Yeni Başlangıçlar: 17


Herhalde her insan küçükken gelecekteki kendisiyle ilgili hayaller kurar. Gelecekte nerede ne yapıyor olacağım? Nasıl görüneceğim? İstediğim şeyleri yapabilecek miyim yoksa bambaşka şeyler mi yapıyor olacağım? Ben küçükken daima genç bir kız olmanın hayalini kurardım. Daha özgür hissetmek, istediğim şeylere daha kolay erişebilmek isterdim. Eğer genç yaşa gelirsem beni hiçbir şey durduramaz, istediğim her şeyi başarırım diye düşünürdüm hep.

Ama hiçbir zaman öyle olmadı.

Büyüdükçe omuzlarıma binen yükler arttı. Sorumluluklarım vardı artık. Yapmayı belki istemediğim zorunda olduğum şeyler vardı. Bu bana öyle yabancı bir duyguydu ki her yeni sorumluluğu başta garipsedim, benimsemem uzun zaman aldı. Artık ipleri elime alma duygusuna daha yakındım, ama bunu istemekten daha uzak.


Ergenliğimin her dakikası on altıncı yaşımı beklemekle geçti. On altı benim için çok büyük bir yaştı. On altı yaşındaki insanlar benim gözümde yetişkinden fazla olurdu. Hayatım boyunca sabırsızlıkla beklediğim on altıncı yaşımı dün geride bıraktığımda gördüğüm şey bir boşluktan fazlası değildi oysa.


Ben küçükken hayallerimi sevdiğim insanlarla çok paylaşırdım. Onlara derdim ki, "Ben on altı on yedi yaşlarına geldiğimde herhalde ilk kitabımı çıkartmış olurum. Ondan sonrasını bilmiyorum." Kendimden öyle emindim ki. Bunu başaracağıma inanıyordum. Çünkü daima elime geçen her şeye kalemimin mürekkebini damlatırdım. Duygularımı, fikirlerimi yansıtmada yazmaktan daha önemli bir şey olmadığının farkındaydım. Rengarenk kalemler, her sayfası dolup taşmış defterlerden geriye hiçbir şey kalmadı.


Bana dair her şeyin gittikçe yok olduğunu fark ettim.


Eskiden büyük beklentiler içinde hayalini kurduğum zamanların içindeyim ama bomboş, beyaz duvarları olan bir odada bir sandalyeye oturmuş bekliyor gibiyim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Nereye gittiğimi bilmiyorum, ben artık neyi başarırım bilmiyorum. Artık elimde rengarenk kalemler yok benim. Tüylü kapakları olan güzel defterler de yok. Ben neyi istiyorum, ne için savaşıyorum bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bu durumun beni hiç mutlu etmediği. Ama buna bir dur da diyemiyorum.

Kendimi yazarak ifade ediyorum. Yazarak iyileşiyorum. Yazmadığım zamanlar ne kadar fazlaysa o kadar kayboluyorum sanki. Ama yazamıyorum. Başladığım cümlelerin devamı gelmiyor gibi hissediyorum. Romanımın devamını zihnimde görebiliyorum ama onu kalemime dökemiyorum.

Ama bugün, benim on yedinci yaşımın ilk günü.


Kendime dair bir şeylerin artık değişmesi gerekiyor, bunun net bir şekilde farkındayım. Zihnimi daha fazla bana ait olmayan düşüncelerle doldurmak istemiyorum. Kendime çok yüklendiğimi hissediyorum. Ama bence ben bu kadarını hak etmiyorum. Ben iyi hissetmek istiyorum ve bunu her insan kadar hak ediyorum. Eskisi gibi elime kalemimi alıp kendimi diğer her şeye kapatmak istiyorum. Kendime, geçmişime haksızlık etmek istemiyorum. Tüm bunların geçmişimdeki bir hayal, bir fikir olarak kalmasını değil gerçek olmasını istiyorum.

Beraberken iyi hissetmediğim, bana iyi gelmeyen kimseyi yanımda görmek istemiyorum. Bir insanın kendine yapabileceği en kötü şeylerden biri ona kötü geldiğini bile bile o şeye devam etmesidir. Artık kendime iyi davranmak istiyorum. Bu yaşıma kadar önceliğim hep diğer insanlara iyi davranmak oldu, kendimi incitme pahasına. Ki bunu her zaman yaptım. Kendimi hep diğer şeylerin arkasına attım.


Sevdiğim şeyleri hep zorunda olduğum şeylerden arta kalan zamanlara sakladım. Kitap okumaya bile vakit ayırmaz oldum, kitap okumayı boş zaman aktivitesi olarak gören insanlar gibi. Ama ben hiçbir zaman böyle biri değildim. Gittikçe benliğimden uzaklaşıp yeni bir kimliğe bürünmek istemiyorum. Gerçek bene ihtiyaç duyuyorum, çünkü benim ondan başka sahip olduğum hiçbir şey yok.


On yedi. Umarım bana iyi gelirsin. Çünkü buna gerçekten çok ihtiyacım var.



67 görüntüleme

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.