YAŞAMADAN ÖLMEK

Sözde yaşıyoruz bu hayatta. Nefes alıyoruz, ağlıyoruz, kahkahalarımız çınlatıyor boş evlerin soğuk duvarlarını. Yankı yapıyor sesimiz kalbimizin yalnızlığında. Dört köşeye vuran sesimiz bir de bize çarpıyor, o da bizimle beraber kırılıyor. Yaşamadan ölüyoruz aslında. Birer mahkummuşuzcasına yaşadığımız hayatlar, hak ettiklerimiz hayatlar mı? Düşünmeden edemiyorum. Hiç güneşte yanmadan burayı terk eden bedenleri, aşkı tatmadan, sevgiye muhtaç yaşayıp gidenleri. Düşünmeden edemiyorum, gerçekten nasıl yaşanılırı.


Tam manasıyla nedir yaşamak? Var olmak maddenin özünde var. Ama kim saf bir mutlulukla çığlık atıyordur ki sokaklarda? Kim aşkı bekliyordur bir umut kapısında? Şimdi herkes omuzlarına bindirilen yükü hafifletmek için yaşıyor. Şimdi herkes günü atlatmaya bakıyor. Oysaki zaman asla durmuyor. Kendimize gelecekte dönüp baktığımızda içimizi huzurla saracak bir geçmiş bırakmak için hep gecikiyoruz. Geçmişlerimizde yenilik olmalı, devrim olmalı, ruhumuzu sarsacak derin anlamlar olmalı. Bize seçim hakkı tanımadılar. Yaşarken bile uyku halinde olduğumuz kısıtlı dünyalara koydular.


Aslında hayatlarda hep biraz rahatlık olmalıdır. Sevginin güzelliğiyle harmanlanmalıdır bir kalp. İmkansıza inanmalı, göz yaşlarıyla yeniden doğmalıdır. Bugün bu çağda güvenler kırıldıkça, insanlık yanıp yıkıldıkça tutunulacak değnekler de tek tek kırıldı. Keşke demeden edemiyorum. Keşke şimdi yeniden herkes birbirine daha güzel davransa. Bakışlardaki masumiyet geri gelse. Sadık dostluklar yeniden kurulsa. Keşke özlem, tek bir dilekle geçecek olsa. Oysaki hasretler hiç bitmez, tükenmez. Geçmiş geri gelmez. Zaman, yeniliği ve tazeliği getirirken ne götürdüğünü hiç bilmez.


Yaşamak şimdi, sizi hiç duyamayacak birine hikayeler okuyup tepki vermesini beklemek kadar zor. Yaşamak şimdi bir tiyatro sahnesinde rol yapmak kadar yetenek işi ve maske gerektiren bir eylem. Yaşamak esaslı dünyaların, cesur benliklerin buluşacağı ortak nokta. Nefes almaktan fazlasına ihtiyacımız var. Robotlaştırdığımız her şeyi hissedebileceğimiz haline geri çevirmeliyiz ki yeniden canlansın duygularımız. Bir melodide bile içselliği taşımalıyız. Gülmeyi yeniden öğrenmeli, acıdan kaçmamalıyız. Her şeyin bireyler için olduğunu hatırlamalıyız. Korku da yeniden doğurur insanlığı, cesaret de. Her şey zıttıyla var olurken evrende kendimizi iyi hissetmekten de kötü hissetmekten de alıkoymak hissiyatımıza kelepçe vurmaktan başka bir şey olmaz. Fazlasını istiyorsak, daha iyisini düşlüyorsak bize varlığımızı hissettiren olgulardan da kaçmamalıyız.



Gürül gürül akan bir çağlayan yaşamak. Yenilgiler, korkular, gülümsemeler ve kavuşmalar içinde. Doğumdan itibaren en güzel ve en kötü hediye bize. Çünkü ölüm de yaşam da bizim içimizde...


55 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.