DÜŞÜNMEK VE HAYATA OLAN KATKISI

En son güncellendiği tarih: 18 Tem 2019





Düşünmek En Temel Anlamda Nedir ?


Düşünmek, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden biridir. Bunu zaten hepimiz her rehberlik konferansından, her danışman görüşmesinden, felsefe derslerinden ya da kişisel gelişim kitaplarından biliyoruz. Düşünmek "Bir yargıya varmak gereğiyle bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki bağlantılardan yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak." anlamlarına gelen bir kelimedir. Gün içindeki konuşmalarımızda birden farklı anlama gelse bile biz bu olguyu genelden özele doğru indirgeyerek ilerleyeceğiz.


İnsan ve Düşünmek Arasındaki Bağ


İnsan, beşer, adem; siz ne kullanmak isterseniz kullanabilirsiniz. Doğada bildiğimiz üzere binlerce yaşayan çok hücreli ve gelişmiş, milyarlarca tek hücreli ve mikroskobik düzeyde küçük canlı yaşamakta. Bunların arasından sıyrılan homo sapiens, kendisine biyolojide en yakın akraba olan primatlardan zeka ve görünüş yönünden ayrılmaktadır. Sahip olunan kafatası, uzunluk, anatomi gibi önemli etkenlerin yanı sıra düşünmek, düşündüğünü planlamak ve bunu hayata geçirmek olarak bilinen faaliyetler sayesinde de diğer hayvanlar aleminden daha zeki bir canlıdır. Tarihte insanın yaşadığı her çağ gelişim, icat ve buluşlar ile geçmiştir. Bunlarınsa ilk adımı hayal etmek ve düşünmek arasındaki arkadaşlık bağından gelmektedir.


İnsanın Düşünme Sistemi ve Algı

Günümüzden konuşmamız gerek aslında. Günümüz dediğim 2019 yılı değil, yazının bulunması ile başlayan ilk çağdan günümüze kadar ulaşan zaman aralığından bahsediyorum. Daha öncesine gidemememizin sebebi yeterince anlamak için kaynak bulamamamızdır. Çivi yazısı, hiyeroglif gibi ilk yazı çeşitleri; kitabeler, Mısır'da bulunan hiyerogliflerdeki görseller bize o zamanın yaşayış biçimini, düşünce sistemini, kültürünü ve günlük hayatını anlatabilecek düzeydeki kaynaklardır.


Bu Tarz Algı ve Düşünme Farklılıkları Neden Var ve Neye Yol Açıyor?


Dünyamız üzerinde milyarlarca insan yaşıyor ve milyarlarcası da yaşadı. 4.5 milyar yıl yaşında olan dünyamız olabildiğince çok savaş, barış, yenilik, değişim, kirlilik, temizlik ve insan ırkı gördü. Bu değişimler insanların kendi milletinin yaşama biçimini, dinini, etik görüşünü yani sadece yaşama biçimini değil de düşünme ve anlama biçimini de etkiliyor. Örneğin Amerika'da yaşayan biri ile Hindistan'da yaşayan birini aynı şekilde, aynı kriterler altında değerlendirmek yapılabilecek en büyük ahmaklık olur. Çünkü yönetiliş biçimleri, refah düzeyleri, teknoloji ve sağlıklı bir yaşama erişim imkanları, çevresindeki insanlar o iki ayrı kişinin farklı şekilde büyümesine ve gelişmesine sebep olur. Amerika'da yaşayan biri eğer New York gibi büyük bir şehirde yaşıyorsa teknoloji ve sağlık imkanlarına erişimi kolaylıkla vardır. Mensubu olduğu milletin birçoğu gibi Hristiyan belki de inançsızdır. Ahlak anlayışı ailesinden öğrendiği gibidir. Din ve ibadeti bulunduğu dine göre değişim gösterir. Diğer yönden Yeni Delhi' de oturan bir Hint vatandaşını göz önüne alırsak eğer, belki de yeterli şekilde teknoloji ve sağlık imkanlarına erişimi yok. Ailesi ona farklı bir dini inanç ve farklı bir ahlak anlayışı öğütledi. Böylelikle bu iki farklı dünya vatandaşının hem hayat görüşleri hem de dünya görüşleri farklı bir şekilde gelişmiş olur.


