DOSTLUKLARIN EN GÜZELİ TÜRK KAHVESİ

40 yıllık hatırın sahibi, geleneklerin baş tacı, dünyaca ünlü Türk kahvesi..


Bilinene göre kahveyi keşfedenler aslında insanlar değil keçilermiş.


Kulağa enteresan gelen bu bilginin doğrulu şüpheli olsa da efsaneye göre Etiyopya'da bir çoban, keçilerin yediği bir meyveden dolayı çok enerjik hale geldiğini görüp şaşırır ve bu meyvenin tadına bakar. Aslında bu olay kahveyle insanın ilk tanışmasıdır.Bir süre sonra kahinler bu meyveyi yemeyi deneyip tadını acı ve tatsız buldukları için kalan kahve çekirdeklerini ateşe atarlar ve ateşte kavrulan kahveden çıkan koku çok hoşlarına gider. Bizim içtiğimiz kahveye en yakın şeklini işte bu şekilde eski rahipler denemişler. Zaman ile Arap yarımadasında üretimine başlanan kahve, tüccarlar ile dünyanın her yerine ulaşıyor ve günümüzde yoğun tüketilen bir lezzet haline geliyor.



Kahvenin Osmanlı ile tanışmasına bakarsak 1517 yılında Yemen valisi Özdemir Paşa'nın lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirmesiyle başladığı biliniyor. Dönemin padişahının da çok hoşuna giden kahve, Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde çok fazla tüketilmeye başlanır. Hatta Osmanlı sarayında sırf kahve için özel bir bölüm açılır ve cariyeler için Türk kahvesi yapmayı öğrenmek zorunlu hale getirilir. En itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram edilen, fala inananların vazgeçilmezi ve kız istemelerinin baş tacı olan Türk kahvesi kısa sürede, İstanbul'un şehir hayatına kahvehanelerle damga vurur ve bir sokağa da kahve pişirilen yer anlamına gelen Tahmis kelimesinin adını verir.

Türk kahvesi tarihi, içildiği mekana verdiği ismi, zengin bir kültürel temele dayanması, sosyal hayattaki yeri gibi birçok özelliğinden dolayı 2013 yılında UNESCO tarafından “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi” ne dahil edilen bir değerdir.


Türk kahvesinin Avrupa ile tanışmasıysa 1683 yılındaki Viyana Kuşatması sonrasında Osmanlının yaşadığı bozgunda çuvallar dolusu kahvenin Viyana önlerinde terk edilmek zorunda kalmasıyla başlar. Viyanalılar önce bunun deve yemi olduğunu düşünür ama daha sonra Avusturyalı casus George Kolschitzki kahveyi yakından tanır ve bu kahveler ile Viyana’da bir kahvehane açar böylece kahve Avrupa’ya ulaşmış olur. Günümüzde dünyada oldukça tüketilen ve eşsiz tadıyla hayran bırakan Türk kahvesi, espresso ile beraber her restoranda var olan iki kahve türünden biridir.

İngilizler'deki çay saati geleneği gibi, kahvenin de Türk toplumunda bir zamanı vardır. Genellikle sabah ve öğlen öğünleri arasında içilir. Hatta Türkçe günün ilk öğünü anlamına gelen "kahvaltı" sözcüğü kahve içimi öncesi yenen şeyler demektir.

Türk kahvesi, filtrelenmeden servis edilen tek kahvedir. Porsiyon olarak içilen normal kahvelere oranla daha az miktarda olduğu için günde birkaç defa tüketilmesi zararlı değildir. Aksine sağlığınız için saymakla bitmeyecek kadar çok faydası vardır…



yazıyı çok sevdiğim bir söz ile bitirmek istiyorum;


Oysa kahve içmişliğimiz de vardı: “Bu ne hatır gönül bilmezlik” diyemedim.

(Orhan Veli Kanık)


160 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.