Vazgeçebilmek


Her yıl, her ay, her gün belki de her gün, her saniye... Kendimizi ve hayatın akışını durdurup konuşuyoruz:

"Ne oluyor? Zaman ipini bıraktığım bir balon gibi uçup gidiyor ellerimden. İşin kötüsü ondan da hızlı, takip edemiyorum. Gökyüzünün rengi ne ise onunki de o. Belli olmuyor nereye nasıl uçup gittiği. Evet, zaman uçuşuyor rüzgarla. Geçip gidiyor her gün etrafımda binlerce adımla. Bunlar, sakin bir müzik gibi. Hem eşlik ediyor hem yürüyorum. Nereye götürüyor ayaklarım beni? Ya da zaten onlar mı götürüyor ki beni? Durdurulamaz mı ruhum benim, yorulmaz mı ayaklarım, isyan edemez mi? Ayaklarımın yere sağlam basması için (!) birilerine sahte de olsa değer mi vermek zorundayım? Bana iyi gelmeyen şeyleri sevmeye çalışmak, sırf "biri" olmak için gece gündüz çalışmak, gerçek sevgilerin zaman gibi rüzgarda savrulup gitmesine izin vermek... Sahi ne oluyor bana? Bir şeyler bedenimi, ruhumu, zihnimi ele geçiriyor sanki. Durduramıyorum. Belki de içimdeki kötü düşünceler tamamen ele geçiriyor. Susturamıyor, vazgeçemiyorum hiçbir şeyden. Bağlarımı koparamıyor, onlar bizi nereye çekerse o tarafa savruluyorum. Sahi mutlu muyum? Fark ettim ki bileğime bağlı bir balon var. Kötü hislerle şişirilmiş. Acaba balonu bırakırsam ağlar mıyım? Çocukluğumdaki gibi..."


Biz mutsuz değiliz. Sadece "HİÇ" olmaktan korkuyoruz. Kendimize doğru soruları sormaktan korkuyoruz, kendimizi dinlemiyoruz. Dinlediğimizde de soruları hep kötü yanımız yanıtlıyor. Bu sese kulak vermek doğru değil belki. Ona; "Ben nasıl mutlu olacağım?" gibi sorular sorarak, kendimizi tüketerek kazanamıyoruz. Mutluluğun anahtarı "Vazgeçebilmek" belki. Önce yanlış sorulardan vazgeçebilmeli. Temiz ve dingin olan yanı ile düşünmeye çalışmalı. "HİÇ" olmaktan korktuğunu ama sadece korktuğunu fark etmeli.

"Biri" olmaya çalıştığımız için mutsuzluk bağlanıyor bize. Farklı olduğumuzu, herkesten farklı hissedebileceğimizi kabul etmediğimiz için üzülüyoruz. Bunu biz kabul edebilsek bile bu kez de kabul ettirmeye çalışıyoruz. Mutsuzluk dönüp dolaşıp geliyor, yapışıyor yakamıza. Dönüp ; "Beni mutsuz eden, vazgeçemediğim şey ne?" diye soramıyoruz.

Bizi mutsuz eden bir balonu bileğimize bağlamış, geziyoruz. Evet! Ben de, sen de, o da... İçi sadece bir cümle, kitap, sınav, kaygı, belki bir eşya, belki de insan dolu. O balonun içindeki her şey ruhunuzun kapısını açtığınız, kötü hissettiren ama bırakamadığımız her şey. Davetsiz misafiriniz. Vazgeçersek her şeyin daha kötü olacağını düşündüğümüz çoğu şey. Ne olursa olsun dolu işte. İpi kesmemiz için verilen makası da reddediyoruz. Anlaşılan doğru soruyu biz bulana kadar bileğimizde kalacak bu balon. Biz uyurken, uyanırken, gülerken, severken hep bileğimizde kalacak. Bazen yok sayacağız belki ama başımızı gökyüzüne bakmak için her kaldırışımızda yeniden, yeniden göreceğiz. Bu bir zincir gibi olacak. Her birbirine, her şey bize bağlı.

Gücü ve mutluluğu bir eşyada, ruhta, gelecekte aramak yerine çok yakınımıza kendimize bakabilmeliyiz. Güç; evrende, yerde, düşüncede, cebimizde, inancımızda değil ki. Bizde. "Mutsuzum!", "Depresyondayım.", "Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor!" demediğimiz her an içimizde. O anlar da güçlüyüz ama işe yaramıyor. Elini kolunu bağlayıveriyoruz, kapatıyoruz ağzını. Yapmamız gereken tek şey; vazgeçebilmek. Makası veren birini beklemeden alıp kesebilmek ipi.-Bakın, güç yine elinizde.- Her şey ama her şey için. Ruhumuza doğru soruları sorup gökyüzünü daha berrak görebilmek için. Bundan sonra alacağımız her balonu bileğimize bağlamadan sadece tutmayı öğrenebilmek için. Mutsuzluk kuyusuna düşmeden. Kendinizle "Biri" olmak için uğraşmayı bırakıp sadece siz olarak kesin ipi.

"Kendi haline bırakıldığında gölet, üstündeki gökleri yansıtır." Guy Finley

Ve emin olun ki bu kez gökyüzünde süzülen bu balon için ağlamayacak çocuk. Hiç ama hiç!

Hayat, bir kez daha vursa ve bastığınız yerle buluştursa da yüzünüzü, başınızı kaldırın! Gökyüzü orada! Yıldızlar, güneş, hafifçe süzülen balonlar orada! Bakın bembeyaz bir kuşun yanında uçuşuyor bazıları. Zaman, mutluluğunuzun. Bileğiniz, sadece sizin!

49 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.