YABANCI DİL VE ÖNEMİ



Türkiye'de yabancı dil seviyesi ne durumda?


Dil eğitimini ülkemizdeki birçok insan ilk olarak okullarda alıyor. İlkokulda başlayıp lisede belki de üniversitede devam ediyor bu eğitimleri. Ama hepimizin bildiği gibi İngilizceyi hala iyi denilecek seviyede uygulayabilme özelliğine sahip insan yüzdesi %15-%20 gibi bir seviyede. Bu eğitim almış kişiler tarafından uygulayan kişi yüzdesi. Eğer ülke genelini 10-65 yaş aralığını ölçek olarak alırsak %3-%5 gibi bir yüzeye düşüyor.


Neden öğrenmek gerekli görülüyor?


İngilizce bildiğimiz gibi 20. yy'da ana İkinci dil noktasına geldi. Bunda en büyük sebep teşkil eden şey ise Britanya İmparatorluğu tarafından yapılan dünya çapındaki fetihler ve koloniler. Kanada, Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan gibi ülkelerde kurulan bu kolonilerin nüfus bakımından göz önüne alındıklarında dünya nüfusunun %40 ya da belki daha fazla bir çoğunluğunu kapsadığını görmekteyiz. Hal böyle olunca ticaret merkezlerinden biri olan Amerika ile işbirliği için onların lisanını öğrenmekte şart oluyor. Üstüne üstlük 18. yy sonrası yapılan icat ve buluşlarında birçoğu Anglo-Saxon kökenli olduklarından bu yapılan yenilikleri ülkemize getirmek ve kullanabilmek içinde kılavuz olarak İngilizce dilini kullanma mecburiyetinde kalıyoruz. Her ne kadar tercümanlarımız sayesinde bu zorunluluk yerel halk üzerinde azalsa da yine de azımsanmayacak kadar önemli bir durum arz ediyor. Belki de Osmanlı İmparatorluğu coğrafi keşiflerde yeteri kadar önemli işler yapabilse ve dahili ve harici sorunlar ile baş edebilecek durumlarda olsaydı şu an dünya genelinde olan İngilizce öğrenme zorunluluğu yerine Türkçe öğrenme zorunluluğu olabilirdi. Ancak tarih böyle gelişmediğinden mütevellit yüzyılımızın dili olan İngilizceyi öğrenmek icra ettikleri işlerde gerekli olduğundan ötürü önemli durumda.




Öğrenmek neden bu kadar zorlaşıyor?


Bunun yaptığım gözlemler neticesinde üç temel sebebi var. Birbirini tekrarlayan ve aynı tip ilerleyen eğitim düzeni. Öğrenmek için yeteri kadar çaba sarf etmeyen öğrenci ve verdiği eğitimi üstüne bir şey katmadan, yapıcı bir yol aramadan kitaptan üstün körü anlatan eğitimci. Bildiğimiz üzere ilkokulda sayılar ve harflerin okunuşuyla başlar eğitim. Sonra Gramer konuları her sene aynı olarak başlar ve devam eder. Kelime ezberlemek için defalarca kere yazma ödevi verilir. Seneler geçer ama hep aynı konular öğretilmeye çalışır. Ama gelin görün ki hala daha bu konuları eksiksiz öğrenen insan sayısı çok azdır. Ben de bu eğitim sisteminin elinden geçmiş bir öğrenciyim. Özel bir dil öğrenme özelliğim olduğunu düşünmüyorum ve kendi çabamla ilerlemeye çalışıyorum. Tespitlerde de görüyorum ki iyi seviyedeyim. Ancak ben bu başarıyı bana okulda verilen eğitime borçlu olduğumu düşünmüyorum.


Dil nasıl öğrenilir?


Dil öğrenmek insan fizyolojisini ezberlemek, formüller ile haşır neşir olmak ya da sayfalarca matematik sorusu çözmek değildir en nihayetinde. Değişik parametrelere sahip bir öğreniştir. Bu parametrelerin başarı ile tamamlanma süresi de her insan için kişiden kişiye değişecek türdendir. Kendine dil okulu diyen kurumlarda her sene binlerce öğrenci paralar verip sonucunda kendini bir şey öğrenmeden çıkmış buluyor. Gerçekten üstün düzey eğitim veren ve öğrencinin her kuruşunu hak eden eğitim kurumlarına elbet hiçbir lafım yok. Ancak diğer kurumlar normal okul eğitimden sadece biraz daha iyi eğitim vermekle yetiniyorlar. Sonuçta neden öğrencilerin yeteri kadar başarılı olmadıklarını geçtiğimiz başlıkta açıklamıştım. Ancak bunlar dışında çok önemli bir sebep daha var. Dil öğrenmek en nihayetinde kişiye özel bir durumdur. İngilizce eğitimlerinde bildiğimiz üzere speaking (telaffuz), listening (duyduğunu anlama) ve writing (bildiğiniz yazma) gibi başlıklar altında eğitim verilir. Bu eğitim türleri tamami ile öğrencinin kendi özel yeteneklerine bağlı olarak gelişmişlerdir. Örneğin bir öğrencinin hafızası çok iyiyse, kelime ve Gramer konularına hakimse çok rahat bir şekilde kurduğu cümleyi konuşabilir ya da yazabilir. Ancak bu öğrencinin telaffuz yeteneği iyi değilse bu eğitimi yavaş ilerler. Bu durumun tam tersi de geçerlidir tabii ki. Genelleme yapacak olursak eğer işini hakkıyla yapan dil eğitim kurumları öğrenci ile özel ilgilenip onun yetenek düzeylerini analiz eder ve ona göre bir program uygular öğrenciye. Bu sayede öğrenci eksiklerini tamamlamış bir şekilde başarı seviyesine ulaşır.





Siz nasıl rahat öğrenebilirsiniz?


Bunun için öncelikle kendi yeteneklerinizin farkına varmalısınız. Maddi durumunuz bir dil okuluna kayıt olup ders almaya yetecek kadar olmayabilir tabii ki de. Ki illaki buna gerek yoktur. Dil okulları sizin için konuşma eğitimi için pratik eğitim, yazma eğitiminizde denetleyecek  ve programınızı takip edecekler uzmanlar sağlar. Ancak siz kararlı bir öğrenci iseniz bunları bir şekilde yapacak yol bulabilirsiniz. Kendinizi tanıyın ve çevrim içi olarak videolar ile eğitim alın. Çoğu platformda ücretsiz olarak bulabilirsiniz. Kitap alın kendinize İngilizce. Hem okurken telaffuzunuz hakkında alıştırma yapabilir hem de kelime haznenizi geliştirebilirsiniz. Eğer yabancı film ya da dizileri seviyorsanız onları mümkün olduğunca alt yazı ile izleyin. Zira kulak aşinalığı bile önemli bir etkendir kelime öğrenme ve telaffuz etmede. Eğer yoksa İngilizce bilen bir tanıdık ya da arkadaşınız o zaman ayna karşısında bile konuşma pratiği yapabilirsiniz. Unutmayın. Öğrenmenin karşısında ki en büyük engel sizin ilginizin kaybolmasıdır.


Bu yazımda sizlere en basitinden İngilizce'nin nasıl bir yöntem ile öğrenilebileceğini, önemli olmasındaki tarihi sebepleri paylaştım. Umarım bu yazı size yardımcı olur.

43 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.