Sosyofobik Hayatlar

Günlük hayatımızda çokça ortama girip, birçok insanla muhatap olmak zorunda kalıyoruz. Okuldan tutun, iş yerlerine kadar binlerce insan… İş hayatında toplantıdan toplantıya koşarken, büyük kitlelere kendimizi ifade etmeye çalışırken, sosyal ortamlarda insanlarla iletişim kurmaya çalışırken sürekli hata yapma olasılığımızı düşünerek endişe dolu dakikalar yaşamak, nefes almanın bile bizim için sancılı bir sürece dönüştüğü saatler, vücudumuzun doğal tepkilerin dışında verdiği reaksiyonlar, el ve ayaklarımızın ısı derecelerindeki şiddetli dengesizlik, bayılma noktasına kadar gelebileceğimiz duygu değişimlerinin aslında çok önemli bir nedeni olduğunu netleştirmek gerekli olacak.

Toplumda sosyal fobi dediğimiz bu kavram kişinin egosundan daha doğrusu ben kavramından, kendini kanıtlama çabasından doğar. İnsanlar benim hakkımda ne düşünür? Sorusuyla toplum içinde daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalmamız aslında daha büyük sıkıntılara yol açarak yapmak istediklerimizi de engelleyecek sonuçlar doğurur. Bu gibi durumlardan kaçmak sosyal fobinin tam olarak kendisidir aslında.


Sosyal fobi kişide iki şekilde görülür. İlki her zaman, ikincisi ise bazı özel durumlarda ortaya çıkar. Sosyal fobide karşılaşan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. Çarpıntı, titreme, terleme, kaslarda gerginlik, midede rahatsızlık hissi, göğüste sıkıntı, sıcak yahut soğuk basması, ağırlık hissi, baş ağrısı gibi belirtileri vardır. Tabii ki kişi bu belirtilerle yaşamayı öğrenir ve zamanla bu belirtilere alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belirtiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa kişinin kendi hayatı için tedavisi şart bir durum haline gelir.

Kişi genel olarak bu sorunlardan kaçmaya çalışır, hatta seminer verecek kişi ayağının yahut kolunun kırılmasına bile sevinecek hale gelir. Başlangıç sosyal fobide oldukça erken bir yaştadır. Hastaların %40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir. Sosyal fobi ne kadar erken yaşta başlarsa kişi o kadar fazla bu durumdan etkilenir ve hayatı bir o kadar da kötü bir hal almış olur. Bazıları okulu bırakmak zorunda kalır. Yine birçok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bunların içinde en önemlisi depresyon, alkol bağımlılığı ve ilaç bağımlılığıdır. Özellikle batılı ülkelerde yapılan çalışmalarda sosyal fobide alkol kullanımı normal toplum bireylerine oranla 2,5 kat daha yüksek bulunmuştur. Bu da alkolün süper egoyu baskılaması daha rahat davranmayı sağlaması ile açıklanabilir ki bu durumda zamanla alkol bağımlılığı riskini artırmaktadır. Alkolikler arasında yapılan bir çalışmada sosyal fobi görülme sıklığının normale oranla dokuz kat fazla olduğu tespit edilmiştir. İntihar düşünceleri ve girişimleri sosyal fobide yaşanan sıkıntıya bağlı olarak sık görülmekle birlikte sosyal fobiye başka psikiyatrik rahatsızlıklar ilave olduğunda daha da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal fobi bir an önce tanınmalı ve tedavi edilmelidir. Özünde bu fobi tedavi edilirse tedaviye her zaman yanıt verecek bir rahatsızlıktır.

Peki bu hastalıkta tam olarak ne yapmalıyız? Her şeyden önce sosyal fobinin bir hastalık olduğunu kabul etmeli ve buna göre davranmalıyız. Çekingen kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülmesi, toplum tarafından bu özelliklerin genellikle efendilik olarak kabul edilmesi kişileri tedavi arayışından alıkoymaktadır. Oysa kaybettikleriniz neler? İyi bir iş, bir arkadaş, yalnız olmamak, kendine güvenmemek ve birçok şey daha sıralayabilirim. Bunun için en yakın zamanda ve yakınınızda olan bir psikiyatriste başvurun.


41 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.