Bu farklılıkların olması dünyamızın daha renkli olmasını sağlayabilir. Ama tabi bütün insanlar bir diğerine saygılı ve hoşgörülü olabilirse. Cehalet içinde sürüklenmeden, kimseyi kendi inancına göre yargılamadan ve onlara farklı düşünüyor diye hakaret etmeden yaklaşabilirse. Ancak maalesef ki dünyamızda yaşayan insanların %70 gibi ortalama bir miktarı bir diğerine bu toleransı göstermeden yargılamaya, hayatına müdahale etmeye ve hemen hakaret etmeye başlıyor. Neticede kavgalar, savaşlar ve diplomatik krizler de kaçınılmaz oluyor .


Soru Sormak Neden Önemlidir ?


Soru sormak bir çoğumuzun bildiği gibi : Bir şeyi öğrenmek ya da bir cevaba ulaşma isteği ile yansıtılan eylemlerdir. Soru sormayan ya da sorgulamayan insan gelişemez ve olduğu yerde sayıp durmanın yanı sıra daha da fazla gerileyecektir. Soru sormaktan kastım anne-babaya, öğretmene ya da bir büyüğe sormak değil sadece. Bir araştırma yapmak bile soru sormak demektir. Çünkü en başında insan kendine sorar cevabı. Geldiğimiz noktada küçük bir gözlem yaptığımızda göreceğiz ki insanlar birbirlerine soru sormak ya da sohbet etmekten kaçma noktasında gelmişlerdir. Bunun getirisi de insanların en yakınlarının bile ne yaşadığını, neler hissettiğini bilmemeleridir doğal olarak. İnsan en yakın olduğu kişilerin hayatını önemsemez ise nasıl kilometreler ötedeki bir yabancının fikirlerini önemseyebilir ? Bu da insanları ruhsal bencilliğe ve bana ne demeye itmektedir.


İnsan Kendine Ait Olmayan ya da Düşündüğünün Tersi Olan Bir Fikri Benimseyebilir Mi?


Açıkçası bu konu birçok yönden ele alınması gereken bir konudur. Çünkü her zaman için bir kişinin fikri doğru olmayacağı gibi her zaman için yanlış da olamaz. Her insan en azından üzerinde ustalaştığı konu hakkında doğru bir düşünceye sahiptir.


Yeni Çağ'dan itibaren insanların mensup oldukları topluluklar değişik kriterler içermektedir. Millet, ırk, renk, din, mezhep. Sonrasında ise ideoloji adı verilen bir fikrin peşinden gitme olarak adlandırılan kriter doğmuştur. Gerçekten bunların hepsinde aynı olan birini bulursanız şu an, dünyada sizden daha mutlusu olamaz herhalde. Bununla da yetmiyor. İzlediğin filmler, dinlediğin müzikler, okuduğun kitaplar, hoşlandığın insanlar ve hobilerin. Bunların hepsi aynı olan birini buldunuz ve hoşlandıysanız da durmayın nikahı kıyın derim :) Samanlıkta iğne aramaktan farksız zira.


Önceki başlıkta bahsettiğim gibi, insan içindeki şüphe ile soru soruyorsa o cevabı bulana kadar durmadan arayacaktır. Fikrinin doğruluğu hakkında içinde bir şüphe varsa da nihayetinde ya fikrinden vazgeçecek ya da daha sıkı bağlı kalacaktır. Bu noktada önemli olan şey tabii ki öğrenmek, doğru bildiğinde ısrar etmemek ve yanlış olduğunu bilmeden o düşünceyi doğruymuşçasına savunmamaktır. İçinizde en küçük şüphe bile varsa araştırmaya başlamalı ve bulana kadar devam etmelisiniz.



Kısacası arkadaşlar. Düşünmek; yemek ve uyumak kadar önemli bir ihtiyaçtır hayatımızda. Unutmayın düşünmek sizi bir yanınızdakinden daha saygın yapabilecek bir kabiliyettir.


Kendinize iyi bakın....

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.