirme konusunda biraz da olsa katkımın olabileceğini düşünmek.


Peki, sizce Sosyal medya bizleri pozitif etkileyen bir mecra mı yoksa bizlerin kendimizi geliştirmesinde bir engel ve bilinçsiz öğrenimi yaygınlaştıran bir mecra mı? Gerçekten de bir şeyleri kaçırmamak adına günümüzün çoğu vaktini harcamamız doğru mu yoksa aslında kaçırmamak isterken geri kalanları mı kaçırıyoruz?



©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.