YENİ YAŞIMA MEKTUP



Birkaç gün sonra doğum günüm ve 23 yaşımı dolduracağım. 23 yıl... Yazmaya başladığım zamandan beri her sene doğum günümden birkaç gün önce o senemin nasıl geçtiği ile ilgili ve o yaşımın bana neler öğrettiği ile ilgili yazı yazarım. Bu aslında kendimi geliştirebilmek adına yaptığım en önemli olaylardan bir tanesi diyebilirim. Bu sayede başarılarımı ve duygularımı fark edebiliyorum. Birçok insan pişmanlıklarını da sayabilir ama 23 yıldır ya da bilincimi kazandığımdan beri demem daha doğru olur, pişmanlık duyduğum olaylar olmadı. Bunun sebebi her kötü olaydan bile bir şeyler öğrenmeye çabalamam ve kötü bir durumda bile duygularımı gizlemeden yaşayıp o durumu, o olayı atlatmamda olabilir.

Açıkçası 22. yaşımdan çok umutluydum. Kendimi çok daha farklı hissediyordum ve yapmak istediğim bir sürü şey vardı. Hepsini yapabildim mi emin değilim. Çünkü bu sene fark ettim ki bazı durumlar sadece bize bağlı değilmiş. Ne kadar çabalasam da ne kadar kendimden emin olsam da istediğim şeyler ya da gerçekten hak ettiğimi düşündüğüm şeyler sadece bana bağlı olmadığından dolayı gerçekleşmeyebiliyormuş. Hatta bazen çok daha fazla bir şekilde zorlamam gerekebiliyormuş. Bu her zaman Pollyanna gibi olan bir insan olduğum için yeni öğrendiğim bir durum oldu. En önemlisi de yıllarca istediğim ve bu amaçla çabaladığım durumların bile aslında tam olarak isteyip istemediğimi bilmediğimi fark ettim. Çok garip değil mi? Bu yaşımı biraz melankolik bir şekilde geçirdim ki belki de bu neden ile de kişisel gelişim kitaplarına ve psikolojiye yöneldim ve kötü olduğunu düşündüğüm bir zamanı daha değerli, daha mutlu bir şekilde atlatabildim. En güzel yanı da yeni ilgi alanlarımı keşfetmiş oldum. Bu zamana kadar bana sıkıcı gelen kişisel gelişim ve psikoloji alanlarının aslında beni ne kadar mutlu ettiğini ve çok fazla sevdiğimi, bu konularda daha çok bilgi edinmek istediğimi gördüm.


İlk defa kendim için yazacağım bir yazıyı paylaşabilme kararı alabilmemin sebebi ise insanların umutsuzluğa kapıldıklarında bile durumu kendi avantajlarına çevirebileceklerini ve yapmayacaklarını düşündükleri konularda bile yeteneklerinin olabileceğini görmeye başlamam oldu. Kendinizi her zaman geliştirmeye devam ettiğiniz de insanlar ile daha çok empati kurabilmeye başlıyorsunuz ve bu sayede de daha anlayışlı, daha pozitif ve daha mutlu bir birey haline geliyorsunuz.

Bu sene belki de hayatımın en duygusal, en mutsuz ama bir o kadar da en mutlu ve en kendimi geliştirebildiğim bir yıldı benim için ve eğer umutsuz olduğum bir anı bile avantaja çevirmeye kalkmasam ya da daha güzel şeylerin beni beklediğine inanmasam çok kötü bir sene geçirecektim ve her 22 yaşımı hatırladığımda “O sene benim için çok kötüydü hatırlamak bile istemiyorum.” diyecektim. İşte şu an tüm bunları yazabilmemin, yazmak istememin sebebi de tam olarak bu. Asla ama asla duygularınızı yaşamayı bırakmayın ama kendinize her zaman inanın ve her durumu kendiniz için fırsata çevirebilip çok daha mutlu olabilin. Ve son olarak 23 yaşıma ufak bir not yazmak istiyorum...


Her zamanki gibi mutlu olmaya ve bir şeyler için çabalamaya devam et. Her çabaladığında ne kadar yorulduğunu düşünsen bile kendine birçok şey katabiliyorsun ve bu seni aslında daha mutlu ediyor. Yeni hedeflere yönelmekten ya da yeni bir şeylere başlamaktan korkma…


“Bulduğun şey, saf maddeden yapılmışsa hiçbir zaman çürümeyecektir. Ve oraya bir gün geri döneceksin. Bir yıldız patlaması gibi bir anlık ışıktan başka bir şey değilse o zaman geri dönüşünde hiçbir şey bulamayacaksın. Gene de en azından bir ışık patlaması görmüş olacaksın. Yalnızca bu bile yaşamış olmanın zahmetine değer.”

- Paulo Coelho

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.