Yazmak Üzerine

Bir yazıda en zorlanılan yer başıdır şahsımca. Diğer her şeyde olduğu gibi.

İnsan yazarken zorlanır aslında. Kelimeleri özenli seçmeye çalışır, yerlerini değiştirir cümlede... Kedinin fareyle oynaması gibi oynar insan yazarken. Aynı şu an benim yaptığım gibi.


'Yazmak için ne gerek?' soruyorum çoğu zaman. Uzun süre cevapsız kalıyor bu sorum. Üstüne düşünmüyorum, geçip gidiyor. Ama şimdi zihnime atıp, bulandırma sırası değil.


Yazmak için bilmek mi gerek sadece, yoksa tanımak mı bir şeyleri? Yoksa sadece içindekileri dökmek de yazmak olur mu? Yazmak yetenek mi ister?


Yazmak için bilmek gerekmez bence. İnsan yazdıkça farkına varır bazı şeylerin. Yazmak için bilgi gerekmez. İnsan insanı tanımalıdır öncelik.


Koskoca hayatımızda dönüp baktığımız her insanın içinde yazmaya dökülecek anılar, hikayeler vardır. Gözlerinde yorgunluk, yaşamışlık belki de. Yazmak için bunları hissetmek gereklidir belki de.


İçimizden geçenleri yazmak da yazıdır bana göre. Yetenek falan da istemez öyle. Sadece anlamak için bile yazılır bazı satırlar.

İnsan yazınca daha iyi anlar her şeyi. Kendini daha iyi anlar, çevresini daha iyi anlar, empatiyi ve empati yapmayı anlar. İnsan yazdıkça keşfeder. Toplumu, çevreyi, en çok da kendini...

Üzülüp sıkıldığında, dolup bıktığında, mutluluktan havalara uçtuğunda, kırgınlıktan kırıldığında, sinirden ağladığında... Yazar insan. İçini dökmek için. Kendini anlatmak için, duyurmak için...


Belki en yakınına içini döker insan, belki bir kağıt parçasına, belki defterlerin arasına... Ama insan yazar. Hafiflemek için, başkalarını öğrenmek için, kendini öğrenmek için.


Her satırda daha da hafifleriz beynimizde geçenleri bir yerlere aktardığımızda, bir yerlerde anlattığımızda, kendimizden bir parçayı yansıttığımızda şahsımca sanattır bu yaptığımız.


Kendinden bir parçayı yansıtmak sanattır. Bilmek gerekmez hiçbir şeyi.


Kendimizi bilmek dışında.






47 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.