Zamandan Kaçan


Her şey bir çırpıda olsun.


Beni yıpratmasın, yormasın, kırmasın. Yanlışlıkla da olsa ayağım takılmasın, uçurtmam uçmasın isterim. Zor olan her şeyi daha da zorlaştırmak elimde değil. Korkmak yakınlaştırır ruhumu karmaşık olan her şeye, hepsinden korktuğum sürece tüm bu istekler sadece beynimin içinde hapsettiğim gerçek dışı şeyler olacaktır.


Mesela hep kaçarım ben. Beklemek ve yüzleşmek gibi cesaret gerektiren özellikler, sanki dünyada bulunmamış gibi yaşarım. Bu yüzden uzaktan bakıldığında yaşamaya çalışan biri yerine, yalpalanan olurum yalnızca. Bunun için ben mi suçlanacağım? Hayır, birbirimizin hayatında böylesine etkiliyken bir suçlu aramak kadar kibir barındıran bir şey olamaz. Yani korkma sevgili kalbim, varlığını yok saymayacaklar bir süre daha. Ne? İnsanlar mı? Onların kalbinin olup olmadığını nasıl utanmazca sorma hakkını bulursun kendinde? Ne ayıplanacak bir varlık oldun, seni bir bunca sene daha iyilik beklercesine nasıl taşırım?

Yazık.

Duyamazsın beni.


Gürültü çıkarmanın ne anlamı kalır, duyamayan varsa. Ama ben duyuyorum. Zihnimin içindeki rezonansların ne dirençli ve isyankar olduğunu bilip onları bir dostummuş gibi dinlediğim için yavaşlayamıyorum. Yine de kapı dışarı edilmiş birinin dostundan bahsetmeyeceğim, böylesi yalancı bir adamın zaten dostlarından bahsedebilecek bir yüzü kalmış olması imkansız.


Bak! beni yavaşlatıyorsun. Artık yazarken dahi hızlanmalıyım. Onları sevmiyormuş gibi daha da hızlı yazmalı, kaçma isteğimi belli etmeden uzaklaşmalıyım. Bir çırpıda olmalı her şey. Çünkü kusurlu olacak diye endişeleniyorken bir işi bitirmek oldukça güç.


Tekrar yargılıyorsun beni değil mi? "Hayatı yaşa, sonra zaman kalmaz." diyorsun. Şimdi kendin dedin, zaman kalmaz bana. İşten eve her döndüğümde geçtiğim, ağaçlarla çevrili ve tek bir sokak lambasının aydınlattığı, ilkbaharda pembe ve beyaz çiçeklerin açtığı sokaktan bile geçmeye zamanım yok. Ben yaşlı bir adamım, saçlarımdaki beyazlar dostlarımdan bulaşma ve kırışıklıklarım sadece yaşamsal. Bu yüzden beni yargılaman için çokça tanıman gerekir.

Seni affedeceğim. Kalp affedilmezse, nasıl reddedilmişliği ile atmaya devam eder? Sen ise karşılığında, merdivenler çıkılırken hızlı atmayacaksın. Bu yaşıma rağmen merdivenleri sevmekten vazgeçmek benim için mümkün olamaz. Biraz kolay olabilse tüm bunlar, bana yetecek.


Bilirsin, bu vakitten sonra eski bir adam olup çıkarsan kapıdan, bir daha da açmazlar. Sen söyle, en azından saygı diye bir şeyin olduğunu hatırlayıp kapıyı arkamdan çarpmasınlar. İyi bir adamım ben, huysuz ama iyi bir adam,

sadece yavaşlayamayan.

©2019 by fikirkolektif. Tüm hakları saklıdır.